Kültür-sanat

Kuraklık riskine karşı köylerde uyum çalışmaları yürütülüyor

- Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman'da iklim kaynaklı afet riski yüksek köylerde verilen eğitimlerle çiftçiler iklim değişikliği konusunda bilinçlendiriliyor - Onarıcı tarım danışmanı Edwin Clarke: - 'Toprağın defalarca işlenmesi toprağın yapısına çok ciddi zarar veriyor. Bununla ilgili doğru bilinen yanlışları anlatmaya gayret gösterdik'

KAHRAMANMARAŞ (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - Hatay, Kahramanmaraş ve Adıyaman'da iklim kaynaklı afet riski yüksek 17 köyde, yağmur suyu hasadı, kuraklığa dayalı tarım ve afete hazırlık çalışmalarıyla iklim değişikliğine uyum kapasitesi artırılıyor.

İklim değişikliğiyle kuraklık, sel ve orman yangını gibi afetlerin sıklığı ve şiddeti artarken, bu risklere karşı yalnızca altyapı yatırımları değil, yerel toplulukların sürece dahil olduğu uyum çalışmaları da önem kazanıyor.

Bu kapsamda Hayata Destek Derneği acil yardım ve toparlanma, afet riski azaltma ve iklim değişikliği, koruma ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında projeler yürütüyor.

Derneğin yürüttüğü 'Afet Riski Azaltma ve İklim Değişikliği Programı' kapsamında iklim değişikliğine uyum ve afet risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor.

Bu çerçevede, Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş'ta afet riski yüksek 17 köyde çalışmalar yürütülüyor. Yerel risk azaltma ve iklim uyum planları hazırlanıyor. Yağmur suyu hasadı, sel ve orman yangını riskinin azaltılması ve müdahale kapasitesinin artırılması çalışmalarıyla toplulukların afetlere karşı dirençliliği artırılıyor.

- 'Yağmur suyu hasadı burası için çok iyi bir çözüm'

Proje kapsamında Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesindeki Soğukpınar köyünde eğitim veren onarıcı tarım danışmanı Edwin Clarke, AA muhabirine, eğitimde bölgedeki suyun yavaşlatılması, yaydırılması, toprakta tutulması ve toprağın doğal bir su deposu olarak korunmasına odaklandığını söyledi.

Kar örtüsünün erken erimesi ve yağışların azalmasının yaz aylarında dağ köylerinde içme ve tarımsal sulama suyu sıkıntısını artırdığına dikkati çeken Clarke, 'Yağmur suyu hasadı burası için çok iyi bir çözüm olabilir. Özellikle eğimli arazilerde suyun yüzey akışının fazla olduğu yerlerde yağmur suyu hasadının etkinliği çok daha fazla artar.' dedi.

Clarke, kuraklığın dünyadaki en önemli afet risklerinden biri olduğuna işaret ederek, su yönetimine yönelik çalışmaların artırılması gerektiğini anlattı.

Suyun yıkıcı bir güç yerine yaşamı destekleyen bir kaynağa dönüştürülebileceğinin altını çizen Clarke, 'Toprağın defalarca işlenmesi toprağın yapısına çok ciddi zarar veriyor ve toprağın bildiğimiz ekosistem hizmetleri arasında en önemli fonksiyonu olan su tutma ve suyu sızdırma yani toprak altına indirme fonksiyonunu ortadan kaldırıyor. Bununla ilgili doğru bilinen yanlışları anlatmaya gayret gösterdik.' dedi.

- Su kaynakları verimli kullanılmıyor

Hayata Destek Derneği Program Sorumlusu Semiha İnal da, bölgede en yüksek riskin kuraklık olduğunu bu nedenle kuraklığın etkisini sürdürülebilir yöntemlerle azaltmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Bölgenin kırsal yapısı nedeniyle tarımda sürdürülen geleneksel yöntemlerin su kaynaklarının verimsiz kullanılmasına yol açtığını belirten İnal, şunları kaydetti:

'Aslında bulunduğumuz bölgede hiç su yok değil, su kaynakları var ama yetersiz ve aslında su kaynaklarını verimli bir şekilde kullanamıyorlar. Tarımda bazı uygulamalar vardır salma yöntem denen. Suyu hızlı bir şekilde verirler ve o su topraktan hızlıca gider ve hem suyun verimsiz kullanılmasına neden olan hem de etkisiz bir yöntemdir ama işte damlama yöntemi vardır. Damlama yöntemiyle suyu daha az kullanarak daha verimli hale getirebilirler. Aslında bu süreç, mevcut su kaynaklarının daha verimli nasıl kullanılabileceğine odaklanıyor.'

- 'Topluluklar kendi imkanlarıyla hayata geçirebilecekleri çözümleri konuşuyor'

İnal, 3 şehirde 17 köyde yürüttükleri çalışmalarla yaklaşık 15 bin kişiye kişiye ulaştıklarına dikkati çekerek, şunları söyledi:

'Programı her ihtiyaca yönelik şekillendirmeye çalışıyoruz. 3 ya da 4 kişiyle başlayan toplantıların 30-40 kişilik toplantılara dönüşmesi ve bazen köy meydanlarında düzenlenmesi güzel oldu. Yeni modeller konusunda da aslında çok açıklar ama ilk başlarda köprü veya baraj gibi daha büyük ölçekli çözüm yöntemleri konuşuluyordu. Oysa bugün topluluklar kendi imkanlarıyla hayata geçirebilecekleri çözümleri konuşuyor. Şu an en küçük bir şeyde bile kendi tarlamda bunu yapabilirim ve su kaynağını böyle kullanabilirim diye düşünüyorlar.'

- Su olduğunda her ürün yetiştirilebiliyor

Soğukpınar Mahalle Muhtarı Kazım Gökburun​​​​​​​ da, köyde tarımsal üretim yapılabilecek alanlar olmasına rağmen suyun yetersizliği nedeniyle köylülerin mevsimlik işçi olarak çalıştıklarını söyledi.

Köyün kışın yoğun kar ve yağış almasına rağmen, suların baraj veya gölet olmaması nedeniyle akıp Akdeniz'e gittiğine işaret eden Gökburun, su olduğunda bölgede her ürünün yetiştirilebileceğini aktardı.

Gökburun, üreticilerin, kuraklık nedeniyle zor bir dönem geçirseler de devlet destekleri sayesinde üretime devam ettiklerini ve bu yıl verimin yüksek olduğunu dile getirdi.

- 'Su imkanımız olmadığı için çok fazla tarım arazisi ekemiyoruz'

Soğukpınar köyünde yaşayan çiftçi Birsen Şerlak da, verilen eğitim sayesinde yağmur suyunun tutulması ve toprağın suyu depolama özellikleri konusunda önemli bilgiler edindiğini ifade etti.

Kuraklık nedeniyle geçmişte ekilen beyaz fasulye gibi su seven ürünlerin yerine yeşil fasulye gibi daha az su isteyen ürünlere yöneldiklerini aktaran Şerlak, 'Su imkanımız olmadığı için çok fazla tarım arazisi ekemiyoruz. Her şey suya bağlı olduğu için. Sadece kendimize yetecek kadar domates, biber ekiyoruz.' dedi.

Şerlak, su kısıtı nedeniyle damla sulama gibi tasarruflu yöntemlere yöneldiklerini, sulamayı serin saatlerde yaparak buharlaşmayı azaltmaya çalıştıklarını söyledi. Yağış sularını depolamak için küçük göletler oluşturduklarını belirten Şerlak, bu yöntemle son yıllarda tanker ve traktörlerle su taşıma maliyetlerini azalttıklarını kaydetti.

Kuraklığın çiftçilerin kendi arazilerini ekememelerinin önündeki en büyük engel olduğunu söyleyen Şerlak, bölgede en önemli ürünlerden birisinin ceviz olduğunu sözlerine ekledi.