☰
✕

Kıymet bilmek

Evet, değerli canlar, unuttuğumuz bazı değerlerimizden bir tanesi de kıymet bilmektir.

Peki, kıymet ne demektir? Kıymet, bir şeyin veya bir kişinin taşıdığı değer anlamına gelir. Ancak bu kavrama çok daha geniş bir anlam yüklemek de mümkündür.

Hani bir yakınımız vefat eder ya… Annemiz, babamız, evladımız, aile çevremizden biri olabilir. Bir âlim, siyasetçi, yazar veya şair de olabilir. Böyle insanlar ahirete göçtükten sonra bir yerde kendilerinden söz edildiğinde, haklarında güzel şeyler konuşulduğunda ne deriz?

“Ya kardeşim, sağlığında kıymetini bilmek gerekirdi. Artık iş işten geçti.”

İşte değerli canlar, insanın kıymetini yaşarken bilmek gerekir. Bir insanın değeri, aramızdan ayrıldıktan sonra değil, hayattayken bilinmelidir.

SAĞLIĞIN KIYMETİNİ BİLMEK

Değerli canlar, kıymetini bilmemiz gereken nimetlerden biri de sağlıktır.

İnsanoğlu sağlıklıyken çoğu zaman sağlığının kıymetini bilmez. Ne zaman hastalanır, işte o zaman sağlığın ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlar.

Aynı durum maddi imkânlarımız için de geçerlidir. İnsan, parası varken parasının kıymetini bilmez; har vurup harman savurur. Ne zaman ki deniz biter, imkânlar tükenir, o zaman kendi kendine hayıflanmaya başlar:

“Ah, ben ne yaptım? Akılsız kafam! Şu kötü günler için bir kenara birkaç kuruş bıraksaydım!”

Bir de çocuklarının geleceği için hiçbir hazırlık yapmayanlar vardır.

Bendeniz buna günlük yaşam tarzımızdaki yanlış tercihlerden biri olarak bakıyorum. Bir arabası varken bir araba daha almak, arabasının yanında bir de motosiklet veya benzeri şeylere heves etmek…

Elbette insanın imkânı varsa ihtiyaçlarını karşılaması, kendisini mutlu edecek şeylere sahip olması yanlış değildir. Ancak ihtiyaçla hevesi birbirinden ayırmak gerekir.

On tane daireniz olsa yine birinde yatarsınız. On arabanız olsa bir yere gideceğiniz zaman yine birine binersiniz. Sürekli yeni şeylere heves edip elindekilerle yetinmeyen insanlara halk arasında “maymun iştahlı” denir.

Bunlar, insanın imkânlarını ve geleceğini düşünmeden yaptığı gereksiz harcamalara dönüşebilir.

İnsan, kazandığının da kıymetini bilmelidir. Tıpkı sağlığının kıymetini bilmesi gerektiği gibi…

İster işçi olsun ister memur, insan kazancının bir bölümünü geleceği için değerlendirmelidir. Özellikle çocuklarının geleceğini düşünerek hareket etmelidir.

Çocuklarımızın üniversite eğitimleri var, evlilikleri var, ileride karşılaşacakları çeşitli ihtiyaçları var. Öyleyse her ay maaşımızdan belirli bir miktarı ayırarak onların geleceği için bir yatırım yapmalıyız. Böylece hem kendi geleceğimizi hem de evlatlarımızın yarınlarını güvence altına almak için bir adım atmış oluruz.

İNSAN SAĞLIKLIYKEN SAĞLIĞININ KIYMETİNİ BİLMİYOR

Sağlıktan söz etmişken, bendeniz de üç gündür grip rahatsızlığımdan dolayı evde istirahat ediyorum. Serum ve ilaç tedavisiyle elhamdülillah biraz toparlandık.

Bu süre içerisinde sağlıklı olduğum günleri düşündüm. Kendi kendime şöyle dedim:

“İnsan sağlıklıyken bana bir şey olmaz, diye düşünüyor. Zenginken param hiç bitmeyecek sanıyor. Güçlü bir çevresi olduğunda, herkes kendisine teveccüh gösterirken, ‘Bu kadar çevrem var, bana bir şey olmaz.’ diye düşünüyor.”

Ama durum hiç de öyle değil.

Sağlığın gitti mi, insanın gücü de takati de azalıyor. Paran bitti mi, etrafındaki insanların bir kısmı da yavaş yavaş uzaklaşabiliyor.

İşte bu nedenle insan, sahip olduğu nimetlerin kıymetini henüz elindeyken bilmelidir.

Onun için hepimiz, “Önce sağlık!” diyoruz.

Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in sağlığın önemini vurgulayan şu hadis-i şerifi de bu konuda bizlere yol göstermektedir:

“İman müstesna, hiçbir kimseye sıhhatten daha hayırlı bir nimet verilmemiştir.” (Tirmizî)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in bu mesajında, imanın insan için en büyük nimetlerden biri olduğu; imandan sonra ise sağlığın ve sıhhatin ne kadar değerli olduğu vurgulanmaktadır.

Gerçekten de insanın sahip olduğu nimetleri düşündüğümüzde, sağlığın hayatımızdaki yerini daha iyi anlıyoruz. Sağlığımız yerindeyse çalışabilir, üretebilir, sevdiklerimizle vakit geçirebilir ve hayatın zorluklarıyla mücadele edebiliriz.

BİR NEFES SIHHATİN DEĞERİ

Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'a atfedilen ve halk arasında dilden dile dolaşan şu meşhur dizeler de sağlığın önemini ne güzel anlatmaktadır:

“Halk içinde mu‘teber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.”

Bu dizeler, insanın sahip olduğu imkânlar ne kadar büyük olursa olsun, sağlığın hepsinden daha kıymetli olabileceğini anlatır.

Burada geçen “devlet” kelimesi, yalnızca ülke yönetimi anlamında değil; mutluluk, saadet, talih ve sahip olunan nimetler anlamında da düşünülebilir.

“Bir nefes sıhhat” ifadesi ise sağlıklı bir nefes alabilmenin bile insan için ne kadar büyük ve paha biçilemez bir nimet olduğunu hatırlatmaktadır.

Öyle değil mi değerli canlar?

İnsan bazen paranın, makamın, şöhretin ve gücün peşinden koşarken asıl zenginliğin ne olduğunu unutabiliyor.

Hâlbuki gerçek zenginlik yalnızca para, pul, makam, şan ve şöhret değildir. Sağlığınız yoksa bütün bunların ne anlamı kalır?

Sağlık olmadıktan sonra neylersiniz şanı, şöhreti?

HAYATIN KIYMETİNİ BİLMEK

Sevinç de mutluluk da hayatın içerisinde vardır. Elbette hayatın içerisinde sıkıntılar da vardır ve olacaktır.

Bunlar, hayatın iç içe geçmiş gerçekleridir. Her insanın karşısına zaman zaman türlü dertler, sıkıntılar ve problemler çıkabilir.

Ancak bütün bu problemlerin üstesinden gelebilmek için sağlığımızın kıymetini bilmeliyiz. Çünkü sağlık, mücadele edebilmemiz, çalışabilmemiz ve yeniden ayağa kalkabilmemiz için en önemli nimetlerden biridir.

Öyleyse gelin, sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini kaybetmeden bilelim. Annemizin, babamızın, eşimizin, evlatlarımızın ve dostlarımızın değerini onlar yanımızdayken anlayalım. Sağlığımızın, kazancımızın ve zamanımızın kıymetini bilelim.

Unutmayalım ki bazı şeylerin değeri, kaybedildikten sonra daha iyi anlaşılıyor. Oysa asıl marifet, kaybetmeden kıymet bilmektir.

Sağlığımızın kıymetini bilenlere sağlıklı günler diliyorum.

Bugünkü yazımızı da “Gazze'de Çocuk Olmak (Ya Sen?)” adlı şiirimizle bitirelim inşallah.

GAZZE'DE ÇOCUK OLMAK

(Ya Sen?)

Yağmur yağıyor, ben ıslanıyorum.
Ya sen? Sen de ıslanıyor musun?

Bugün hava çok sıcak, bunalıyorum.
Ya sen? Sen de bunalıyor musun?

Eyvah, yine sabah oldu, çok acıktım.
Ya sen? Sen de acıktın mı?

Hava karardı, yorganım yok, üşüyorum.
Ya sen? Sen de üşüyor musun?

Ben yemek kuyruğuna gidiyorum.
Ya sen? Sen de geliyor musun?

Ayaklarımın altı patladı.
Ya sen? Senin ayakların hiç patladı mı?

Allah'ım, bir damla su! Çok susadım.
Ya sen? Sen hiç susadın mı?

En son ne yediğimi unuttum.
Ya sen? Sen de unuttun mu?

Nasıl yemek yenildiğini bile unuttum.
Ya sen? Sen de unuttun mu?

Şöyle bir düşününce, çay kahve nasıl bir şeydi, unuttum.
Ya sen? Sen de unuttun mu?

Her tarafım kir pas içinde, yıkanamadım.
Ya sen? En son ne zaman yıkandın?

Arkadaşlarımın isimlerini bile unuttum.
Ya sen? Sen de unuttun mu?

Yine bomba patladı, alıştım, korkmadım.
Ya sen? Sen korktun mu?

Ben önlüğümü, öğretmenimi özlüyorum.
Ya sen? Sen de özlüyor musun?

Bütün sevenlerim gitti, özlüyorum onları.
Ya sen? Sen de özlüyor musun?

Sahi, ben çocuk muyum, neyim, unuttum.
Ya sen? Sen ne olduğunu biliyor musun?

Ve yine yağmur yağıyor, ben ıslanıyorum.
Ya sen? Sen de ıslanıyor musun?

Değerli canlar, bir çocuğun çocukluğunu yaşayamadığı, açlığı, susuzluğu, korkuyu ve özlemi tanımak zorunda kaldığı bir dünyada hepimizin kendimize sorması gereken bir soru var:

Biz sahip olduklarımızın kıymetini gerçekten biliyor muyuz?

Sağlığımızın, huzurumuzun, ailemizin ve bir lokma ekmeğimizin kıymetini bilelim. Dünyanın neresinde olursa olsun, hiçbir çocuk açlıkla, susuzlukla, korkuyla ve savaşın acısıyla baş başa kalmasın.

Dileğimiz, bütün çocukların güven içerisinde yaşayabildiği, gülebildiği ve çocukluğunu doyasıya yaşayabildiği bir dünyadır.

Sağlıklı, huzurlu ve kıymet bilmeyi unutmayan günler dileğiyle…