☰
✕

Okullarda öğrenci saldırıları ve çözüm önerileri...

2026 yılı içerisinde Türkiye'de organize veya kitlesel okul saldırılarında kaygı verici bir artış kaydedilmektedir:

• Nisan 2026'da Kahramanmaraş Saldırısı: Ayser Çalık Ortaokulu'nda 14 yaşındaki bir öğrenci, polis müfettişi olan babasının silahlarıyla okula baskın düzenlemiş; saldırgan dahil 11 kişi hayatını kaybetmiştir.

• Eylül 2026'da Manisa Turgutlu Saldırısı: İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde 15 yaşındaki bir çocuk pompalı tüfekle ateş açarak 11 öğrenciyi yaralamıştır. Olay sonrası silah sahibi aile bireyleri de dahil olmak üzere 7 kişi tutuklanmıştır.

•Ekim 2026'da İstanbul Başakşehir Saldırısı: Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'na okul kıyafetiyle sızan başka bir okulun öğrencisi, hedef gözetmeksizin düzenlediği bıçaklı saldırıda 8 öğrenciyi yaralamış, yaralı öğrencilerden biri hayatını kaybetmiştir.

Okullarda öğrenci saldırıları ve okul şiddeti, hem küresel düzeyde hem de son dönemde Türkiye'de artış gösteren olaylar nedeniyle kamuoyunun en hassas olduğu konuların başında gelmektedir. Bilimsel araştırmalar, resmi açıklamalar ve son dönemde yaşanan vakalar ışığında bu konunun temel boyutları şöyle özetlenebilir:

• Zorbalık ve İntikam Duygusu: Saldırganların önemli bir kısmı (%75'e yakını) daha önce okulda akran zorbalığına, dışlanmaya, aşağılanmaya maruz kaldığını belirtmekte ve saldırıyı bir intikam aracı olarak görmektedir.

• İntihar Eğilimi ve Depresyon: Faillerin %70'inden fazlasında intihar düşüncesi veya geçmişte intihar girişimi öyküsü bulunmaktadır.

• Radikalleşme ve Çevrimiçi Gruplar: Son yıllarda dijital nefret grupları, gençlerin internet ortamında radikalleşmesini ve şiddete yönelmesini ciddi şekilde körüklemektedir.

• Niyet sızdırma: Saldırganların yaklaşık %66'sı, eylemi gerçekleştirmeden önce planlarını arkadaşlarına veya sosyal medyaya bir şekilde sızdırmaktadır.

Okul saldırılarının ölümcül sonuçlar doğurmasındaki en büyük etken, çocukların ve gençlerin ateşli veya kesici silahlara kolayca erişebilmesidir.

Araştırmalar, saldırganların %70 ila %80'inin eylemde kullandıkları silahları kendi evlerinden veya yakın akrabalarından temin ettiğini göstermektedir.

Ebeveynlerin silahları güvensiz ortamlarda saklaması veya çocuklarını atış poligonlarına götürerek silah kullanımına alıştırması risk faktörlerini doğrudan artırmaktadır.

Uzmanlar, büyük bir okul saldırısının ardından yaklaşık 13 gün boyunca yeni bir taklit saldırı riskinin zirve yaptığını belirtmektedir. Bu nedenle, T.C. İletişim Başkanlığı ve RTÜK, şiddet eylemlerinin medyada detaylıca tasvir edilmesinin, maktul veya faillerin kimliklerinin dramatize edilerek sürekli gündemde tutulmasının özendirici etki yaratabileceği konusunda uyarılarda bulunmuş ve olaylara yayın yasakları getirilmiştir.

Saldırıların ardından Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ile İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda şu adımlar atılmaktadır:

• Güvenlik Tedbirleri: Okul girişlerinde kartlı geçiş sistemleri, sıkılaştırılmış ziyaretçi protokolleri ve öğrencilerin çantalarında arama yapılmasına izin veren yeni düzenlemeler hayata geçirilmektedir.

• Psikososyal Destek: Olaylardan etkilenen okullarda, öğrenciler, öğretmenler ve veliler için bakanlık başmüfettişleri ve uzmanlar eşliğinde psikososyal destek çalışmaları yürütülmektedir.

• Okul İkliminin İyileştirilmesi: Uzmanlar, yalnızca fiziki güvenlik önlemlerinin (X-ray, arama vb.) yeterli olmadığını; etkili sınıf yönetimi, açık okul kuralları ve akran zorbalığına karşı sıfır tolerans politikasının okul iklimini iyileştirmede en kalıcı çözümler olduğunu vurgulamaktadır.

Evet...

Türkiye, Okul saldırılarıyla büyük bir şok yaşamaktadır..

2026 yılından önce de onlarca defa okullara saldırılar olmuş, Okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler şehit edilmişti.

Okullara yapılan saldırılar nedeniyle bugünkü sohbetimizin konusu; Gençler… Gençlerin yetiştirilebilmesi için devletin, hükümetin, medya kuruluşlarının, okul – aile ve çevrenin yapacağı görevler vardır.

Dijital şiddet oyunlarının kurbanı olan gençler, bazı yörelerde adeta çirkin planların piyonu haline gelmişlerdir.

Böyle bir gençlik Türk gençliği olamaz.

Böyle bir gençlikle hiçbir yere varılamaz.

Öğretmenlerine ve Sınıf arkadaşlarına kurşun sıkan, Polise ve Jandarmaya taş atan, molotof kokteyli ile iş yerlerini tahrip eden, sokak ve caddeleri adeta kan gölü haline dönüştürün bu gençler provokatörlerin oyuncağı olmaktan ileri gidemezler.

Bu çirkin olayları gördükten sonra her Türk vatandaşının ülke menfaatine yapacağı görevler vardır. Türk Milleti olarak; Beden, ruh, fikir bakımından sağlam nesiller, inançlı gençler yetiştirmek zorundayız. Anne-Babalar, öğretmenler, yöneticiler, gençlere sahip çıkmazlarsa; inançsız, sevgisiz, gelenek ve göreneksiz, kendisine-ailesine-çevresine güvensiz, öğretmenlerine, arkadaşlarına. Polise ve jandarmaya kurşun sıkabilen bir gençlik ortaya çıkacaktır.

Cadde ve sokaklar okullara; Silahlar kitaplara tercih edilecek insan sevgisi, Vatan-Millet-Bayrak sevgisi, tarih sevgisi, öğretmen ve arkadaş sevgisi ortadan kalkacaktır.

Şurası iyi bilinmelidir ki; Doğuştan kötü genç yoktur.

Dünya’ya günahsız ve tertemiz olarak gelen gençler; kötü alışkanlıkları sonradan kazanmakta, gençleri kötü alışkanlıklara çevresi yöneltmektedir.

Aileler hayırlı bir evlada sahip olmak istiyorlarsa; Onların ilgi alanlarını, arzu ve isteklerini, ihtiyaçlarını, gelişme şekillerini çok iyi tanımalı, onlara her konuda yardımcı olmalı, sahip çıkmalıdır. Gençler sadece dünyaya getirmeye mecbur olduğumuz bir varlık olarak kabul edilmemelidir. Okullarımızın yönetici ve öğretmenleri kendilerine emanet edilen gençlere yardımcı olmalı, onları zararlı yayınlardan korumalı, onlara sahip çıkmalıdır.

Okul-aile ve çevre; Milli gelenek ve göreneklerimiz ölçüsünde gençlere sahip çıkmazlarsa, onları dışlarlarsa, onların toplumdaki değer yargılarına, maddi-manevi kültürlere bağlı olarak yetiştirilmelerine imkân tanımazlarsa: gençlerde düzenli ve huzurlu bir yaşayış düşünülemez ve böylece dijital yayınların etkisinde kalarak çevresine zarar verir.

Gençlerimiz; Milletimizin geleceği, enerjisi, ümidi, şansı, varlığı olarak kabul edilmelidir.

İçki, kumar, sigara, uyuşturucu maddelerle, anarşik olaylarla genç neslini kaybeden milletler yok olmaya mahkûmdur.

Milletimizin geleceği gençlerimizin maddi ve manevi yönden sağlıklı yetiştirilmesine bağlıdır. Güçlü nesil, gürbüz nesil değil, düşünce yapısı sağlam nesildir.

Düşünce ve kültür yapısı zayıf olan gençler gelecekte güçlü insan olamaz.

İç ve dış düşmanlarımız ülkemizi bölmek, parçalamak için çeşitli entrikalar çevirmeye devam ederken Türk gençliği bu tuzaklara düşmemelidir.

Milletimizin hassas ve dinamik varlıkları olan gençlerimize geleceğimizi emanet etmeden önce onlara tarihini iyi tanımaları, iç ve dış düşmanlarımızı iyi bilmeleri, milli birlik ve beraberlik içinde yaşamalarının şart olduğu öğretilmelidir.

Geleceğimizin teminatı, güvencesi, milletimizin ekonomik, sosyal, kültürel gelişmesinin kaynağı olan gençlerimiz; güzel hayallerin, büyük ümitlerin, değişik arzu ve düşüncelerin temsilcisidir. Onları her yönüyle iyi tanıyıp değerlendirmek, gelecek için hazırlamak, onlara sahip çıkmak başta gelen görevimiz olmalıdır.

Genel seçim çalışmalarında anlatıldığı şekliyle en büyük yatırım, gençlere yapılacak olan yatırımdır. Bu yatırım boşa gitmeyecektir.

Bugünün genci yarının doktoru, avukatı, hâkimi, kaymakamı, milletvekili, öğretmeni, din görevlisi, daire amiri, bakanı, başbakanı, Cumhurbaşkanı olacaktır.

Kitle haberleşme araçlarından; gazete- dergi, televizyon, radyo, kaset, video, bülten, sahne ve afişlerle aile ve okulda verilen Millî-Ahlakî eğitimleri tamamlanmalı onları kötü yola sevk edecek yayınlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

Alınacak yeni kararlarla Radyo ve Televizyonlarda gençlerin ilgi ve kabiliyetleri doğrultusunda ilmi ve pedagojik esaslara uygun yayımlar yapılmalıdır.

Gençlerin iyi yetiştirilmesi için evde okunan gazetelere, dergilere, evde seyredilen video filmlerine de dikkat edilmelidir.

Aile terbiyesi bir ömür boyu devam edecektir.

Eğer gençler aileleri tarafından terbiye edilmez, onlara sahip çıkılmaz, onların elinden tutulmaz, onlar cemiyet tarafından terbiye edilirse; Aile tarafından ihmal edilen genç, müstehcen film, video, gazete ve dergilerden Türk milletinin ruh köküne bağlı değerlerinin dışında bazı yanlış bilgiler edinecektir.

Devletimiz; Her türlü kalkınma hamleleri içinde: Gap Projeleri, barajlar, köprüler, yollar, fabrikalar yaptırırken bunları yönetecek gençlerimiz de; devletine, milletine, vatanına, dinine saygılı, şuurlu, dinamik olarak yetiştirilmelidir.

Kendilerine sorumluluk duygusu aşılanmalı, her şeyin çalışmakla elde edilebileceğine inandırılmalı, üzerlerinde dini ve milli otorite hissettirilmeli, millet sevdirmelidir.

Öğrencilerimiz birlik ve beraberlik içinde, arkadaşlarına ve diğer insanlara sevgi-saygı besleyen medeni birer insan olarak yetiştirilmeleri sağlanmalıdır.

Hoşça kalınız.