(ANADOLU ERENLERİ ) NİN, DERVİŞLERİN VE ALPERENLERİN GÖREVLERİ…
Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve yükselme dönemlerinde Horasan Erenleri, dervişler ve alperenler, savaşlarda hem psikolojik motivasyonu sağlamak hem de fiziksel olarak ön saflarda çarpışmak gibi hayati roller üstlenmişlerdir.
Bu manevi liderler, yalnızca dini tebliğ ile kalmamış, "gaza ve cihat" anlayışıyla askeri operasyonların en ön safında yer alarak fetihlerin öncüsü olmuşlardır.
Erenlerin ve dervişlerin savaşlardaki ve fetih süreçlerindeki temel rolleri şu şekilde özetlenebilir:
Erenler, savaş meydanlarında ordunun önünde giderek, askerin moralini ve savaşma azmini en üst düzeyde tutarlardı.
Okudukları dualar, fetih ayetleri ve yaptıkları coşkulu konuşmalarla orduya manevi bir koruma kalkanı ve şehadet bilinci aşılarlardı.
Osmanlı'nın erken dönemindeki dervişler sadece tekkesinde oturan kişiler değildi. "Alp" (savaşçı) ve "Eren" (veli) kavramlarını birleştiren Alperenler, ellerinde kılıçla bizzat gazalara katılan usta savaşçılardı.
Geyikli Baba, Abdal Musa ve Kumral Abdal gibi isimler, Osmanlı padişahlarıyla birlikte doğrudan meydan savaşlarında ve kale kuşatmalarında çarpışmışlardır.
Erenler, Osmanlı ordusu henüz bir bölgeye sefer düzenlemeden önce o topraklara gidip yerleşirlerdi.
Kurdukları zaviye ve tekkeler sayesinde bölge halkının (gayrimüslimler dahil) kalbini kazanır, adaleti yayar ve fethi kolaylaştıracak psikolojik bir zemin hazırlarlardı.
Bir nevi gönüllü casusluk ve diplomasi faaliyeti yürüterek düşmanın askeri ve sosyal durumu hakkında ön bilgiler toplarlardı.
Savaş hatlarında veya stratejik yollarda kurulan derviş tekkeleri, sefer esnasında Osmanlı ordusu için birer lojistik üs vazifesi görürdü.
Ordunun konaklaması, erzak temini, yaralı askerlerin tedavisi ve istihbarat akışı bu merkezler üzerinden sağlanırdı.
Osmanlı'nın en vurucu askeri gücü olan Yeniçeri Ocağı, doğrudan bir eren olan Hacı Bektaş-ı Veli öğretisine bağlıydı.
Yeniçeriler, savaşa girmeden önce Hacı Bektaş-ı Veli'yi pir kabul ederek dua eder ve onun manevi koruması altında savaştıklarına inanırlardı. Bu durum ordunun askeri disiplinini ve sadakatini doğrudan etkiliyordu.
Televizyon dizilerinde Tarihi filmleri izlediğimiz zaman Osmanlı erenlerinin ve Din faktörünün ön plana çıktığını görüyoruz.
Osmanlıların kuruluş ve gelişme yıllarında fethedilecek yerlere önceden gönderilen ERENLER halkın fethe hazır hale getirilmesinde büyük rol oynamışlardır.
Prof. Remzi Oğuz Arık’ın belirttiği şekliyle: “Türker’in Anadolu’yu fethetmelerine sebep din oldu. Bu inancın yurt kurmakta büyük önemi vardır.”
Osmanlıların kurucusu Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi'ye vasiyetinde: “İslam’ın kuvvetlenmesi için çalışmasını” tavsiye etmişti.
Maneviyat erenleri Yüce İslam dinine inanan insanlardır.
Zafer için maneviyatın elbette önemi vardır.
Osman Bey'in, Bizans İmparatorluğunu dize getirmesinin arkasında Alp Gündüz, Gazi Rahman, Akça Koca ve Köse Mihal gibi kahraman savaşçılar kadar Horasan’dan gelen maneviyat erenlerinden Sadreddin Konevi’nin Mevlana’nın, Dursun Fakih’in, Şeyh Edebali’nin, Ahi Evran’ın, Şeyh babası İlyas’ın da rolü vardır.
Orhan Gazi’nin Bursa’yı fethetmesinde Lala Şahin, Hayreddin Paşa kadar maneviyat erenlerinden Molla Davud-i Kayseri’nin, Çandarlı Kara Halil’in, Karaca Ahmed’in, Geyikli Baba’nın da rolü vardır.
Geyikli baba’yı DİRİLİŞ-ERTUĞRUL dizisinde de görmekteyiz.
Geyikli Baba, Osmanlı'nın kuruluş yıllarında Azerbaycan’dan yola çıkıp Anadolu’ya gelen bir eren, bir derviştir. Bursa’nın kuruluş yıllarında bir geyik sırtında dev bir kılıçla savaşa katıldığı ve görüntüsünün Rumları korkutarak mânen yıktığı anlatılır.
Ordugâhtaki hoşça sohbetlerinden ötürü askerler tarafından "Baba" diye anılmaya başlamıştır.
Orhan Gazi, Bursa'nın fethinden sonra Uludağ'ı Geyikli Babaya armağan eder.
Geyikli baba ERTUĞRUL dizisinde görüldüğü şekliyle dağın eteklerinde kendi halinde yaşamaya başlar.
Orhan Gazi de hayır duasını almak için onu Bursa'ya davet eder ama kendi halinde yaşamak isteyen Geyikli Baba Bursa’ya gelmez. Bunun üzerine kendisi ziyarete gitmek isterse de Geyikli Baba, henüz zamanı olmadığını ileri sürerek kabul etmez. Bunun üzerine tahtından tacından soğuyan Orhan Gazi, beklemeye başlar.
Bir süre sonra Geyikli Baba dergâhının bahçesindeki bir ağacı yüklenip Bursa'ya gelir ve ağacı sarayın avlusuna diker, “devletin bu ağaç gibi kök salsın, dalları uzaklara ulaşsın” diye dua eder.
Orhan Gazi, daha sonra kendisini dergâhında ziyaret eder ve Geyikli Baba, Orhan Gazi'nin ısrarı üzerine dergahın çevresindeki küçük bir araziyi odunluk olarak kabul eder. Ömrü boyunca dergahında ibadetle ve öğrenci yetiştirmekle meşgul olan Geyikli Baba öldüğünde Orhan Gazi kabri üzerinde bir türbe ve yanında bir cami yaptırır. Sevenleri bu caminin etrafına yerleşirler ve zamanla şirin bir köy oluşur. İşte bu köy Baba Sultan Köyü olarak anılmaktadır.
Geyikli baba bir Osmanlı Ereni’dir.
Yine Sultan Murad'ın Kosova’daki başarısında Gazi Evranos, Kutlu Beğ, Kara Timurtaş, Hacı İlbey gibi kahramanlar kadar, Molla Muhammed Cemâlüddin Aksarayi, Molla Fenari, Koca Efendi, Şeyh Hacı Bektaş Veli gibi maneviyat erenlerinin de rolü vardır.
Bu ERENLER’ den Hacı Bektaş Veli, Horasan'ın Nişabur şehrinde doğmuştur.
Eğitimini Hoca Ahmet Yesevî’nin talebelerinden fieyh Lokman-ı Perende’den almıştır.
Eğitimini tamamladıktan sonra Anadolu’ya gelen ve çeşitli yerlerini dolaşan Hacı Bektaş Veli Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesine yerleşmiştir.
Burada halkı irşat edici çalışmalar yapmıştır.
Kendisinin de üyesi olduğu “ahilik teşkilatı” ile önemli hizmetlerde bulunan Hacı Bektaş Veli, kurulma aşamasında olan Osmanlı Devleti sultanlarından da sevgi ve hürmet görmüştür.
Osmanlıların kuruluş aşamasında sağlam temeller üzerine oturmasında büyük hizmetleri olmuştur.
Orhan Bey zamanında kurulan yeniçeri ordusunun halk ile yeniçeriler arasındaki bağı güçlendirmiştir.
Ve yine Yıldırım Beyazıt, Niğbolu Zaferini kazanırken, Ali ve Timurtaş paşalar kadar Emir Sultan, Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli, Molla Şemsettin Fenari gibi kimselerden manevi yardımlar almıştır.
Horasan Erenleri, dervişler ve alperenler, savaşlarda hem psikolojik motivasyonu sağlamak hem de fiziksel olarak ön saflarda çarpışmak gibi hayati roller üstlenmişlerdir.
Dinin ve Maneviyat erenlerinin Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda çok etkili rolleri olmuştur.
Hoşça kalınız.