Bir ihbarla başlayan soruşturma, Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a, Arnavutluk'tan Gürcistan'a uzanan uluslararası bir yapılanma iddiasını ortaya çıkardı. Dosyadaki rakamlar ise sıradan bir adli soruşturmanın çok ötesinde soruları gündeme getiriyor: 41 kadın, 811 işlem ve milyonlarca liralık para hareketleri…
İstanbul merkezli 14 ilde düzenlenen operasyonun ardından ortaya çıkan tablo, insan bedeninin ticari bir faaliyetin parçası hâline getirildiği iddialarını yeniden tartışmaya açtı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, kadınların maddi menfaat karşılığında yumurta hücrelerini vermek üzere yurt dışına yönlendirildiği öne sürülüyor. Soruşturma kapsamında toplam 53 şüpheli belirlendi; bunlardan sekizi tutuklandı, 36'sı hakkında adli kontrol kararı verildi. Diğer şüphelilere ilişkin işlemler de soruşturmanın kapsamı içinde değerlendiriliyor.
Ancak dosyanın asıl çarpıcı yanı yalnızca şüpheli sayısı değil. Kadınların nasıl bulunduğu, sağlık süreçlerinin nasıl organize edildiği, seyahatlerin kimler tarafından düzenlendiği ve para trafiğinin hangi bağlantılar üzerinden yürütüldüğü, soruşturmanın merkezindeki sorular arasında yer alıyor.
811 İŞLEMİN ARKASINDA NE VAR?
Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan bilgilere göre, soruşturmada 41 kadın tarafından toplam 811 kez yumurta satışı gerçekleştirildiği tespit edildi.
Bu sayı, yalnızca bir istatistik olarak okunmamalı. Her işlemin hangi koşullarda gerçekleştiği, kadınların süreç hakkında ne ölçüde bilgilendirildiği, tıbbi uygulamaların nasıl yürütüldüğü ve maddi ilişkilerin nasıl kurulduğu ayrı ayrı önem taşıyor.
Savcılık açıklamalarına yansıyan bilgilere göre soruşturma; teknik takip, telefon kayıtları, banka hareketleri, Mali Suçları Araştırma Kurulu verileri, kargo bilgileri ve yurt dışı seyahat kayıtlarının incelenmesiyle derinleştirildi.
İddialara göre organizasyonda kadınların muayeneleri ve ilaç süreçleri düzenleniyor, ardından bağlantılı kliniklerde işlem yapılması amacıyla yurt dışına çıkışları koordine ediliyordu.
Bu noktada cevap bekleyen temel soru şu: İnsan sağlığını doğrudan ilgilendiren bir süreç, nasıl olup da ticari organizasyon iddialarının konusu hâline geldi?
PARA, SAĞLIK VE SINIRLAR ARASINDAKİ İLİŞKİ
Soruşturmanın Türkiye dışına uzanması, dosyanın dikkat çekici boyutlarından birini oluşturuyor.
Yetkili makamların açıklamalarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Arnavutluk ve Gürcistan bağlantıları yer alıyor. Bu ülkeler arasındaki seyahatler, klinik bağlantıları ve para hareketleri soruşturmanın incelenen başlıkları arasında bulunuyor.
Uluslararası bağlantılı dosyalarda en önemli meselelerden biri, farklı ülkelerdeki uygulamalar ve denetim mekanizmaları arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulmasıdır.
Bir ülkede başlayan organizasyonun başka bir ülkedeki sağlık kuruluşuna, oradan da farklı hesaplara uzanması hâlinde, bütün sürecin izini sürmek daha kapsamlı bir inceleme gerektirir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalı: Bir ülkenin veya bir sağlık kuruluşunun dosyada adının geçmesi, o ülkedeki bütün kurumların ya da sağlık çalışanlarının hukuka aykırı faaliyet yürüttüğü anlamına gelmez. Sorumluluk, ancak somut deliller ve ilgili kişilerin eylemleri üzerinden değerlendirilebilir.
MADDİ İHTİYAÇ MI, TİCARİ BASKI MI?
Dosyanın en hassas boyutlarından biri de kadınların bu sürece hangi koşullarda katıldığı.
Maddi kazanç elde etmek isteyen bir kişinin karar vermesiyle, ekonomik sıkıntı içindeki bir kişinin baskı altında yönlendirilmesi aynı şey değildir. Bu nedenle soruşturmanın yalnızca para alışverişini değil, kadınların sürece nasıl dahil edildiğini ve hangi bilgilendirmelerin yapıldığını da aydınlatması gerekiyor.
Kadınların sağlık riskleri konusunda bilgilendirilip bilgilendirilmediği, tıbbi işlemlerin hangi koşullarda gerçekleştirildiği ve organizasyonda görev aldığı öne sürülen kişilerin sorumluluklarının ne olduğu, dosyanın insan sağlığı bakımından önem taşıyan başlıkları.
Burada kadınları yalnızca soruşturmanın bir parçası olarak görmek de eksik bir yaklaşım olur. Her kişinin dosyadaki konumu, sürece katılım biçimi ve varsa maruz kaldığı baskı ayrı ayrı incelenmeli.
Çünkü bu tür iddialarda asıl mesele, yalnızca kimin ne kadar para kazandığı değil; insan sağlığının, beden bütünlüğünün ve kişinin özgür iradesinin nasıl korunduğudur.
DENETİM MEKANİZMALARI NE KADAR ETKİLİ?
Soruşturma, üreme sağlığı alanında faaliyet gösteren kuruluşların denetlenmesi ve sınır aşan organizasyonların izlenmesi konusunda da önemli soruları gündeme getiriyor.
Tıbbi işlemler hangi koşullarda gerçekleştiriliyor? Aracıların rolü nerede başlıyor, nerede bitiyor? Yurt dışındaki kliniklerle bağlantılar nasıl kuruluyor? Para transferleri ve seyahat organizasyonları hangi denetim mekanizmalarına tabi tutuluyor?
Bu soruların cevapları yalnızca devam eden dosyanın aydınlatılması açısından değil, benzer iddiaların önlenmesi bakımından da önem taşıyor.
Sağlık alanında denetim, yalnızca bir işlem gerçekleştirildikten sonra sorumluları tespit etmekten ibaret olamaz. İnsanların doğru bilgilendirilmesi, tıbbi güvenliğin sağlanması ve hukuka aykırı ticari faaliyetlerin önlenmesi de aynı derecede önemlidir.
Ancak soruşturma sonuçlanmadan belirli kurumların denetim görevini ihmal ettiğini ileri sürmek doğru olmaz. Bunun için ilgili kayıtların ve somut bulguların değerlendirilmesi gerekir.
CEVABI BEKLENEN SORULAR
İstanbul merkezli soruşturma, insan bedeni üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddialarının ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteren bir dosya olarak gündemde.
Şimdi önemli olan, soruşturmanın bütün bağlantılarının somut delillerle ortaya çıkarılması. Kadınların sürece nasıl dahil edildiği, sağlık işlemlerinin hangi koşullarda yürütüldüğü, para hareketlerinin kimlere ulaştığı ve her bir şüphelinin dosyadaki rolü açıklığa kavuşmalı.
Adli soruşturmalarda tutuklama kararı suçun kesinleştiği anlamına gelmez. Her şüphelinin hukuki durumu, elde edilen deliller ve yargılama süreci sonunda belirlenecek.
Fakat bu dosyanın işaret ettiği temel mesele, yargı sürecinin ötesinde bir kamu yararı taşıyor: İnsan sağlığıyla ilgili işlemlerin ticari çıkarların gölgesinde kalmaması.
Çünkü insan bedeni, üzerinde sınırsız tasarrufta bulunulabilecek sıradan bir ticari mal değildir. Üreme sağlığı söz konusu olduğunda tıbbi güvenlik, bilgilendirilmiş karar ve insan onuru vazgeçilmezdir.
Bu dosyada asıl cevaplanması gereken soru yalnızca bu organizasyonu kimlerin yürüttüğü değil; insan sağlığını ilgilendiren bir sürecin, iddia edildiği gibi, nasıl olup da uluslararası bir ticari ağın parçası hâline gelebildiğidir.