Yeni bir yıla girince, o yılın ilk günü bir önceki sene okuduğum kitaplarla bir paylaşım yapmayı son yıllarda iyice alışkanlık haline getirdim. Etrafımda çok kitap okuyan insanları da incelediğimde onların da bu tarz paylaşımlar içinde olduğunu görmekteyim. Çok kitap okuyan birisi hiç böyle bir paylaşım yapmasa bile gördüklerinden etkilenerek belki bir sonraki sene o da başlıyor. Tabii durum böyle olunca ortaya kitaplarla dolu güzel bir “challenge” çıkıyor. Kimisi 20, kimisi 40, kimisi 60 ve hatta 125 kitap okuyanını bile gördüm bu paylaşımlarda. Gerçekten çok keyif aldığım ve kitapsever dostlarımla da bunun üzerine keyifli sohbetler yaptığımız bir konu haline geldi benim için. Hem de bu vesileyle, bu okuma listelerimizden en iyi ilk beşi ya da en iyi ilk onu sıralayarak, diğer arkadaşlarımızın kafalarında kaliteli ve tavsiye edilen kitapları belirlemiş de oluyoruz.
Böyle bir giriş yaparak hem bu konuya farkındalık uyandırmak istedim hem de sizleri bu konuda motive etmek istedim. O zaman beni hem buradan hem de sosyal medya hesaplarımdan takip eden sevgili kitap dostlarımla 2026 yılı için bir kitap okuma “challenge”ı başlatmış olayım. Ben 2026 hedefimi, yapacak başka kişisel gelişim ve kariyer planlarım da olduğu için 40 kitap olarak belirledim. İnşallah listenin en altında kalan ben olurum, böylelikle ülkemizdeki kitap okuma sayısını ve ev başına düşen kitap sayısını da biraz artırmış oluruz belki. Ülkenin buna çok ihtiyacı var.
Şimdi gelelim kitap okuma alışkanlığı kazanmak isteyenlere, düzenli kitap okumak isteyenlere ama bunları bir türlü başaramayanlara. Öncelikle her şeyin kafada bittiğini söyleyerek işe çok basit kısmından başlamak istiyorum. Çünkü inanın bunun için size ilham falan gelmeyecek. Ya da kimse elinizden tutup size okuma alışkanlığı kazandırmayacak. Bunun için tamamen sizin isteğiniz önemli; beyninizde bu konuya tamam demiş olmanız ve bu konuda yola çıkmanız gerekiyor. Biliyorum çok zor ama zaten zamanında Sabahattin Ali de bunun zor olduğunu bakın hangi cümlelerle ifade etmiş ve sonunu nasıl güzel bağlamış…
“Kitaplar yeni tanıdıklarına karşı çok ketum olurlar. Bir kere de onlarla laubali oldunuz mu size malik oldukları her şeyi verirler ve onlar bizim isteyebileceğimiz her şeye fazlasıyla maliktirler.”
Sabahattin Ali’nin de dediği gibi bir kere de onlarla laubali olursanız size malik oldukları her şeyi verirler. Hani şu ilk adım için işi kafada bitirmek, gerçekten istemek ve bu konuda yola çıkmak olduğunu söylemiştim ya, işte geldim ikinci adıma. Kitaplarla laubali olmanız için, laubali olduğunuz başka ilgi alanlarında vakitlerinizi azaltarak, yarattığınız bu zamanları sadece kitap okumaya ayırmalısınız. İkinci kural altın değerinde ve çok önemli. Nedir bu ilgi alanları ve buralardan tasarruf edilecek zamanlar? Aslında bu listeyi oldukça uzatabilirim, hatta geçmiş yıllarda bununla ilgili üç bölümlük bir yazı serim var ama ben burada en önemli üç zaman tasarrufundan bahsedeceğim.
1- Sosyal medya kullanımı. Saatlerce “reels” ve bunun gibi yayınlar izlemeyi biraz azaltmaya ne dersin?
2- Akşamları işimizden evimize geldiğimizde en kıymetlimiz olanı yani zamanımızı eritip tüketen, beynimizi hiç yormayan ve hiç faydası olmayan televizyon programları. Burada asla yanlış anlaşılmak istemem. Kaliteli bir film, faydalı bir dizi, bir belgesel, kişisel gelişim üzerine bir sesli blogdan asla bahsetmiyorum. Bunlar kesinlikle izlenmeli ve dinlenmeli. Burada faydası olmayan programlar, tamamen ayağınızı uzatıp vakit geçirmek için izlediğiniz, beynim yorulmasın ama biraz keyif de alayım dediğiniz, etki alanınızla asla ilişkili olmayan eğlence ve keyif programları, amaçsız dizi ve filmlerdir. Hadi biraz da bunlardan kısalım ve bu zamanı da kumbaramıza atalım.
3- Uykuyu hepimiz çok seviyoruz biliyorum. O yüzden bu fikir çok cazip gelmeyebilir ama ben seneler önce bu adımı attım, bu konuda alışkanlık kazandım ve kendime sabah rutini oluşturdum. Artık her sabah koşulsuz şartsız altıda uyanan birisiyim ve buna pazar sabahlarım da dahil. Sabahları biraz daha erken uyanma alışkanlığını kazanmakla ilgili bir yazı da ilerleyen haftalarda yazabilirim, şimdi bunu uzun uzun anlatarak konumuz olan kitaptan sapmak istemem. Ama sabahları normal uyanma saatinizden en az bir saat erken uyanarak kendinize kahveniz eşliğinde müthiş bir sabah rutini oluşturabilir ve bu zamanı kitap okumaya ayırabilirsiniz.
Kitap okuma alışkanlığı kazanmak isteyenler için yazımın buraya kadar olan kısmında işin önce kafada bittiğini ve hemen bu yola isteyerek koyulmanın birinci sırada olduğunu, ikinci sırada ise laubali olduğumuz diğer ilgi alanlarımızdan zamanları kitap okumaya ayırmamız gerektiğini dile getirdim. Şimdi de bu işe başlayıp, zamanı da yarattıktan sonra gelelim sürdürülebilir olmasına ve kitap kurdu olmaya. Bu adımda altın kural işe önce az bir sayfa sayısı ile başlamak.
Çünkü başarılan bir hedef, sizi motive ederek bir sonraki hedefinizi yaratmanıza vesile olur…
İsterseniz tavsiye edilen kitaplardan bir sepet yapın, isterseniz de kendi sepetinizi kendiniz yapın. Kitaplarınızı aldıktan sonra ilk yapmanız gereken günlük 10-15 sayfa okuma ile işe başlamak. Bu sayıyı asla az görmeyin. Bir yıl boyunca her gün 15 sayfa kitap okursanız, 5475 sayfaya imza atar. Bu da ortalama 300 sayfadan 18-19 kitap yapar. Türkiye ortalamasının çok üstünde ve başlangıç için muhteşem bir rakam. Şu an hedefe kitlenmiş gördüm sizleri. Bu paragrafa başlarken “günde 15 sayfa mı?” dediniz içinizden ve rakamı küçümsediniz, ama sonunu okuduğunuzda bunun yılda 18-19 kitaba denk geldiğini gördünüz. Birinci yıl bence hatta ilk üç yıl bu sayfada okumanızı ve toplam üç sene sonunda yaklaşık 50-60 kitaba ulaşmanızı tavsiye ederim. Ancak burada beyninize şartlandırmanız gereken, bahane yaratmadan her gün okumanız gereken günde on beş sayfanız var. Kesinlikle yapacaksınız. Bugün bir şey oldu ve o 15 sayfayı okuyamadınız diyelim, o hafta içinde uygun bir gününüzde bu kalan 15 sayfayı mutlaka okumanız lazım.
Bunu gerçekten 3 yıl yaparsanız, gerçekten 3 yıl boyunca günde sadece 15 sayfacık kitap okursanız ne mi olacak? Aramıza hoş geldiniz, artık siz de bir kitap kurdusunuz. Bir sonraki sene günlük 20 sayfa okuyunuz, bir sonraki sene ise günde 25 sayfa. Bunu zaten siz kendiniz isteyeceksiniz. Burada da üst sınırı siz belirleyin; diğer kişisel gelişim alanlarınıza da vakit ayıracak şekilde, sosyal yaşamınızdan da kopmayacak şekilde ve diğer entelektüellik alanlarınızdan da faydalanacak şekilde, yani işin özü hepsinden bir sepet yapacak şekilde günlük ideal sayfa sayınızı siz keşfedeceksiniz.
Son bir detaya daha değinmek istiyorum. Hepimiz yaşamışızdır, bazen öğlen yediğimiz yemeği birkaç saat sonra unutabiliriz ve “Bugün ben öğle yemeğinde ne yedim ya?” hissinde oluruz. Kitaplarda da bunu yaşayabilirsiniz. Bunun alt başlığında ise iki konu yatar. Birincisi aklınızda mutlaka gün gelir o kitaptan kullanacak bir şey kalır ve o kitabı okumanızdan önceki sizden her ne olursa olsun artık çok farklı birisiniz. İkinci alt başlık ise şudur: Önemli olan ne kadar çok okuduğunuz değil, okuduklarınızdan ne kadar anlamaya ve öğrenmeye çalıştığınızdır. Dolayısıyla her gün şu kadar sayfa okuyarak bir rekor kırayım havasında değil de ideal sayfa sayısında okumaya ve okurken de o malik değerden sonuna kadar faydalanmaya özen gösteriniz.