İnsan bencil bir varlıktır. Bu cümle kulağa sert gelebilir ama hayatın bize öğrettikleri, er ya da geç bu gerçekle yüzleştirir. Ben de bu yüzleşmeyi kendi yaşamımın en derin acılarından biriyle yaptım.
Ruhun tekamül yolculuğunu deneyimlemek için geldiğimiz bu dünyada çoğu insanın egosal ve çıkar odaklı yaşaması beni sık sık düşündürürdü. Fakat gerçek anlamda yüzleşmem, sevdiğim bir varlığın kaybıyla oldu. Kaybın ardından yaşanan özlemler, içimdeki boşluk ve gerçekleşmeyen hayaller, bana egonun ve bencilliğin hayatımızdaki görünmez gücünü hatırlattı.
Sevgi dediğimiz şeyin özünde ne vardır? Birinin varlığını gerçekten mi severiz, yoksa bize hissettirdiklerine mi tutunuruz? Sevildiğimizi bilmek mi bizi yaşatır, yoksa gerçekten seviyor olmak mı? İşte bu sorular, kaybın ardından zihnimi sürekli meşgul etti.
Kendi deneyimimden yola çıkarak şunu sordum: Eşime duyduğum özlem, gerçekten ona duyduğum özlem miydi, yoksa onun bana yaşattığı duyguları mı özlüyordum? Belki bu ayrımı yapmak mümkün değil. Çünkü insanın hisleri, hem kişiye duyulan özlemden hem de onun bizde uyandırdıklarından beslenir. Ve aslında sevgi, tam da bu bütünlük değil midir?
İnsanın bencilliği belki de burada gizlidir: Hep kendi hislerine, kendi eksikliğine, kendi acısına odaklanır. Ama farkındalık bize şunu öğretir: Sevgi yalnızca bize ait bir duygu değildir; aynı zamanda karşımızdakinin ruhuyla birleştiğimiz bir alandır.
Hayatın ironisi şudur: Bencilliğimizi kabul ettiğimizde, aslında daha alçakgönüllü ve şefkatli oluruz. Çünkü kendi çıkarlarını inkâr eden insan, onları fark etmeden aşamaz. Kendimizi tanıdıkça, kırılgan yanlarımızla yüzleştikçe başkalarını da anlamaya başlarız.
Belki de kayıplar bu yüzden ruhun en büyük öğretmenidir. Çünkü bize şunu gösterir: Sevgi sandığımız şeyin altında çoğu zaman, bize iyi hissettiren duygulara olan bağımlılığımız yatar. Ama derinlere indikçe anlarız ki, sevgi yalnızca bir his değil; varlığımızı bütünleyen, bizi biz yapan bir bağdır.
O halde hangisi gerçektir? Belki de ikisi birden… Çünkü sevgi de, özlem de, bencillik de insan olmanın ayrılmaz parçalarıdır. Hepsi, “ben”den başlayıp “biz”e doğru ilerleyen yolculuğun duraklarıdır. Ve belki de bencillik, düşündüğümüz gibi bir kusur değil; ruhun olgunlaşması için karşılaştığı en önemli öğretmenlerden biridir.
Belki de insanın en büyük sınavı, bencilliğini fark edip onu sevgiye dönüştürebilmektir.