Keramet Makamı

İçimde ki derin boşluğun yankısıyla çınlarken gecelerim

Yalnızlığa dair yazılmış sek cümlelerin ete kemiğe bürünmüş haliyim.

Ve artık yüreğimin güneşi batmış

Gök gürültülü, rüzgarı sert ve ürkütücü

Yüreğim yağmurlu bir akşam üstü.

Kâh bir annenin yemek telaşı

Kâh bir işçinin yorgun argın evine dönüşü

En çok ama en çok

Sokakta kalan bir kimsesizin çaresiz düşü.

Ulvi minhacım aldanmaz melayini bir sefaya

Üşürken virane düşlerimin arafında

Yüklerim sabrın bereketiyle çürüyüp yapıştı sırtıma

Aldırma

Kafa tutup ölüme her defasında

iştiyaklı bir gülümseme konar dudaklarıma

Arşa uçurmaksa aşkı uçurmak

Azgın alevler de yanmaksa yanmak

Ve dalmaksa dalmak kör kuyulara

Aklımı yitirircesine esaret

Seni sensiz yaşamak mı ?

al sana keramet

Sevdalanmak keramet

Olup olmayan ne varsa hepsi ayrılığa kefaret.

Aşık olmanın aklı yok zaten

Cüretkar bir delilik makamıdır hasret.

Makamımın en üst katında

Avunurken ummalarla

Acıların endamı görünür

Çöker bağrıma salına salına

Aldırma

Gönüllü olmasaydım bu denli delilik makamına

Hepsi müstahak bana

Hal bu işte

Rabbiyeesiri silinmiş çarelerin

Gayrısı yok, ziyanı çok

Aldırma

Hiç biri safi gelirin değil senin

Kulaklarımda çınlarken gidişinin bahaneleri

Töhmetleri altında ezer seni birgün

o yalancı sevgin

Aldanışlarım ah aklımdan eden aldanışlarım

Halden hale savurdukça

Ve beni benden çaldıkça

Hepsi aşkın keramet makamında

Bahar Önen BÜKE