Elinde on tane bilezik. Kuyumcunun kapanmasını bekliyor.
Dükkan kapanıyor. Koşarak kuyumcuya gidiyor. Adama yanaşıyor ve başlıyor derdini anlatmaya. Karısı hasta. Acilen bilezikleri bozdurması gerekiyor.
Nöbetçi eczaneye gidecek. Hasteneye acil ilaç yetiştirecek.İlaç alması şart.
Hikayeyi süslüyor.
Bilezikler bin lira. Ona 300 lira lazım. Paranın gerisi önemli değil.
Acil ilaç alması lazım.
Adam düşünüyor. Bir gecede havadan 700 lira kazanacak.
Bu sırada ayakçı çıkıp geliyor. O almak istiyor.
Adam telaşlanıyor.
300 lirayı hemen veriyor. Bilezikleri alıyor.
Adam sabah kuyumcuya gidiyor. Bilezikler sahte.
Soluğu karakolda alıyor. Sülün osman aranıyor.
Soru şu.
Bin liralık bileziği neden 300 liraya aldın?
Amacın neydi?
Soran yok.
Adam dolandırılmak istedi.
Dolandırıldı.
Sülün Osman'ı savunacak değiliz. Ancak kolay para, yüksek kar amacı, alın teri olmayan kazanç, çok kazanma hırsı vs. Kumar gibidir. Kazansan bile kaybedersin.
Gelelim günümüze!
Ahbap derneği olayını günlerdir izliyoruz...
Kim ne yazarsa yazsın, kim eleştirirse eleştirsin adam haklı, millet olarak bu kadar kolay kandırıla biliyorsak bizlere müstahaktır. Haluk levent ifadesinde ben kumar hastalığına tutuldum, sadece suçum bu diye bir ifadesi ortaya çıktı. Anlaşılıyor ki, İzmir marşı ile sözde bizim Atatürkçüleri ve sosyal demokratları ve kafatasçı sözde milliyetçileri dolandırmak kolay olmuş. Nasıl olmasın ki İzmir’in dağlarında çiçekler acar marşını söylerken bizim Ahbap cılar,da ceplerini açmışlar. Bir ülkede bu nasıl olur demeyin, bunun gibi kişilerde utanma duygusu yoktur, insanları dolandırmayı halk dilinde çarpmayı, mağdur gözükmeyi, ajitasyon yapmayı iyi bilirler, insanın gözünün içine baka baka yalan konuşmayı bir meslek haline getirmişlerdir.
Her şey bir yana, bizi asıl ilgilendiren ve canımızı ziyadesiyle sıkan kısmı Yüzyılın depreminden faydalanılması.
Konu ne. Depremzedelere toplanan paralara, bu paraların kimi gerçekten yardım amacı ile inanarak verdi, kimi de bu imkanlardan faydalanmak için
Şimdide sormak lazım, Haluk Levent’e konser düzenleyeni ve bu düzenlemeden milyonlarca para kazanan organizasyonlara ne demek lazım. Belediyelerimize ülke genelinde yatırım ve hizmet etmek için ayrılan kaynağın ne kadarı heba oldu sorusunu da sormak gerek. Belediyelerimizde düzenlenen konser acaba depremzedelere yardım amacı ile mi ikna edilip kandırıldılar, yoksa sadece Türkiye’nin gözbebeği olan Kızılay’ımızı yıpratmak için mi bu Belediyeler ve sözde Atatürkçü, sosyal demokratlar, ve sözde kafatasçı milliyetçilerimi yan yana gelerek Kızılay’ımızı yıpratmaya çalıştılar.
Bu olayların çözümünde belediyelerimizin soruşturmasın da belediye kaynaklarının kimlere peş geç çekildiğini de araştırmak zor olmaması gerek.
Haluk Levent’i bu ülke araştırmak istiyorsa, bu olayların ve toplanan paraların depremzedelerin kaynaklarını nereye gittiğini çözmek istiyorsa, önce Haluk Levent’e, dolandırıcılıktan ve karşılıksız çek kesmek suçunu işleyip ceza alan, ona inananlara ve sosyal medyada en güvenilir insan olarak halkın önüne koyanlara, Belediyelerimizden ne kadar konser düzenlendi ise bunun hesabı sorulması gerekmektedir, yoksa bu ülkede daha çok kumarbazlar çıkar.