MI6-CIA ve Şizofreni...

Evet, Dostlar toplumda gittikçe had safhaya çıkan bir bunalım ve şizofrenlik durumlar ortaya çıkmaya başladı. Ve bu son zamanlarda iyice kendini belli ediyor. İstihbarat işte bu gibi durumlarda çok ciddi çalışmalar yapmalıdır. İngiliz istihbaratı MI6’nın toplumla ilgili çalışmalarında ilginç bir şey okumuştum.
Mesela Teknoloji ve İnovasyon konusunda Industry Outreach (Endüstriyel Erişim) programları kapsamında, siber güvenlik, yapay zekâ ve veri analitiği gibi alanlarda faaliyet gösteren sivil teknoloji şirketleri, girişimciler ve üniversiteler ile ortak projeler geliştirmiş. Bu projede zihin kontrolü ile ilgili çok önemli araştırmalar yapan kurumlarla çalışılmış. Hatta geçtiğimiz dönemlerde MI6 2020-2025 yılları arasında MI6 istihbarat servisini yöneten Richard Moore şöyle demişti
"MI6 ile CIA arasındaki pek çok fark var, en başta ölçek farkımız derece farkımız var ama biri de bizim analistimizin olmamasıdır. Biz saf bir toplama teşkilatıyız ve insan istihbaratı toplama teşkilatıyız. Harika bir kurum olan GCHQ var, ABD'deki NSA'in karşılığıdır, sinyal istihbaratı ve teknik toplama yapar. Marifet, bu bilgi kaynaklarını nasıl bir araya getireceğiniz ve aradaki karanlık alanlarda ne olabileceğini nasıl çözeceğinizdir. Değerlendirme topluluğunun devreye girdiği yer burasıdır ve bu çok zordur, çok kesin değildir." Demişti İşte burada toplanan tüm bilgiler insan zihninde ve ileri aşamada nereye kadar kontrol altına alınır bunu iyice oturtmuşlar. Dünya ülkelerinin toplumlarına göre sizi kontrol altına alan zihinsel kodlamalar yapıyorlar. Sonrası mı? İşte burada size sonrasını da yine benim kadim dostumdan aldığım bilgiler ile size aktarayım ancak sizi biraz geçmişe götüreceğim İstihbaratçı dostumun anlatımıyla yazacağım. Devam.

Bak anlatayım dedi dostum.
Bizim zamanımızdan ben biliyorum çok ciddi vakalar gördüm dedi. Başladı anılarından söz etmeye
İlk gençlik yıllarımızda kendini Madonna’ya benzeten, abisi Kadir’i de Silyvester Stallone’ye benzeten Avusturalya’dan dönüş yapmış bir işçi ailesinin fertleri komşumuzdu. Bunlar çok acayipti

Avustralya’da lise bile bitirememiş amaçsız, gayesiz, ülküsüz yaşayan gençler filmlerde gördükleri ünlüleri taklide başlayıp bir süre sonra kişilik bozukluğu ve şizofreniye sürüklenmişlerdi. İşte dedi ilk raundu burada başlıyor. Hollywood filmleri ile zihinleri kontrol altına aldılar. Subliminal mesajlarla komut verdiler. Devam.

Son yıllarda ise dedi emekli polisin kendini Peaky Blanders dizisindeki polis müfettişine benzetmesi, genç mühendisin kendini Leonardo Dicaprio ya benzetip iş beğenmemesi gibi onlarca vaka gördüm.
Şimdi bakıyorum; Site güvenlik görevlisi kendini gizli ajan zannediyor, taksi şoförü eşkıya dünyaya hükümdar olmazın Hızır’ı sanıyor, market kasiyeri ise kendini şarkıcı Hadise sanıyor.

Cezaevi gardiyanları, Zabıtalar, polisler devlet memurları arasında şizofreninin çok yaygınlaştığını görüyorum.

Ekonomik sıkıntılar altında ezilen, üniversite bitirdiği halde hayal ettiği memuriyet yada makama ulaşmaktan umut kesen kitleler çok kolay etki altına alına biliniyor bir süre sonra hayal dünyasında bir ünlünün kişiliğine bürünüp ünlünün hayatı gibi yaşadığı hayaliyle kişilik bozukluğuna sürüklenip, şizofren oluyorlar. Bu kodlamaları işte bize dayatıyorlar.

Hayatın gerçeklerinden kaçıp sığındıkları hayali kişiliklerde maskara olup, topluma uyum sağlayamayan hastalar her gün cemiyetimizi karıştırıyorlar.

Herkesin gözünün yükseklerde olduğu, herkesin milyarder olmak için her şeyi yapabildiği, şükür bilmez, kanaat bilmez çılgın toplum olmaya doğru gidiyoruz. Bunun kodlaması ise doyumsuzluk…

Her hangi bir partide bırakın il delegesi ilçe delegesi bile kendini bölge milletvekili hatta bakan görüyor. Bu da çok ciddi bir vaka.

Beş vakit namaz kılanlar içinden kendini Evliya gören hatta Mehdi görenler öyle çoğaldı ki sayısı bilinmiyor.

Kibir patlaması yaşayan şizofren kitle ülkenin uyuşturucu, kumar, fuhuş, yolsuz, yozlaşma gibi sorunlarının daha da büyümesine sebebiyet vermekte.

Bir vesile ile tanıştığım Antalyalı zengin bir ailenin Psikiyatr kızının Paris Hilton hayatı yaşaması milyarder olmak için bulaştığı kötü ortamlar, aile mülklerini çarçur etmesi gibi her gelir gurubu insanların şizofreniye yakalandığını gördüm. Bak dedi eğer önlem alınmaz ise durum tam bir şizofreni patlaması vakası olacak dedi. Dostuma çok hak verdim ve yanından ayrıldım…

Evet dostlar! Eskiden binde bir görülen şizofreninin toplumda %10-15’ler seviyesine gelmesi büyük bir toplumsal tehlikenin habercisidir. Eğer bu duruma çanak tutan dış ilke istihbarat kurumları da varsa çok ciddi toplum tehlike altında demektir. Zaten bizleri her şekilde izliyor ve dinliyorlar. GCHQ her şeyi dinliyor, NSA'in eşdeğeri. Yapabildikleri her şeyi dinliyorlar. Başka biri coğrafi uzamsal (geospatial) yapıyor ve resim çekebileceği her şeyin resmini çekiyor. Sonra bir araya geliyorlar istihbarat değerlendirmesi yapıp ilgili Sivil toplum kuruluşlarına rapor ediliyor. RAND CORPORATİON tarzı şekilde. Çok ciddi tehlike altındayız çook.

Devletin tedbirler alması elzem olmuştur. Sonraki yazımızda buluşmak üzere.