Eskilerin sıkça kullandığı ve kadınla erekeğin her anlamda eşit olduğu günümüzde ise, pek işlevselliği kalmayan bir söz vardır: “Elinin hamuruyla, erkek işine karışmak.”
Dediğim gibi içinde yaşadığımız zaman diliminde, biyolojik fark ve özelliklerinin dışında, erkekle kadının birbirinden hiçbir farkı yok.
Bu durum, yakın zamana kadar erkek egemen bir spor branşı olan futbol için de böyle. Bir zamanlar kimsenin hayal bile edemeyeceği bu durum artık tüm çıplaklığıyla gözümüzün önünde.
İşte size en çarpıcı kanıtı:
Kadın futbolunun ABD’li yıldızı Trinity Rodman’ın Washington Spirit ile imzaladığı ve yıllık bonuslar dahil 2 milyon doları bulan sözleşmesi, bu değişimin en net göstergelerinden biri. Bu sadece bir maaş rekoru değil; yıllardır görmezden gelinen, küçümsenen ve ötelenen bir emeğin nihayet hak ettiği değeri görmesinin sembolü.
Rodman’ın hikâyesi, kadın futbolunun son yıllarda yakaladığı yükselişin adeta özeti gibi bir anlamda. 23 yaşında, hem kulüp, hem de milli takım düzeyinde fark yaratan bir oyuncu o. 2021’de Washington Spirit’i şampiyonluğa taşıyan kadronun parçası oluyor, ‘Yılın Çaylağı’ seçilen, sonrasında ABD Milli Takımı ile olimpiyat altını alıp, kritik gollere imza atıp, büyük turnuvalarda sorumluluk üstlenen bir karakter… Ve bugün, dünyanın en çok kazanan kadın futbolcusu.
Ama bu noktaya gelene kadar aşılması gereken çok büyük bir duvar vardı. Diğer hemcinsleriyle birlikte onun da. Yıllarca hep aynı cümle tekrarlandı durdu: “Futbol erkek işi, kadının bu kulvarda ne işi var?”
Doğruyu söylemek gerekirse, bu yalnızca bir ön yargı değil, sistematik bir bakış açısıydı. Sahalar erkeklere aitti, tribünler erkekler içindi, ekranlar erkek futbolunu gösterirdi. Kadın futbolu ise ‘hobi’, ‘alternatif’ ya da ‘Laf olsun diye yapılan ve pek te ciddiye alınmayan’ bir alan olarak görülürdü. Bugün ise tablo bambaşka bir boyutta.
Aitana Bonmatí’nin üst üste kazandığı Ballon d’Or’lar, dolu tribünlere oynanan Şampiyonlar Ligi maçları, milyonlarca izlenen Dünya Kupası karşılaşmaları ve şimdi de Trinity Rodman’ın rekor sözleşmesi… Tüm bunlar bir araya geldiğinde tek bir gerçeği haykırıyor: Kadın futbolu yükselmiyor, artık zirveye yürüyor.
Bu yükseliş sadece saha içi başarıyla da sınırlı değil. Ekonomik değer de artıyor, yayın gelirleri de yükseliyor, sponsorluklar da çoğalıyor. En önemlisi de küçük kız çocukları artık televizyonda kendilerine benzeyen kahramanlar görüp, “Ben de yapabilirim” diyebiliyor.
Trinity Rodman’ın “oyunun kurallarını değiştiren bir an” dediği şey de tam olarak bu. Bu sözleşme, gelecekte atılacak daha büyük adımların da habercisi. Tüm bunlardan hareketle, kadın futbolu artık bu sihirli oyunun kapısını çalmıyor; kapıyı kırıp içeri giriyor. Ve tablo da bize gösteriyor ki, bu değişim daha yeni başlıyor.
Hoşçakalın...