☰
✕

İstihbaratçının Defterinden: Kadim Topraklarda Yeni Kartlar: MI6, CIA ve Sinsi Oyun

Evet dostlar; ülkeler arasında bazen dışarıya sorun varmış gibi yansıyan durumlar olabilir. Ancak devlette her zaman devamlılık esastır. Devletler her konuda tam bir mutabakat sağlayamasa bile, kendi kurumsal mevzuatları ve gelenekleri gereği dış dünyaya karşı tek bir vücut olarak hareket ederler. Özellikle söz konusu olan Türk devletleri ise bu duruş çok daha sarsılmazdır.

Geçenlerde istihbaratçı dostumla yine bir sabahçı kahvesinde bir araya geldik. Uzun uzun, derin bir sohbete daldık.

"Dünyadaki dış politikaları izliyor musun?" diye sordu ve ekledi: "ABD ve İsrail Ortadoğu’da yeni bir hegemonya kurmaya çalışırken İngilizler de denkleme dâhil oldu; MI6 ajanları sahada yerini aldı. CIA ve MOSSAD iş birliği zaten kemikleşmiş durumda. Şimdi orada 'Yeni bir Mezopotamya’nın temellerini atıyoruz' diyecekler."

Çünkü Mezopotamya, bugünkü insanlık medeniyetinin "ana rahmidir"!

Evet, bu coğrafya medeniyetin doğduğu yerdir. Dolayısıyla burada yaşanan acılar, her daim tüm insanlığın müşterek acısı olma vasfını haiz olmuştur. Zira bu bölge, insanlık bilinçaltının da ortak hafıza coğrafyasıdır.

Dostum anlatmaya devam etti:

"Kripto FETÖ unsurları, Azerbaycan ile mükemmel yürüyen ilişkilerimizi tahrip etmek için yoğun bir çaba içinde. Oysa Azerbaycan; FETÖ’ye ilk cephe alan, örgütün kurumlarını hızla kapatıp mensuplarını Türkiye’ye teslim eden ilk ülke oldu. Şimdi ise orayı başörtüsü üzerinden karıştırmaya yönelik provokasyonlar tezgahlanıyor. Türkiye’deki bazı çevreler Azerbaycan'ı İsrail yanlısı olmakla suçlarken, aslında bu kirli oyuna zemin hazırlıyorlar. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bölgedeki temasları ve diplomatik dengeleri tamir etme çabaları ise bu karmaşık süreçte dikkatle izleniyor. Fidan’ın siyasi geleceği ve sonraki dönem için adı sıklıkla geçse de, bu yolda önüne çıkarılacak küresel engeller ve uluslararası dengeler de göz ardı edilmemeli."

Süreç oldukça sinsi ilerliyor. Azerbaycan’daki some medya uzantıları üzerinden kurnazca algı operasyonları yürütülüyor. Bölgesel zirvelerde yaşanan diplomatik çıkışlar, iç kamuoyuna yönelik abartılı propagandalarla servis ediliyor. Bir yandan Azerbaycan hedef tahtasına oturtulmaya çalışılırken, diğer yandan diplomatik dengeler manipüle ediliyor. Bu kirli oyuna ve manipülasyonlara karşı devlet aklının son derece uyanık olması gerekiyor.

Unutulmamalıdır ki Azerbaycan ve Türkiye iki kardeş ülkedir; iç meseleler kendi aralarında kalır. Ancak şu an asıl büyük süreç, kartların yeniden dağıtıldığı Mezopotamya sahasında yaşanıyor. Yeni bir dünya düzeninin fitilini buradan ateşlemek istiyorlar.

İslam medeniyeti Mekke’den çıkmış olmasına rağmen, asıl kurumsal ve fikri meyvelerini Mezopotamya sahasında ve çevresinde vermiştir. Abbasiler, Samanoğulları, Büveyhoğulları, Karahanlılar ve Selçuklular gibi medeniyetin kurucu ve sürdürücü aktörlerinin bir ayağı hep Mezopotamya’da olmuştur. Ne var ki İslam medeniyetinin duraklamasıyla birlikte, Mezopotamya da o eski doğurgan ve birleştirici kabiliyetini zamanla yitirdi.

İşte bugün bu süreci kendi çıkarlarına göre yönetmeye çalışanlar; kadim toprakların etnik, dini ve sosyal kimliğini bozarak kutsal toprakların büyüsünü bozmak istiyorlar. Kadim geleneklerin izlerini tamamen silmek adına sahada olan bu şer odakları, aslında yabancımız değil. Yüzyıllar önce Ortadoğu’nun zenginliklerini ve kadim sırlarını ele geçirmek için bu topraklara kan kusturan Tapınak Şövalyeleri, bugün kabuk değiştirmiş modern uzantılarıyla yeniden iş başında. Şeytaniyatın emrine giren bu yapılar, geçmişte olduğu gibi bugün de aynı gizli ajandaya hizmet eden birer piyon olarak Mezopotamya'yı yeniden şekillendirme gayretindeler.