İlk bakışta sadece romantik ilişkilerle anılsa da, bu duygu insanın hayatının birçok alanına sinsice yayılabilir. Kimi zaman bir insana güvenip hayal kırıklığına uğrarsınız, kimi zaman da hayata, sisteme, hatta kendi seçimlerinize… Ve ne gariptir ki, çoğu zaman en çok kendimiz tarafından kandırılmış oluruz.
Kandırılmak, aslında yüzleşmeyi geciktirdiğimiz bir gerçekle bir gün aniden karşı karşıya kalmaktır. Bir söz, bir vaat, bir beklenti tüm bunlar zihnimizde kurduğumuz bir geleceğin tuğlalarıdır. Oysa o gelecek hiç gelmeyecektir. Ve biz, o olmayan gelecek uğruna geçen zamanı sorgular halde buluruz kendimizi.
Toplumsal düzeyde bu duygu oldukça yaygındır. Küçüklüğümüzden beri bize belirli kalıplar sunulur: “Çok çalış, iyi insan ol, dürüst kal ve mutluluğu bul.” Ama büyüdükçe görüyoruz ki, bu sözlerin çoğu gerçekliğin değil, düzenin parçası. Emeğimizin karşılığını alamadığımızda, dürüstlüğün bazen cezalandırıldığını gördüğümüzde, içimizde bir boşluk belirir. İşte o boşluğun adı, kandırılmışlıktır.
Ama bu duygu sadece üzülüp kenara çekilmek değildir. Aksine, bir fark ediştir. O andan sonra ya inkâra sığınırsınız ya da kendinize şu soruyu sorarsınız:
“Ben neye inanmak istedim de bunu göremedim?”
Bu soru acıdır, ama aynı zamanda iyileştiricidir. Çünkü kandırılmışlık, çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden başlar. İnsan bazen gerçeklerden değil, hayallerinden kandırılır. Ve bu yüzleşme, büyümenin başlangıcıdır.
Özellikle kişisel gelişim yolculuğunda bu duygu kaçınılmazdır. Ruh, artık kendine ait olmayan yapıları reddetmeye başladığında; insan, alıştığı konfor alanlarını sorguladığında bu hisle yüzleşir. Yani kandırılmışlık, bazen ruhun “artık uyan” dediği andır.
Peki bu hissi nasıl dönüştürebiliriz?
Her şeyden önce suçlamak yerine anlamaya niyet etmeliyiz. Ne yaşadım? Ne öğretti? Neye gözlerimi kapattım? Tüm bu sorular bizi içsel gücümüze yaklaştırır. Kandırılmışlık, yaşanmış bir kayıp değil, kazanılmış bir farkındalık olarak görüldüğünde şifalanır.
Sonuç olarak...
Hayatın bir döneminde hepimiz kandırılırız. Ama asıl mesele, kandırılmış kalıp kalmayacağımızdır.
Çünkü görmeye başladığınızda, artık eski kişi olamazsınız.