☰
✕

İnsan Unuttuğu Yerden Hasta Olur

İnsan her şeyi zihninde taşıyamadığında, beden devreye girer.

Zihnin geride bıraktığı, ertelediği ya da susturduğu ne varsa, bir gün başka bir dille kendini göstermeye başlar. Çünkü beden unutmaz; yalnızca konuşma biçimini değiştirir.

Başta çok küçük işaretler verir.

Geçmeyen bir yorgunluk, sabahları sebepsiz tutulan bir omuz, akşamları ağırlaşan bir göğüs hissi… “Geçer” deriz. “Strestendir.” Oysa çoğu zaman stres dediğimiz şey, adını koyamadığımız duyguların birikimidir.

Zihin, bazı anıları bilinçten uzak tutarak bizi korur.

Ama bedenin böyle bir seçeneği yoktur. O, duyguyu olduğu gibi taşır. Söylenemeyen sözleri kaslara, bastırılan öfkeyi eklemlere, tutulamayan yasları bağışıklık sistemine bırakır. Bu yüzden bazı hastalıklar bir organın değil, bir yaşantının sonucudur.

Tıp bugün şunu kabul ediyor:

Uzun süreli duygusal baskı, bağışıklık sistemini zayıflatır; iltihabi süreçleri artırır ve vücudu kendiyle mücadele eder hâle getirir. Yani beden bazen dışarıdan gelen bir tehditle değil, içeride tutulmuş bir yükle savaşır. Ve bu savaşın adı çoğu zaman “nedeni bilinmeyen” hastalıklardır.

İnsan unuttuğu yerden hasta olur; çünkü orası hâlâ açıktır.

Kapatılmamış bir kapı, tamamlanmamış bir cümle, yarım bırakılmış bir yas… Hayat devam eder ama beden o anın içinde kalır. Takvim ilerler, hücreler bekler.

Bu yüzden bazı insanlar güçlüdür ama iyi değildir.

Çünkü güçlü olmak, iyileşmek anlamına gelmez. Dayanmak, şifa değildir. Beden bir noktada bu ayrımı hatırlatır; dinlenmeyen ruhu, hastalıkla durdurur.

Hastalık burada bir ceza değil, bir çağrıdır.

“Bakmadığın yere bak,” der.

“Geçti sandığın şeye geri dön,” der.

Ama bunu bağırarak değil; ağrıyla, halsizlikle, direnç kaybıyla anlatır.

İyileşme her zaman geçmek demek değildir. Bazen anlamak demektir.

Bazen ilk kez yavaşlamak. Bazen “ben bunu o zaman taşıyamamışım” diyebilmek.

Ve belki de en önemlisi:

Bedenin düşman olmadığını fark etmek. Çünkü beden, unuttuğumuzu hatırlatmak için hasta olur. İnsan, kendine en çok uzak düştüğü yerden çağrılır.

Ve iyileşme, tam da oraya dönmeye cesaret ettiğimizde başlar.