İZMİRLİ CÜCEYE...

“Hatay’ın çoğu Arap'tır, hâlâ da öyle.

O zamanlarda da öyleydi. Hatay Türkiye topraklarına katıldığında ilk yapılan iş ezanın yasaklanması oldu” demek en hafif tabirle ihanettir.

O halde Hatay’ı Arap topraklarına mı katalım.

Aziz Atatürk’ün hasta yatağından ülke topraklarına kattığı Hatay’ı, ezan üzerinden tartışmaya açmak, büyük yalan yaratıp küçük beyinleri inandırmaya çalışmak İngiliz ve ABD gibi ülkelerin dış istihbarat servislerinin yöntemidir.

Bu yöntemi iyi görmediniz mi?

15 Temmuz neydi?

İslam'da olmayan ruhban sınıfının temsilcisi gibi giyinip halkımız kandırma gayreti ihanettir.

Bu ülkeye ihanet eden, er ya da geç bedelini öder.

Çok sayıda teşekkür maili alan aşağıda ki makaleyi akıl sahibi dostlarımın bilgisine arz ediyorum.

TOPAL MOLLA

1920 yılında, Afganistan’da Topal Molla adıyla, sakallı, cübbeli, şalvarlı, sarıklı ve elinde tespihiyle bir zat ortaya çıkar. Önce dergâh(Tekke) kurar ve bir cemaat oluşturur. Hemen ardından kendi adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’Topal Mollanın şöyle büyük bir evliya, büyük bir ulema ve şeyh olduğu’’ şeklinde yalanlarla reklamını yaptırır.

Üç yıl gibi bir zaman içinde Topal Molla’nın müritlerinin sayısı 200 bini ve 1925 yılına gelindiğinde müritlerinin sayısı 300 bini aşar.

Topal Mollanın müritlerinin sayısı 300 bini aşınca din kullanılarak Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatılmış. Bu ayaklanma süresince büyük katliamlar yaptırılarak oluk oluk kan akıtılmıştır; Afgan Kralı Emmanullah Han bu olaylara engel olamaz. Ülkenin menfaati için Kral 1929’da ülkesinden kaçarak ayrılır.

Kral Emmanullah Han, vatanından ayrılmak için, Kabil Hava Limanında İtalya’ya gitmek üzere uçağın hareketini beklerken, aniden yanına esrarengiz bir kişi yaklaşır ve kendisine, “Beni tanıdınız mı, ben meşhur Topal Molla’yım” der. İngiliz ajanı Topal Molla, sarığını, fesini atmış, uzun sakallarını kesmiş, başında İngiliz fötür şapkası ve kravatıyla, kazandığı zaferin mağrurluğu içinde İngiltere’ye yola çıkmıştı. Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başarıyla bitirdim ve şimdi İngiltere’ye dönüyorum” der.

Kral Emmanullah Han; acı acı iç çektikten sonra, İngiliz ajanı Topal Molla’ya der ki; ‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, dini kullanarak halkımı öylesine etkilemiştin ve onların gönüllerine girmiştin ki senin İngiliz casusu olduğuna halkıma inandıramadım” der.

Böylece İngiltere, 1919 yılında, Afganistan, İngilizlerden bağımsızlık hakkını Ravalpindi savaşı ile kazanan Afganistan’dan öcünü almış olur; tıpkı 1. Dünya Savaşı yıllarında Arapları Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandırmak için İngiliz ajanı Thomas Edward Lawrence’ı din adına kullandığı gibi.

Hiçbir zaman İngiliz ve haçlı zihniyetinin İslam devletleri üzerindeki hain emelleri bitmez. Her türlü Bizans oyunları oynanır, oyunlar dün Afganistan’da olduğu gibi bugün de devam etmektedir. 2016 yılı 15 Temmuz’da olduğu gibi. Ülkemizdeki kalkışma bunun bir örneğidir.

( YESEVİ aylık Sevgi Dergisi, sayı 302, Şubat 2019 )

Cumhuriyetin ilk yıllarında bu topraklara gelip "ücretsiz size Allah rızası için dininizi öğretiyorum" diyenleri, "Gavur Atatürk dinimizi yıktı" diyenleri iyi araştırın bakın altından ne çıkacak.

Fesli deli zavallı besleme ve bugün onun şürekası aklınızdan çıkmasın.

Değerli dostlarım:

Ben insanlığın kurtuluşunu özgür düşünce ve hür akılda buluyorum.

Özgür düşüncenin yolu da yalnız Allah’a kulluktan, diğer geriye kalan bütün düşünceleri yıkmaktan geçer.

Özgür düşünce yakalayamayan, o akla sahip olamayan herkes, her birey, makamı, gücü, kudreti ne olursa olsun sahibine sadakat göstermek için yalakalık yapan köpekten başka hiçbir şey değildir.

Allah insana verdiği en büyük nimet akıldır, -ki akıl özgür düşünceden ortaya çıkar.

Size kurtarıcı söyleyeyim mi?

KUR-AN

Apaçık kitabı okuyun.

İslam'da hoca, din adamı vb. sınıf yoktur.

Doğru yolda olana selam olsun.