☰
✕

KUMARHANELER KRALI SUDİ ÖZKAN’IN SON OYUNU

MİLYARLIK İMPARATORLUK ÇOCUKLARINA MI KALDI?

Bazı insanlar öldükten sonra susar.

Bazılarının ardından ise asıl hikâye yeni başlar.

87 yaşında hayatını kaybeden ve yıllarca “Kumarhaneler Kralı” olarak anılan Sudi Özkan’ın ölümünün ardından yaşananlar da tam olarak böyle…

Özkan’ın cenazesi toprağa verildi, ancak geride bıraktığı milyarlık olduğu öne sürülen servetin akıbetiyle ilgili asıl şaşkınlık bundan sonra ortaya çıktı.

Çünkü herkes aynı soruyu soruyordu:

Sudi Özkan’ın serveti kime kalacaktı?

Fakat ortaya çıkan tablo, klasik bir miras paylaşımından çok daha farklıydı.

ÇOCUKLAR BEKLERKEN MASADAN VAKIF ÇIKTI

Sudi Özkan’ın iki evliliğinden altı çocuğu bulunuyor.

Yıllarca doğal olarak, böylesine büyük bir servetin ölümünden sonra çocukları arasında paylaşılacağı düşünüldü.

Ancak ölümünün ardından ortaya çıkan bilgilere göre Özkan, hayatının son döneminde servetinin geleceğini değiştirecek önemli bir adım attı.

Ölümünden yaklaşık bir yıl önce bir vakıf kurdu.

Şirketlerinin ve malvarlığının çok büyük bölümünü bu yapı altında topladı.

Üstelik asıl şaşırtıcı olan yalnızca servetin vakfa aktarılması değildi.

Vakıf yönetiminde çocuklarından hiç kimseye yer vermedi.

Yönetim; İsviçre vatandaşı Türk asıllı bir avukat ile uzun yıllardır yanında çalışan Mehmet Özmen ve Turhan isimli iki kişiye bırakıldı.

Bulgaristan ve Batum’daki casino ve oteller ise bu yapılanmanın dışında tutuldu.

Ailenin bu düzenlemenin ayrıntılarını Özkan’ın ölümünden sonra öğrendiği bildirildi.

Kumburgaz’da yapılan ve gece boyunca süren toplantılarda, İsviçre’den gelen avukat tarafından aileye malvarlığının nasıl yapılandırıldığı anlatıldı.

Ve o masada Özkan’ın büyük oğlu Anibal Enis Özkan’ın söylediği aktarılan bir cümle, bütün tabloyu özetliyordu:

“Babam yaptı yapacağını.”

Bu yalnızca bir oğlun şaşkınlığı değildi.

Aynı zamanda bir servetin sahibinin ölümünden önce kendi imparatorluğunun geleceğini nasıl tasarladığının da göstergesiydi.

19 CASİNO İLE BAŞLAYAN İMPARATORLUK

Sudi Özkan’ın hikâyesini anlamadan, ölümünün ardından ortaya çıkan bu tabloyu anlamak mümkün değil.

1939'da Adana’da bir bakkalın oğlu olarak başlayan hayat, yıllar içinde Türkiye’nin en büyük casino ve turizm imparatorluklarından birine dönüştü.

1985’te ilk kumarhanesini açtı.

1998’de Türkiye’de casinolar kapatıldığında Özkan’ın işlettiği casino sayısı 19’a ulaşmıştı.

İstanbul’dan İzmir’e, Antalya’dan Bodrum’a, Kuşadası’ndan Marmaris’e kadar dönemin önemli turizm merkezlerindeki birçok tesiste onun işlettiği casinolar bulunuyordu.

Türkiye’de kumarhaneler kapandı.

Ama Özkan’ın oyunu bitmedi.

İmparatorluğunu yurt dışına taşıdı.

Ölümünün ardından ortaya çıkan şirket ve yatırım tablosunun 16 ülkeye yayılan 28 casino, 16 otel, 100’den fazla şirket ve 60’tan fazla gayrimenkulden oluştuğu bildirildi.

İşte bugün miras tartışmasının neden sıradan bir aile meselesi olmadığını bu tablo anlatıyor.

Ortada birkaç daire veya birkaç şirket hissesi yok.

Onlarca ülkeye yayılan bir ticari yapıdan söz ediyoruz.

ASIL ŞAŞIRTICI OLAN PARA DEĞİL, KONTROL

Burada çok önemli bir ayrıntı var.

Bu dosyayı yalnızca “Sudi Özkan kaç milyar dolar bıraktı?” sorusuna indirgemek yanlış olur.

Çünkü kamuya açık, bağımsız ve güncel bir bilanço olmadığı sürece Özkan’ın kişisel serveti için kesin bir rakam vermek doğru değil.

Medyada milyarlarca dolarlık servet rakamları konuşuluyor.

Fakat gazetecilikte rakam kadar önemli başka bir soru var:

Serveti kim kontrol edecek?

İşte asıl çarpıcı nokta burada.

Özkan’ın ölümünden yaklaşık bir yıl önce yaptığı yapılanmayla servetin önemli bölümünü bir vakıf çatısı altında topladığı ve yönetimi ailesinden olmayan isimlere bıraktığı bilgisi, miras tartışmasını bambaşka bir noktaya taşıyor.

Çünkü para kadar önemli olan şey, paranın üzerinde kimin söz sahibi olduğudur.

Bir serveti çocuklarınıza bırakabilirsiniz.

Bir serveti vakfa aktarabilirsiniz.

Bir şirketi çocuklarınıza devredebilirsiniz.

Ya da mülkiyet ile yönetimi birbirinden ayırabilirsiniz.

Sudi Özkan’ın yaptığı düzenlemenin en dikkat çekici tarafı da işte bu.

Mirasın miktarından önce mirasın kontrolü yeniden düzenlenmiş görünüyor.

YILLAR ÖNCE SÖYLENEN BİR CÜMLE ŞİMDİ DAHA DA ÖNEMLİ

Sudi Özkan’ın özel hayatı da son günlerde yeniden gündeme geldi.

Özkan’ın Belaruslu eski eşi Katsiaryna Schulkevitch, yani Katya ile yıllar önce yaşananlar ve 2011’deki boşanma süreci, bugün miras tartışmasının başka bir boyutunu oluşturuyor.

Özkan 2011’de boşanma davası açmış, o dönemde Katya ile yaptığı evlilik sözleşmesinden söz etmişti. Dönemin haberlerinde, davanın yurt dışındaki eşe tebligat yapılamaması nedeniyle uzadığı da yer almıştı.

Özkan’ın yıllar önce evlilik sözleşmesiyle ilgili söyledikleri bugün yeniden önem kazanıyor.

Çünkü ölümden sonra açılan her miras dosyası yalnızca bugünün değil, geçmişte alınmış kararların da hesabını önümüze getiriyor.

KATYA, KUAFÖR VE YILLARCA KAPALI KALAN SIR

Fakat hikâyenin bundan daha çarpıcı bir bölümü var.

Patronlar Dünyası’nın ölümünün ardından yaptığı araştırmada ortaya koyduğu bilgilere göre, Sudi Özkan’ın hayatına eşinin kişisel bakımı için dahil ettiği kuaför Ali Sinan Akyurt ile Katya arasında yıllar içinde duygusal bir ilişki başladı.

Burada önemli olan, bunun sıradan bir magazin dedikodusu olarak kalmaması.

Çünkü Özkan’ın bu ilişkiyi öğrendiği, buna rağmen kamuoyu önünde uzun süre sessiz kaldığı aktarılıyor.

Daha da dikkat çekici olan ise bugün…

Sudi Özkan artık hayatta değil.

Katya ile Ali Sinan Akyurt ise ilişkilerini sosyal medya üzerinden açıkça göstermiş durumda.

Akyurt’un Katya’nın doğum gününde yaptığı paylaşımda ona “Aşkım” diye hitap etmesi de bu ilişkinin taraflardan biri tarafından kamuya açık biçimde ifade edildiğini gösteren önemli bir ayrıntı olarak dosyaya girdi.

Üstelik bu gelişmenin ardından Katya’nın kamuya açık Instagram hesabını kapatması da ayrıca dikkat çekti.

Ve işte burada yıllardır kapalı duran başka bir kapı açılıyor:

Bir insan yıllarca bildiği bir sırrı neden sessizlikle taşıdı?

Bu sorunun cevabını bugün Sudi Özkan’dan almak mümkün değil.

Ancak geride bıraktığı hukuki ve mali yapı, belki de bu sessizliğin ardından hangi kararların alındığını zaman içinde gösterecek.

Katya ile Sudi Özkan’ın 2011’deki boşanma süreci de bu nedenle yeniden mercek altında.

O dönemde Özkan, Katya ve çocukları için son derece yüksek harcamalar yaptığını, hatta eşi için özel uçak aldığını ve ailesinin yaşam giderlerini üstlendiğini anlatmıştı.

Bugün ise aynı hikâyenin finalinde bambaşka bir tablo var:

Sudi Özkan’ın ölümünden yaklaşık bir yıl önce servetinin büyük bölümünü vakıf çatısı altına aldığı ve vakfın yönetimini çocuklarına değil, aile dışındaki isimlere bıraktığı ortaya çıktı.

Bu nedenle “Katya’ya hiçbir şey bırakmadı” şeklinde kesin bir hukuki hüküm kurmak için miras belgelerinin tamamının görülmesi gerekir.

Ama ortaya çıkan vakıf yapılanması, yıllar önce yaşanan özel hayat tartışmalarıyla birlikte düşünüldüğünde, Özkan’ın ölümünden sonra neden bu kadar büyük bir merak oluştuğunu anlatmaya yetiyor.

SUDİ ÖZKAN’IN SON KARTI

Belki de Sudi Özkan’ın hayatındaki en ilginç taraf burada yatıyor.

Casino masalarında yıllarca başkalarının elindeki kartları gördü.

Kendi hayatında ise kartlarını son ana kadar kapalı tuttu.

Türkiye’de kumarhanelerin kapatılmasıyla iş dünyasındaki rotasını değiştirdi.

Türkiye’den çıktı, yurt dışında büyüdü.

Özel hayatındaki birçok ayrıntıyı kamuoyundan uzak tuttu.

Ve hayatının son döneminde, ölümünden sonra servetinin nasıl yönetileceğine ilişkin düzenlemeyi yaptı.

Şimdi o kapalı kartların bir bölümü açılıyor.

Ve görünen o ki son kart, çocukların beklediği klasik bir miras paylaşımı değil.

Bir vakıf.

Aile dışındaki yöneticiler.

Çocukların dışında bırakıldığı bir yönetim modeli.

Ve ölümünden sonra öğrenilen bir servet planı…

BU DOSYA SADECE BİR MİRAS HİKÂYESİ DEĞİL

Sudi Özkan’ın ölümünden sonra yaşananları magazin malzemesi olarak görmek büyük hata olur.

Çünkü bu dosya aslında Türkiye’nin yakın ekonomi ve iş dünyası tarihinin de bir aynası.

1980’lerin casino dünyası…

1990’ların büyük para trafiği…

1998’de kumarhanelerin kapanması…

Sermayenin yurt dışına taşınması…

Çok ülkeli şirket yapıları…

Aile şirketlerinde miras ve yönetim problemleri…

Ve bir patronun öldükten sonra arkasında bıraktığı düzen…

Bütün bunlar tek bir dosyada birleşiyor.

Bugün Sudi Özkan’ın ardından konuşulanlar, yarın başka büyük servetlerin nasıl yönetileceği konusunda da önemli bir örnek oluşturabilir.

Çünkü Türkiye’de büyük servetlerin sahipleri yaşlandıkça artık yalnızca “Kim ne kadar miras alacak?” sorusu sorulmayacak.

Daha önemli soru şu olacak:

“Bu serveti kim yönetecek?”

KUMARHANELER KRALI ÖLDÜ, AMA OYUN BİTMEDİ

Sudi Özkan 87 yaşında hayatını kaybetti.

Cenazesi toprağa verildi.

Fakat geride bıraktığı imparatorluğun hikâyesi henüz kapanmış değil.

Çünkü ölüm, büyük servetlerin hikâyesinde çoğu zaman son sayfa değildir.

Bazen ilk sayfadır.

Özkan’ın ardından şimdi mahkemeler, hukukçular, aile üyeleri ve şirket yapıları üzerinden uzun bir süreç başlayabilir.

Vakfın belgeleri, şirketlerin ortaklık yapıları, geçmişte yapılan devirler, evlilik sözleşmeleri ve varsa vasiyet belgeleri bu hikâyenin bundan sonraki bölümünü belirleyecek.

Ve belki de yıllar sonra bu dosyaya dönüp baktığımızda bugün sorulan sorunun cevabı daha net olacak:

Sudi Özkan gerçekten servetini çocuklarına mı bıraktı, yoksa ölümünden çok önce kendi mirasının patronunu kendisi mi seçti?

Şimdilik elimizdeki en güçlü cevap şu:

“Kumarhaneler Kralı” son oyununu casino masasında değil, kendi servetinin geleceğini belirlediği masada oynadı.

Ve o masadaki kartları, ölümünden sonra açılmaya başladı.