Michael Rubin’e öneri: Türk tarihini iyi oku!

ABD’li Orta Doğu uzmanı Michael Rubin çıkmış diyor ki:

“Türkiye’nin sömürgeci hedefleri yoksa, Hatay’ı Suriye’ye vermelidir.”

Soralım o zaman:

Hatay ne zamandan beri bir think-tank masasındaki satranç taşı?

Hatay, Washington’daki masa başı haritacılarının zihinsel egzersiz alanı mı?

Yoksa bin yıllık hafızası olan bir milletin egemenlik meselesi mi?

Hatay bir “toprak parçası” değildir

Hatay, Misak-ı Milli’nin onurudur.

Hatay, diplomasiyle kazanılmış bir milli irade örneğidir.

Hatay, kurşun atmadan yürütülen stratejik bir sabrın sonucudur.

1938’de Hatay Devleti kuruldu. 1939’da halk oylamasıyla Türkiye’ye katıldı. Bu süreç, doğrudan doğruya Mustafa Kemal Atatürk’ün diplomatik vizyonunun eseridir. Atatürk, “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz” derken hamaset yapmıyordu; uluslararası hukuku, Fransa’yla yürütülen müzakereleri ve dönemin jeopolitiğini ustalıkla okuyordu.

Hatay meselesi, Türkiye’nin yayılmacılığı değil; tersine, hukuki ve siyasi meşruiyetle sonuçlandırılmış bir milli dava örneğidir.

Asıl sömürgecilik kimde?

“Türkiye sömürgeci değilse Hatay’ı versin” demek ne demek?

Suriye iç savaşı boyunca kimler bölgeyi vekâlet savaşları alanına çevirdi?

Kimler terör örgütlerini “kara gücü” diye sahaya sürdü?

Kimler Orta Doğu’yu harita başında yeniden tasarlamaya kalktı?

ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da bıraktığı tablo ortadayken Türkiye’ye “sömürgecilik” ithamı yapmak ironik değil mi, trajikomik değil mi?

Sizden ala sömürgeci mi var?

Türkiye sınır güvenliğini sağladığında “yayılmacı”,

ABD binlerce kilometre ötede üs kurduğunda “istikrar sağlayıcı” öyle mi?

Bu dil artık bayatladı.

Bu akıl artık iflas etti.

Bu söz masum değil

Bu açıklama bir akademik yorum değil.

Bu, Türkiye’ye “sınırların tartışmaya açılabilir” mesajı verme cüretidir.

Ama herkes şunu bilsin:

Türkiye, 1939’un şartlarındaki Türkiye değil.

Hatay üzerinden mesaj vermeye çalışanlar şunu iyi anlamalı:

Bu millet tehditi okumayı bilir.

Satır aralarını da görür.

Gülümseyen diplomasi cümlelerinin arkasındaki stratejik niyeti de çözer.

Türk düşmanlığı kokan bir söylem

Michael Rubin’in Türkiye karşıtı çıkışları yeni değil. Bu açıklama da o zincirin bir halkası. Eleştiri başka şeydir, egemenliği sorgulamak başka şey.

Hatay’ı tartışmaya açmak, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü tartışmaya açmaktır. Bunun adı analiz değil; siyasi provokasyondur.

Hatay pazarlık konusu değildir.

Hatay, bir lütuf değil; halk iradesiyle kazanılmış egemenliktir.

Hatay, Türkiye’nin onurudur.

Amerikan siyaset aklı önce kendi çürüyen dış politika mirasıyla yüzleşsin.

Sonra başkasına ders vermeye kalksın.

Çünkü bu topraklarda bir şey nettir:

Egemenlik, masa başında dağıtılan bir kart değil; bedeli ödenmiş bir haktır.