Kim derdi Kür-Şad kemikle etti,
O bir kişi değil O bir devletti,
Bayraktı, vatandı, bir candı,
Tepeden tırnağa kıpkızıl kandı.
Türk Milleti’nin bin yıllardır unutamadığı Kür-şad kimdi? Hala her yaştaki yüz milyonlarca Türk’ün gönlündeki bu İstiklal kahramanı?
Evet, Göktürk halkı Çin esaretindeki 10. yılını doldurmak üzereydi. Çin esaretine boyun eğmiş bir durumdaydı. 5000 yıllık tarihinde esarete hiç alışık olmayan ve bozkır göçebesi olan Türkler, özgürlüklerine ve milletlerine çok bağlıydılar. Bu esaret dolu yıllara bir son vermek ve yeniden bağımsız Türk devletini kurma aşkı heyecanı ve davasıyla yaşıyorlardı. Her şey bir baş kaldırmayla başladı…
Kür-şad, MS. 600’lü yıllarda Doğu Göktürk hükümdarı olan Çuluk Kağan’ın oğluydu. Yaptıklarıyla Türk milletinin tarihine damga vuran Kür-şad‘ın asıl adı Şu Tigin’di. … Kürşad ve 40 çerisinin bu kahramanlıkları 1936 yılında Nihal Atsız tarafından “Bozkurtların Ölümü” adlı romanda kaleme alınmıştı. Türklerin Bilinen ilk Ayaklanması Kür-şad Ayaklanması (639) Doğu Göktürk Devleti Çin baskısına engel olamayınca 629 yılında yıkılmıştır. Bu Çin Baskısında birçok alan talan edilmiş ve birçok kişi esir edilmiştir. Esir edilenler arasında Kür-şad ve arkadaşları da yer almaktadır.
Hepimizin büyük bir cesaret örneği sergilediğine inandığımız bir efsanedir Kür-şad ve 40 Çerisi. Kırk çerisi ile Çin Sarayını basan “Kür-şad” binlerce Çinli savaşçıyla cenk ettikten sonra şehadet şerbetini içmiştir.
Eski Türkçede Kür “ok” ve Şad ise bir bölgeyi yönetmek için gönderilen kimse demektir. Gerçek ismi Şu Tigin’dir. Kürşad ve çerilerinin hikayesi eski Çin kaynaklarında da Türk kaynaklarında da hemen hemen aynı şekilde anlatılır, sadece Çin kaynaklarında Kür-şad’ın ismi chie-shih-shuai olarak geçmektedir.
Kür-şad isminin amcası Kara Kağan vermiştir. MS. 600’lü yıllarda Göktürk hükümdarı olan Çuluk Kağan’ın oğludur. Bu dönemde Çin prensesleri ve Türk kağanlar arasındaki evlilikler töreye büyük zarar vermekteydi. Çeşitli entrika ve casusluklarla Türkler esaret altına alınmaya başlanmıştı. Türk töresine göre kağanın ölümünden sonra başa geçen kişi kağanın eşiyle evlenmek zorundaydı. Kür-şad’ın babası, üvey annesi olan Çin prensesi (İ-çing Hatun) tarafından 621’de zehirlenerek öldürülünce babasının yerine Kara Kağan hükümdar olur; fakat Kara Kağan Çinlilerle yapılan savaşta yenilince ikisi de Çinlilere esir düşerler. Bu dönemde Göktürkler hem Çin’le hem de aynı soydan oldukları Sırtarduş Bayurku, Dokuz Oğuz ve Uygurlarla savaşıyorlardı. Üstüne üstlük Kara Kağan dirayetsiz ve beceriksiz bir devlet adamıydı. O yıl çıkan kuraklık ve yokluğun ardından Çinliler bu durumu fırsat bilerek Türklere saldırdılar. Kara Kağan savaştan sonra esirken hayatını kaybeder. Yenilginin ardından Çinlilerle anlaşmalı olan Göktürk prensi “Sirba” devletin başına geçirilir. Fakat Kür-şad ve Türk önderleri esareti ve yurtlarını kaybetmeyi kabullenemezler.
Yapılan plana göre Çin hükümdarı (Tai Sung) kaçırılacak ve fidye olarak yurtları ve sarayda tutsak olan Türk önderlerin serbestisi istenecekti. Her akşam tebdili kıyafet şehri dolaşan hükümdar o gece sarayda kalmayı tercih etmiştir. Delice yağan yağmura rağmen Kür-şad ve kırk çerisi davalarından vazgeçmez ve saraya saldırırlar. Öyle bir savaş çıkmıştır ki adeta gök bir çığ gibi Çinli askerlerin üzerine çökmüştür. Yüzlerce Çinli asker ölürken Kür-şad ve çerileri savaşmaya devam ederler. Çeriler kan kaybetmeye başlayınca Çin sarayından alınan atlarla Kürşad ve çerileri yurtlarına çekilmeye çalışırlar. Fakat Vey Irmağı çerilere geçit vermez. Ölmekten başka çare kalmamıştır. İşte Kürşad ve kırk çerisi o gece pusatları (kılıç) yere düşene kadar savaşırlar. Onurları ile can verirler. Çin kaynaklarında Kür-şad ve çerilerinden övgü ve hayranlıkla bahsedilir. Bu kanlı savaşın ardından Çinliler öyle korktular ki Siganfu’da esir esir tutulan 100 bin Türk’ü serbest bıraktılar.
Baskından sonra Türk yurtları sırayla özgürlüklerine kavuşmuşlardır…Kür-şad’ın Çin sarayına yaptığı baskından sonra hanedanlık adeta çöküş dönemine girmiştir. Çin hükümdarı olan Taizong’un daha önceden Kür-şad’ın böyle bir girişimde bulunacağını tespit ettiği ancak zamanı kestiremediği Çin kaynaklarında bahsedilir. İmparator saldırının ardından Türklere karşı daha barışçıl bir yöntemle yaklaşma yoluna gitmiştir. İlk hareket olarak Kilibi Han’ı Göktürk hükümdarı ilan etmekle başlamıştır (Tarihte.net 29 Ocak 2024).
Bundan sonra Çinlilerden bir heyet toplanarak Türk liderlerle ve önderlerle konuşmak üzere iyi niyet elçisi olarak gönderildi. Efsane dilden dile yayılınca olaydan 41 yıl sonra Doğu Göktürkler özgürlüklerini ilan ettiler. Kür-şad ölene kadar kahramanca savaştığı için Çinliler dehşete kapılmışlardır. Bazı kaynaklarda Kür-şad ve çerilerine karşı koymak için dışardan destek alındığı belirtilir. Türk yöresi ve Türk soyu Kür-şad ile yeniden hayat bulmuş ve savaşlarına devam etmişlerdir. Bu dönemden sonra Göktürkler 43 yıl boyunca savaşıp yurt sahibi olmaya çalışırlar. En sonunda Türk ulusu Kutluk Şad (İlteriş Kağan) ve Bilge Tonyukuk tarafından 682 yılında II. Göktürk Devleti çatısı altında toplanırlar.
Son söz: Bu türkü hala göklerde çınlıyor. Kür- Şad ve kırk arkadaşı, aylı kızıl bayrağı bekleyerek hala ufukları gözlüyor…