5 AĞUSTOS 1920’de Ermeni İftiralarıyla İdam Edilen MİLLİ ŞEHİT URFA Mutasarrıfı NUSRET BEY’i Rahmetle Anıyoruz
1919’da Urfa’nın işgalinde; Bir İngiliz yarbayı, iki subay ve bir zırhlı otomobille geldikleri Urfa’da İngiliz Kumandan, ziyaret ettiği Mutasarrıf Nusret Bey’e “Galip bir hükümetin askeri neden karşılanmıyor?” diye sorduğunda ondan “Haksız yere memleketi işgal eden bir kuvveti karşılamaya çıkmak bir Türk mutasarrıfına yakışmaz. Bir misafir gibi gelseydiniz, sizi Birecik’de karşılardım” diyen, Urfa Mutasarrıfı Milli Şehit Yanya’lı NUSRET Bey’in 5 Ağustos 1920’de İstanbul Beyazıt’ta Kürt Nemrut Mustafa Paşa divanı tarafından idam edilmesinin yıl dönümü nedeniyle aziz hatırasını rahmet ve minnetle anıyor aile efradından kalanlara başsağlığı dileklerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz.
İftira edilen, bu şerefli ve namuslu Türk evladının arkasında bıraktığı yetimlere kalan parası, yamalı pantolonundan çıkan 1 liraydı!
Yanyalı Nusret Bey idam edilmesinden önce eşi Hayriye Hanım’a ve kardeşi Cevdet Bey’e mektup yazmıştı. Kardeşine yazdığı mektupta Yanyalı Nusret Bey şöyle vasiyet ediyordu:
“Küçük çocuklarımı, zevcemi yalnız ve pek fakir bırakıyorum. Beş gün sonra yiyecekleri bile kalmayacaktır. Allah aşkına sokaklarda bırakma. Validesi çocuklarımın terbiyesine baksın. Babaları mücrim değil, şehittir. İşte son nefesimde hiçbir şeyden korkmayarak vicdanımdan kopup gelen şu ifadelerimi sana iblağ ediyorum. Vatanım yaşasın, elbet bir gün gelir hesabı sorulur. Masumların ahı büyüktür.
Bir masumun kanıyla oynayan şu Mustafa Paşa’nın hainane hareketleri bu dünyada kendisine kar kalacak mı? Sabır tavsiye eder ve aileme sefalet çektirmemenizi rica ederim. Bilirim, senin de halin müsait değildir. Fakat ne yapalım, senden başka kimsem yok. Elveda kardeşim, hakkınızı helal ediniz.”
Büyük önder Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Hangi istiklâl vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir." Sözünü hatırlayacak olursak, Osmanlı’nın son döneminde yaşanan bu elim hadisenin ne kadar vahim olduğunu bir kez daha anlarız.
Milli Şehidimiz NUSRET Bey 19 Nisan 1914’te Bayburt kaymakamlığına atanmasından kısa bir süre sonra Avrupa’da I.Dünya Savaşı çıktı. Bayburt Bölgesinin de içinde bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Ermeniler, Rusların bağımsız bir Ermenistan Devleti kurmalarına yardımcı olacağı şeklindeki kışkırtmaları sonucu gönüllü silahlı Ermeni grupları teşkil ederek Türk mahalle, köy, kasaba ve şehirlerinde katliamlara başladılar. Doğu Anadolu Bölgesi’nde bu olaylar cereyan ederken Osmanlı idaresi,1 Haziran 1915’te savaş mıntıkasında oturan Ermeniler’in savaş alanı dışı olan Suriye dolaylarına gönderilmesini içeren “Ermeni Tehciri” kanununu çıkardı. Haziran 1915’te Erzurum’daki 3.Ordu Komutanı Mahmut Kâmil Paşanın emriyle, Bayburt harp sahası içinde olduğu için bölgedeki Ermeniler de Nusret Bey’in idaresi altında bulunun bölgedeki jandarma güçleri vasıtasıyla salimen Erzincan’a sevk edildiler. Tehcir sırasında gayri kanuni hiçbir vukuat olmadı. Tehcire tabii tutulan Ermeniler’in emval-i metrukeleri de oluşturulan bir komisyon tarafından satılarak bedelleri kendilerine verildi.[1]
Ermeniler Bayburt’tan göç ettikten sonra da bölgede Ermeniler’in çetecilik faaliyetleri devam etti. Nusret Bey 14 Haziran 1917’de, o sırada Yıldırım Orduları 2.Grup Kumandanı olan Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile Urfa Mutasarrıflığına tayin edildi. Nusret Bey, Urfa’da görev yaparken Mondros Mütarekesi imzalandı. Bunun üzerine Urfa’da işgallere karşı Müdafa-yı Hukuk Teşkilati’nın kurulmasında Nusret Bey’in büyük emeği geçti.
Nusret Bey Urfa Mutasarrıflığı görevinde bulunurken I.Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından 6 Nisan 1919’da Ermeni tehciri meselesinden dolayı azledildi ve İstanbul’a çağrıldı.
Nusret Bey İstanbul’a geldikten sonra Bayburt ve Ergani-Madeni Ermeni tehciri ve taktilinden dolayı Mustafa Nazım Paşa başkanlığındaki Divan-i Harp-i Örfi’de yargılandı ve suçsuz bulundu. Ancak yine de Nusret Bey askeri hapishanede alıkonuldu. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali üzerine tüm Anadolu’da olduğu gibi İstanbul’da da hava elektriklendi. Bunun üzerine hükümet ortamı yatıştırmak için aralarında Nusret Bey’in de bulunduğu 40 tutukluyu serbest bıraktı.
Nusret Bey’de daha önce yargılanıp serbest kalmasına rağmen 6 Kasım 1919’da Ermeni tehciri meselesinden dolayı tekrar tutuklanıp cezaevine kondu.[2)
5 Nisan 1920’de kurulan 4.Damat Ferit Paşa Hükümetinin en önemli meselesi Ermeni tehciri davalarını hızlandırmak amacıyla 17 Nisan 1920’de I.Divan-ı Harp-i Örfi Başkanlığına (Nemrut/Kürt) Mustafa Paşa’yı atadı. Sanıkların avukat bulunduramayacağı açıklandı. Mahkeme heyeti Nusret Bey’in hiçbir savunmasını kayda değer almadı. Ona bir avukat bulundurma hakkı dahi tanımadı. Mahkeme başkanı Mustafa Paşa ve diğer üyeler Nusret Bey’in idamını istediler. Uzun tartışmalardan sonra mahkeme heyeti Nusret Bey’i 15 ay kürek cezasına çarptırdı. Ancak hemen ardından Mustafa Paşa başkanlığındaki I.Divan-ı Harp-i Örfi azalarından Ferhat Bey’in dışında tekrar toplanarak Nusret Bey’in idamına karar verdi. Bu kararın geçerli olabilmesi için azadan Ferhat Bey’in de imzalaması gerekiyordu. Bunun için de Ferhat Bey’in ya ikna edilmesi gerekiyordu ya da istifa ettirilerek yerine bir başkasının tayin edilip onun imzalaması gerekiyordu. İşte bu amaçla 27 Temmuz 1920’de Ferhat Bey III.Divan-ı Harp-i Örfi azalığına tayin edilip yerine Mirliva Niyazi bey atandı. Bunun üzerine 27 temmuz 1920’de Nusret Bey’in idam kararı mahkeme heyetince imzalandı. Bu karar 4 Ağustos 1920’de padişah tarafından onaylandı ve 5 Ağustos 1920’de de İstanbul Bayazıt’ta infaz edildi.[3]
RUHUN ŞAD, MEKANIN CENNET OLSUN AZİZ ŞEHİT…
[1] Yrd. Doç. Dr. Bayram AKÇA, Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri- II.Cilt
[2] A.g.e.
[3] A.g.e.