AMSTERDAM (AA) - Hollandalı Sumud Filosu aktivistleri, gözaltında uğradıkları işkence ve cinsel saldırı nedeniyle İsrail askerleri hakkında Hollanda Savcılığına başvurdu.
Saldırıya uğrayan aktivistlerden Jesse van Schaik ile suç duyurusunu hazırlayan hukuk ekibinden Roos Ykema, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, Hollanda vatandaşlarının Filistinlilerin her gün maruz kaldığı şiddetle karşı karşıya kaldığını belirterek, sorumlu İsrail askerlerinin yargılanmasını istediklerini ve uluslararası hukukun ancak bu tür başvurularla işletilebileceğini vurguladı.
Hollandalı Van Schaik, uluslararası sularda yasa dışı şekilde kaçırıldıklarını, uzun süre silah zoruyla tutulduklarını ve 180 kişiyle bir konteynere sıkıştırılarak 'hayvan muamelesi' gördüklerini anlattı.
Hücrelere nakledilirken çok şiddetli muameleye maruz kaldığını söyleyen Van Schaik, 'Beni ayak ve el kelepçeleriyle yerde sürüklediler, dövdüler. Cezaevinde beni farklı bir hücreye götürüp, kelepçeliyken ve hiçbir şey yapamazken göğüslerimin fotoğrafını çektiler.' dedi.
Suç duyurusu dosyalarını yasa dışı kaçırma, işkence, şiddetli kötü muamele ve cinsel saldırı üzerine hazırladıklarını dile getiren Van Schaik, askerlerin kendilerini sözlü olarak tehdit ettiğini, hücreye gaz verilmekle tehdit edildiklerini belirtti.
Filonun barışçıl bir misyonla ve insani yardım malzemesiyle yola çıktığını vurgulayan Van Schaik, bu nedenle İsrail'in kendilerine saldırmaya hiçbir hakkının bulunmadığını, uluslararası hukukun çiğnendiğini söyledi.
Hollanda'nın hala resmi müttefiki olarak gördüğü İsrail tarafından kaçırılıp işkenceye uğradığının altını çizen Van Schaik, özellikle saldırıyı düzenleyen İsrail askerlerinin yargılanmasını istediklerini ifade etti.
İsrail'in bu denli aşırı güç kullanmasını, filonun Gazze'deki ablukayı kırma amacından duyulan korkuya bağlayan Van Schaik, İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımı sürdürmek istediği için filodan çekindiğini savundu.
Hollanda hükümeti tepki göstermediVan Schaik, olayın ardından Hollanda hükümetinden hiçbir destek görmediklerini, hükümetin yalnızca İstanbul'daki elçilikten bir görevli gönderdiğini, ailesine ise dönüş uçuşunun ücretini ödeyemeyeceklerini bildiren bir mektup ilettiğini anlattı.
Başbakan'ın kendileriyle görüşmeyi reddettiğini, konuya ilişkin yalnızca tek bir mesaj paylaştığını aktaran Van Schaik, toplumun, komşularının, aile ve arkadaşlarının Başbakan'a ve Dışişleri Bakanı'na mektuplar yazdığını, ancak hükümetin tepkisinin asgari düzeyde kaldığını söyledi.
Hukuki sürecin siyasi baskılardan etkilenebileceği uyarısında bulunan Van Schaik, İsrail'in Hollanda'daki lobisinin çok güçlü olduğunu ve bunun süreci etkilemesini beklediğini dile getirdi.
İsrail'le meselenin hiçbir zaman hukuki prosedürlerle ilgili olmadığını, aksi halde ülkenin çoktan mahkum edilmiş olacağını savunan Van Schaik, 'Eğer İsrail kendini korumak için Hollanda'da hukuk dışı yollara başvurursa, bu, kendi hukuk devletimizin İsrail tarafından saldırıya uğraması demektir ve buna izin veremeyiz.' dedi.
Van Schaik, bu sürecin takipçisi olmanın yalnızca aktivistlerin değil, tüm toplumun ve gazetecilerin görevi olduğunu vurguladı.
'Dünya Filistinlilerin çektiği acıları umursamıyor'Hollanda Savcılığına yapılan başvuruyu hazırlayan hukuk ekibinde yer alan Roos Ykema, dünyanın Filistinlilerin çektiği acıları umursamadığını, filonun ise Batılı hükümetlerin daha değerli gördüğü hayatları kullanarak sorumluların hesap vermesini sağlamaya çalıştığını söyledi.
Ykema, aktivistler İsrail'den döner dönmez yaralarının ve morluklarının fotoğraflandığını, kısa süre içinde kapsamlı tanık ifadelerinin alındığını ve Hollanda hukukuna göre hangi suçların işlendiğini tespit etmek için bir avukatlık ofisiyle çalıştıklarını aktardı.
Hangi suçların işlendiğine nihai olarak savcılığın ya da mahkemenin karar vereceğini belirten Ykema, aktivistlerin uluslararası sularda kaçırılarak özgürlük haklarının ihlal edildiğini, keyfi biçimde alıkonulduğunu, insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleye, bazı durumlarda işkence, cinsel şiddet ve psikolojik işkenceye maruz kaldıklarını ifade etti.
Cinsel saldırı, işkence ve adam kaçırmaYkema, uykusuz bırakma, aşağılama ve sahte infazların da bu uygulamalar arasında yer aldığını; insani yardım ulaştırmak için Gazze'ye ulaşmaya çalışan kişilerin kaçırılıp işkenceye uğratıldığının altını çizerek 'Pek çok kişi bana en kötüsünü kendilerinin yaşamadığını söyledi; onlar için en kötüsü, diğer aktivistlerin çığlıklarını duyup onlara ne olduğunu bilememekti. Hayatta kalmak için mi bağırıyorlar, tecavüze uğradıkları için mi yoksa işkence mi? Bu kişilere ne yapıldığını bilmeden çığlıklarını duymak en kötüsüydü.' diye konuştu.
Girit'e ulaşıldığında 180 kişiden 34'ünün ağır yaralı olduğu için doğrudan hastaneye kaldırıldığını aktaran Ykema, İsrail askerlerinin insanları yüzlerinden yaraladığını, görüntülerin tüm dünyaya yayılacak olmasını dahi umursamadığını vurguladı.
Ykema, Hollanda hukukunun bu tür suçlarda yargı yetkisine sahip olduğunu ancak bunun yalnızca ağır suçlarla sınırlı olduğunu dile getirdi.
'Savcı kendiliğinden harekete geçmeliydi'Hollanda yasalarına göre yargı yetkisinin doğması için suçun cezasının en az sekiz yıl hapisten başlaması gerektiğini ifade eden Ykema, tek bir yumruk darbesinin bu eşiği karşılamadığını ancak cinsel şiddet, işkence ve kaçırma suçlarının bir arada işlenmiş olmasının Hollanda savcısına kovuşturma açma yetkisi verdiğini söyledi.
Suç duyurusuna ilişkin savcılıktan henüz bir yanıt almadıklarını ve kanıtların bir kısmını hala derlediklerini belirten Ykema, aslında suçluları soruşturmanın vatandaşların değil savcının görevi olduğunu vurguladı.
İşkenceye uğratılan Hollanda vatandaşlarının görüntüleri dünyada dolaşırken Hollandalı savcıların kendiliğinden bu kişileri dinleyip suçları soruşturmamasının hayal kırıklığı yarattığını anlatan Ykema, benzer başvuruların diğer ülkelerde de yapıldığını, uluslararası hukukun ancak bu şekilde işletilebileceğini kaydetti.
Muhabir: Selman Aksünger