Ekonomi

Megakent İstanbul tarımsal üretimiyle ekonomiye değer katıyor

İstanbul'da 743 bin dekardan fazla işlenen tarım alanında üretim yapılırken, kentin geniş tüketici pazarı, üretim planlaması ve tarımsal desteklerle birlikte tarımsal faaliyetleri de ekonomiye katkı sağlıyor.

İSTANBUL (AA) - İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, İstanbul'un tarihi ve kültürel özelliklerinin yanı sıra önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Parıldar, kentte buğday, arpa, ayçiçeği, kanola, kuru fasulye ve nohut olmak üzere 6 stratejik ürün ile yem bitkilerinin üretim planlaması kapsamında değerlendirildiğini belirterek, bu yıl söz konusu ürünlerin önemli bölümünde geçen yıla göre rekolte artışı beklendiğini vurguladı.

İstanbul'un dünyanın en büyük metropollerinden biri olmasına rağmen tarımsal üretimin kent ekonomisindeki yerini koruduğunu aktaran Parıldar, 'İstanbul'da, bu büyük metropolün coğrafyasının yüzde 14'ü tarım alanı olan şehrimizde tabii ki tarım yapılıyor. Hem de kıymetli tarım yapılıyor.' dedi.

Parıldar, İstanbul'un aynı zamanda Karadeniz ve Marmara Denizi'ne kıyısı bulunduğunu anımsatarak, '600 kilometrenin üzerinde kıyı şeridimiz var. Aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığının diğer bir kolu olan balıkçılık ve su ürünleri anlamında, avcılık anlamında da ciddi faaliyetlerimiz var.' diye konuştu.

İstanbul'da 743 bin dekardan fazla işlenen tarım alanı bulunduğunu ifade eden Parıldar, Silivri, Çatalca, Arnavutköy, Şile, Beykoz, Pendik, Sarıyer ve Büyükçekmece'nin aktif tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü ilçeler arasında yer aldığını kaydetti.

'Bu sene buğday üretimimizde yaklaşık yüzde 20-25 rekoltemiz daha iyi'

Suat Parıldar, İstanbul'daki tarımsal üretimin yalnızca mevcut üretim alışkanlıkları doğrultusunda değil, su kaynakları, iklim, coğrafya, verimlilik ve pazar koşulları dikkate alınarak planlandığını, üretim planlamasının Türkiye genelinde uygulandığını söyledi.

İstanbul'da 610 bin dekara yakın tarım arazisinin Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olduğunu belirten Parıldar, bunun toplam işlenen tarım alanlarının yaklaşık yüzde 82'sine karşılık geldiğini söyledi.

Kentte yaklaşık 6 bin çiftçinin ÇKS'ye kayıtlı olduğunu aktaran Parıldar, 'İstanbul'daki üretimin yüzde 90'a yakın kısmı da bizim üretim planlaması kapsamında. Yani plana göre üretim yapıyor çiftçilerimiz.' dedi.

Geçen yılın üretim verileri ve bu yılki rekolte beklentilerine ilişkin de bilgi veren Parıldar, 2025'te İstanbul'da 133 bin 74 ton buğday üretildiğini hatırlattı.

Bu yıl buğday hasadının tamamlandığını anlatan Parıldar, 'Bu sene buğday üretimimizde yaklaşık yüzde 20-25 rekoltemiz daha iyi, daha yüksek.' ifadelerini kullandı.

Türkiye genelinde bitkisel üretimde bu yıl Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırılacağına dikkati çeken Parıldar, bu gelişmenin İstanbul'daki üretime de yansıdığını dile getirdi.

İstanbul'da geçen yıl 25 bin 209 ton arpa üretildiğini belirten Parıldar, bu yıl arpada da yüzde 25-30 civarında artış beklediklerini ifade etti.

Ayçiçeğinde de üretim artışı yaşandığını aktaran Parıldar, '2025 yılında 210 bin dekarı aşkın kısımda 44 bin 800 tona yakın ayçiçeği üretimi yapmıştık. Yine ayçiçeği üretiminde yüzde 30'a yakın bir artış söz konusu.' diye konuştu.

Kentte 40 bin dekardan fazla alanda yaklaşık 14 bin 195 ton kanola üretildiğini belirten Parıldar, bu yıl kanola üretiminde de yüzde 30'a yakın artış beklendiğini kaydetti.

Nohut ve kuru fasulyenin de üretim planlaması kapsamındaki ürünlerden olduğunu belirten Parıldar, geçen yıl nohut üretiminin 37 ton, kuru fasulye üretiminin ise 60 tonun üzerinde gerçekleştiğini, her iki üründe de bu yıl rekoltenin yaklaşık yüzde 30 artmasının beklendiğini söyledi.

- 'Bu yılki iklim koşulları da tarımsal üretimi destekledi'

Parıldar, bu yılki iklim koşullarının da tarımsal üretimi desteklediğini belirterek, yağışların dönemsel olarak üretim açısından olumlu seviyelerde gerçekleştiğini ifade etti.

'Bu seneki iklimsel veriler, yağışlar hem dönemsel anlamda tarımsal üretimi destekleyici miktarda gerçekleşti hem de miktarsal anlamda bizim desteklemelerimizi, tarımsal üretimimizi ortaya koyar nitelikte gerçekleşti.' diyen Parıldar, İstanbul'un 2026 üretim sezonunda verimli bir dönem geçirdiğini anlattı.

İstanbul'daki tarımsal üretimin kent ekonomisine katkısının yalnızca tarladaki üretim miktarıyla sınırlı olmadığını belirten Parıldar, kentin sahip olduğu büyük tüketici pazarının üreticiler açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu dile getirdi.

Parıldar, 'İstanbul'da hazır bir pazar var. Dolayısıyla bu pazara yakın kent merkezlerinde ya da kentlerin etraflarında yapmış olduğumuz üretim pazar avantajı açısından da çok ciddi avantajlar taşıyor.' değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul'da gerçekleştirilen tarımsal üretimin bu nedenle ekonomik açıdan değer taşıdığını vurgulayan Parıldar, kentteki üreticilerin geniş bir tüketici kitlesine yakın olmasının pazarlama açısından önemli bir avantaj sağladığını kaydetti.

İstanbul'daki tarımsal üretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli projelerin uygulandığını anlatan Suat Parıldar, 2025 yılında kentte üretim yapan çiftçilere 525 milyon lirayı aşkın tarımsal destekleme ödemesi aktarıldığını bildirdi.

Parıldar, temel destek ve planlı üretim kapsamında çiftçilere mazot ve gübre desteği sağlandığını belirterek, 'Mazot giderlerinin yüzde 100'ünü, gübre giderlerinin de yüzde 50'sini destekleme ödemesi olarak veriyoruz.' ifadelerini kullandı.

Yıl sonuna kadar bitkisel üretimin yanı sıra hayvancılık ve balıkçılık alanlarında da desteklemelerin devam edeceğini ifade eden Parıldar, toplam destek tutarının daha da yükseleceğini söyledi.

'2026 yılı desteklemelerinde artış yapıldı'

Suat Parıldar, 2026 yılı desteklemelerinde artış yapıldığını aktararak, özellikle girdi maliyetlerindeki gelişmelerin dikkate alındığını kaydetti.

Ayçiçeğinde dekara verilen desteğin yüzde 18,2 artışla 1101 liraya yükseldiğini belirten Parıldar, buğday, arpa ve yem bitkilerinde de destekleme oranlarının yüzde 18'in üzerinde artırıldığını söyledi.

İstanbul'daki tarımsal üretimin stratejik tarla bitkileriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Parıldar, sebze ve meyve üretiminde de kentin önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdi.

Parıldar, özellikle sebze üretiminin geliştirilmesine yönelik il özel projelerinin hayata geçirildiğini aktararak, bu çalışmaların Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi kapsamında Bakanlığın sağladığı yüzde 75 hibe desteğiyle gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bu kapsamda Domates Üretimini Geliştirme Projesi, Hıyar Üretimi Geliştirme Projesi, Yaprağı Yenen Sebzelerin Üretiminin Geliştirilmesi Projesi ve üretim alanlarında hastalık ve zararlılarla mücadeleye yönelik projelerin hayata geçirildiğini belirten Parıldar, örtü altında seracılık yapan üreticilere yönelik sera naylonlarının yenilenmesi çalışmalarının da sürdüğünü ifade etti.

Parıldar, bu kapsamda ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde 2 milyonu aşkın sebze fidesinin yüzde 75 hibe desteğiyle çiftçilerle buluşturulduğunu söyledi.

Fideler arasında domates, kıvırcık, hıyar ve brokolinin bulunduğunu aktaran Parıldar, ürünlerin pazar potansiyeli dikkate alınarak üreticilere ulaştırıldığını kaydetti.

İstanbul'un yerel tarım ürünlerinin korunmasına ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Parıldar, yerel tohum çeşitlerinden olan Sayalar kırmızı biberi için de çalışma yapıldığını anlattı.

Parıldar, 'Ata tohumundan, çiftçimizden aldığımız üründen tekrar tohum yaparak çiftçimizle buluşturarak Sayalar'da bu kültürün daha da yaygınlaşmasını, daha da gelişmesini sağladık.' diye konuştu.

İstanbul'un tarımsal üretiminin geniş bir gıda ekonomisiyle bağlantılı olduğuna dikkati çeken Parıldar, kentte 140 bini aşkın gıda işletmesi bulunduğunu kaydetti.

Kentteki yoğun iç pazar talebinin İstanbul'da üretilen tarımsal ürünler açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Parıldar, ürünlerin hızlı şekilde pazara ulaştırılabildiğini ifade etti.

Parıldar, İstanbul'da üretilen ürünlerin birlik ve kooperatifler aracılığıyla alınarak işlenmesinin ve hem ulusal hem de uluslararası pazarlara ulaştırılmasının da mümkün olduğunu sözlerine ekledi.


 

Muhabir: Kazım Kaan Ulu