Mitolojik hikayelerin gerçeğe dönüşmesi, insanlığın hayal gücü ile bilimsel keşiflerin kesiştiği en büyüleyici noktadır.Geçmişte sadece birer efsane olduğu düşünülen birçok mekan, canavar ve doğa üstü olay, arkeoloji ve modern bilim sayesinde kanıtlanmıştır. Mesela Musa’nın denizi yarması, Atlantis, Truva ve Ahit Sandığı vb…. Gibi
Yukarıda verdiğimiz örneklerin en sonunu anlatırsak.Aslında, Ahit Sandığı mitolojinin gerçeğe dönüşmesi diyebiliriz.
Ahit Sandığı, Antik dönemde efsanevi bir nesne olarak bilinen ve İbrani geleneğine göre Hz. Musa'nın Allah'tan aldığı emirlerin yazılı olduğu iki taş tabletin bulunduğu sandıktır. Sina Dağı'nda Allah'ın buyruklarına göre yapıldığına inanılan bu sandığın M.Ö. 587 yılında Kudüs'ün Babilliler tarafından yıkılmasıyla kaybolduğu düşünülür.
Ahit Sandığı 26 asırdır Tapınak Şövalyeleri'nden krallara, gizli örgütlerden Papalık'a kadar herkesin aradığı bir nesnedir. Sadece dini bir eser olmasının ötesinde, tarih, arkeoloji ve din bilimi için de büyük önem taşımaktadır. Peki, Ahit Sandığı nedir? Ahit Sandığı nerededir? Ahit sandığının içinde ne var? Tarih gizemlerle doludur. İnsanlık tarihinin belki de en büyük gizemlerinden birisi Tevrat, İncil ve Kur'an-ı Kerim'de anlatılan Ahit Sandığı'dır.
İbranice'de “aron ha-kodeş” olarak adlandırılan bu sandık; Eski Ahit’te "ahit sandığı", "şahadet sandığı" ve "Tanrı'nın sandığı" gibi isimlerle anılır. Arapça'da ise"tâbûtü'l-ahd" olarak adlandırılan sandık, Kur'an-ı Kerim'de "tâbût" olarak geçer. Uzun yıllar boyunca Kudüs'teki Süleyman Mabedi'nde saklanmış olmasına rağmen, günümüzde nerede olduğu tam bir sırdır ve pek çok kişi izini sürmektedir. Peki Ahit Sandığı nerede? Sandığın içinde bu kadar değerli olan şeyler neler?
Ahit Sandığı'nın önemini belirleyen şey, içinde neyin saklandığıdır. Tevrat'a göre: "Hz. Musa ve İsrailoğulları Mısır'dan çıktıktan sonra Sina Dağı'nın eteklerinde kamp kurmuşlardır. Tanrı, Hz. Musa'ya Akasya ağacından yapılma, altın kaplama ve üzerinde iki melek figürü bulunan bir sandık yapmasını emreder. Hz. Musa Peygamber de bu talimatı eksiksiz olarak yerine getirir ve kutsal Ahit Sandığı ortaya çıkar."
Bu sandık, Yahudilik için en kutsal nesne haline gelir ve zamanla Hz. Süleyman tarafından Kudüs'te inşa ettirilen Büyük Mabet'e, yani Süleyman Tapınağı'na yerleştirilir. Kudüs şehri milattan önce 587 yılında, Babil ordusu tarafından işgal edilir ve Süleyman Mabedi yağmalanır. İsrailoğulları sürgüne gönderilir ve Ahit Sandığı'nın akıbeti belirsizlik içinde kalır. O tarihten itibaren sandıkla ilgili herhangi bir kayıt veya bilgi bulunmamaktadır, bu da onun gizemini daha da arttırmıştır. Ahit Sandığı, Kur'an-ı Kerim de kendine yer bulmuştur. Kur'an-ı Kerim'de, Ahit Sandığı şöyle geçer:
"Peygamberleri onlara: "O'nun hükümdarlığının alâmeti, içinde rabbinizden bir sekînet, Mûsâ ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiye bulunan ve meleklerin taşıdığı sandığın size gelmesidir" dedi. Gerçekten inanıyorsanız bilin ki, bunda sizin için büyük bir işaret vardır." (Bakara Suresi 248. Ayet)
Sandık içerisinde, On Emir'in yazılı olduğu 2 tablet, Hz.,Harun Peygamber'e ait bir asa, kudret kabı ve Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda Hz. Musa ve Hz. Harun ailelerinden kalma eşyalar bulunmaktadır. Sandığın ürkütücü yanı, eski metinlerde ona dokunanların bir şekilde öldüğü veya hastalandığına dair anlatımlardır. Bu nedenle, Tevrat'ta Tanrı, Hz. Musa'ya sandığı sadece Kohat soyundan gelen Levilileri'n taşıyabileceğini ve bunu özel kıyafetlerle yapmaları gerektiğini söylemiştir. Metinlere göre, bu bilgi sadece Levililer'e öğretilmiş ve onlar dışındakilere sandığa dokunmanın ya ölümcül hastalıklara ya da ölüme neden olacağı belirtilmiştir. Sandığın yapım şekli ilginç bir detayı da ortaya çıkartıyor. Ahit sandığı altından yapılmıştır ve altın, elektriği en iyi ileten maddelerden biridir. Ayrıca, Tevrat'ta sandığı taşımak için Akasya ağacından kollar yapılması emredilmiştir. Ancak, ağaç veya tahta iletken bir madde değildir. Bu durumda, çöl sıcağında güneş altında böyle bir sandık, elektrik yüklemesi yapabilir. Akasya ağacından yapılan kollar, elektriği boşaltamayacağı için sandıkta biriken elektrik nedeniyle, sandığa dokunanlar ölebilir.
Kısacası Ahit Sandığı’nın tasarımı, bilinçli bir şekilde elektrik yüklenebileceğini fark eden biri tarafından hazırlanmış olmalıdır. Ayrıca, sandığı taşımak için kullanılan Akasya ağacından yapılan kolların iletken bir madde olmadığı gerçeğini, elektrik yükünün sandıkta birikebileceğini ve kontrolsüz dokunanların ani bir şok yaşayabileceğini, sandığı yapanlar çok iyi bilmekteydi. Böylece sandığın güvenliği de sağlanıyordu. Ahit Sandığı’nın bulunması, tüm dinler için en büyük keşiflerden biri olacak ve dinler tarihinde birçok konuda yeni araştırmalara yol açacaktır. Peki bugün nerededir? Tarih boyunca Tapınak Şövalyeleri'nden Papalık'a, krallardan birçok gizli örgüte ve hatta Müslüman hükümdarlara kadar pek çok kişi, izini sürdü ancak kimse bulamadı. Nerede olabileceğine dair teoriler ise şöyle ifade ediliyor:
Ahit Sandığı Babillilerin eline geçmiş olabilir miydi? Zira Ahit Sandığı ile ilgili bilinen son bilgi, milattan önce 587 yılında, Babillilerin Kudüs'ü işgal edip Süleyman Tapınağı'nı yağmalamalarından sonra, ahit sandığından bir daha haber alınamadığıydı. Bu olasılık oldukça düşüktü çünkü Yahudiler için bu kadar kutsal sayılan bir eşya Babillilerin eline geçmiş olsaydı bu durum hem Babilliler hem Yahudi kaynaklarında mutlaka geçerdi ancak bu duruma dair iki tarafta da tek bir yazılı metin söz konusu değildir. Üstelik Babilliler yağmalama sonrasında şehri terk etmiş ve bölgede kalıcı olmamıştır.
Saklandığı yerlerle ilgili iddialardan bir diğeri de Kudüs'ün meşhur yeraltı tünellerine gizlenmiş olabileceği yönündedir. Bilindiği gibi Kudüs şehri, özellikle Süleyman Tapınağı'nın altı büyük tünelle kaplıdır. Üstelik Kudüs, üç büyük semavi dinin de kutsal kabul ettiği ve koruduğu bir şehirdir, işgalci İsrail'in bölgedeki hakimiyeti de göz önüne alınırsa bu olasılık baskın görünüyor.
Diğer bir iddia ise, Etiyopya'da bulunabileceğiyle ilgilidir. Etiyopya'da, Kur'an-ı Kerim, İncil ve Tevrat'ta adı geçen Süleyman Peygamber'in iletişim kurduğu Saba Melikesi Belkıs'tan bahsedilmektedir. Eski metinlere göre, Belkıs bir Etiyopya kraliçesidir ve Süleyman Peygamber'den bir oğlu olmuştur. Eski metinlerde, bu çocuk büyüdüğünde, Süleyman Peygamber tarafından Kudüs'e çağrılmış ve gerçek sandıkla sahte bir sandığın yeri değiştirilerek orijinali Etiyopya'ya getirilmiştir. Etiyopya'da, Tana Qirkos Adası'nda, yeminli Hristiyan keşişlerin yaşadığı bilinmektedir. Bu keşişler, bir kere yemin ettikten sonra kilise sınırlarından ömür boyu dışarı çıkmamaktadır ve tüm teknolojiden ve insanlıktan uzak bir yaşam sürmektedirler. Bu adalardan birinde, hala az sayıdaki keşişin, ahit sandığının uzun yıllar boyunca bir odada saklandığını ve daha sonra gizlice taşındığını iddia ettikleri bilinmektedir.
Antakya'da bulunan bir iddiaya göre, Ahit Sandığı'nın bu şehirde olabileceği spekülasyonları gündeme geldi. Antakya, tarih boyunca İncil'de adı geçen önemli bir şehirdir ve Hz. İsa'nın (AS) havarilerinden birinin uğrak noktası olarak bilinir. Ayrıca, Kudüs'le Anadolu arasında bir köprü konumundadır. Uzun süre gündemi meşgul eden meşhur Tarsus Kazısı Ahit Sandığı sırrının bir kere daha merak edilmesini sağlamıştır. Kazı yaklaşık 2 yıl sürmüş ve titiz bir gizlilikle yürütülmüştü. Kazının sonucunda paylaşılan bilgilerde bir miktar altın ve çeşitli değerlerde sikke ve birkaç tane de tarihi eser sayılabilecek araç-gereç bulunduğu paylaşıldı. Ancak belirsiz şekilde kimi çok kıymetli bir madenin, tarihin akışını değiştirecek buluntuların kimi ise tahrif edilmemiş ilk İncil'in bulunduğunu iddia etti. Kesin bilgilere sahip olmamamıza rağmen, bulunsa bile içeriğinin insanlığı şaşırtıp şaşırtmayacağı konusunda yorum yapmak mümkün olmayabilir. Ancak sandığın bulunması, tarihi açıdan büyük öneme sahip bir arkeolojik keşif olacağı kesin.
Mitolojik bir hikâyenin gerçeğe dönüşmesi ve içinden on emrin taş tabletlerinin ilk halinin çıkması ve ayrıca, Hz. Musa ve Hz. Harun peygamberlere ait kişisel eşyaların bulunabileceği düşünülüyor. Eşyaların ne olduğu veya hala sandıkta olup olmadığı belirsiz. Ahit Sandığı, her şeye rağmen ilk günkü değerini koruyor ve onu bulmak için yüzyıllardır devam eden çabaların hala var olduğuna eminiz.
Kısacası; Ahit Sandığı hakkında, ne söylersek söyleyelim, mitolojik efsane veya hikaye gerçeğe dönmüş şekilde halen dilden dile anlatılmaktadır.