Kamuoyuna zaman zaman yansıyan, kimi zaman ise sessizce görmezden gelinen bir gerçek var:
Anne babaların mallarını alıp,
ya da malları olmadığı için “eş istiyor” denilerek evlerinden çıkarılan anne babalar…
Sokaklarda kalan, bir kapıyı çalacak gücü bile kalmamış anne babalar…
Ne oğlu sahip çıkıyor,
ne kızı.
Bu tablo yalnızca birkaç haberden ibaret değil. Sosyal hizmet kayıtlarına, komşu ihbarlarına ve insan hikâyelerine yansıyan çok sayıda örnek, yaşlı anne babaların nasıl yalnız bırakıldığını açıkça gösteriyor.
Eş bulunur, çocuk olur;
ama gün gelir ne kardeş kalır,
ne anne, ne baba.
Anne babalık, karşılık beklemeden verilen bir ömürdür. Onların hayattayken edilen duası, sustukları kırgınlıkları ve içlerine attıkları sitemleri vardır. Mal ile ölçülmeyen bir değerdir bu.
Bu nedenle konuya bakarken suçlayıcı değil, insani bir farkındalık dili gerekir. Anne babanın kıymeti, hayattayken bilinir. Çünkü geç kalan pişmanlık, kaybedilen bir kalbi geri getirmez.
Dualarını sağken alın.