Öz Gürlük

Dünyada insanca yaşayabilmek. Dil, din, ırk ayrımı yapmadan; bebeklerin, çocukların ve masum insanların hayatlarını kaybettiği savaşların son bulduğu; rekabetin ise sadece daha iyi bir dünya, daha temiz bir çevre, daha entelektüel bir insanlık ve daha ahlaklı bir toplum için olduğu; teknolojinin de hem insanlığın hem de dünyanın daha doğru bir şekilde gelişebilmesi için kullanıldığı; tüm dünyanın barış ve huzur içinde yaşayabildiği bir hayat. Artık “Narin”lerimizi kaybetmemek için. Benim tek istediğim bunlar.

Kıymetli Nazlı Azeken Hanım'ın da "Öz Gürlük" romanında tam olarak vermek istediği mesaj bunlar. Tüm dünya olarak insanca yaşayabilmek için yapmamız gerekenleri anlatan; dünya ve toplumlar olarak da neleri yanlış yapıyorsak bunlara farkındalık uyandıran harikulade bir eser. Roman insanlığa, insanlığın hak ettiği hayatı yaşayabilmesi için mesajlar verirken; dünyanın bozulan düzenini de eleştirmekten geri kalmıyor.

Ve bizlere şu üç durumu sorgulatıyor: Biz kimiz ve bu dünyadaki yaşam amacımız nedir? Yaşadıklarımızdan ne öğrenmemiz gerekiyor? Öğrendiklerimizi hayatımızda uygulayabiliyor muyuz?

Gelelim bu başucu kitabından aldığım harika alıntılara:

“Adaleti bile kurulan sistemler yönetiyor, oysa bu sistemleri yönetenin adalet olması gerekirdi.”

“Amaç üst insanı yaratmak. Burada bir insanı üst insan yapan özellik; ne unvanı ne mesleği ne ırkı ne teninin rengi ne dini ne de dili. Burada bir insanı üst insan yapan şeyler; anlayışı, hayatı algılayışı, bakış açısı, bilgeliği, ahlakı, erdemi ve yaşam biçimi.”

“Önemli olan, her durumda iyi olmak değil; iyiliği yerinde kullanmayı ve adaletli olmayı başarabilmek.”

Buraya kadar olan kısım, kitapla ilgili benim görüşlerim, kitaptan aldığım alıntılar ve sizlere aktarmak istediklerimdi. Ağustos ayında ise Nazlı Hanım ile, kitabıyla ilgili bir röportaj gerçekleştirdik. İşte “Öz Gürlük” ile alakalı o röportajın tüm detayları…

Nazlı Hanım merhabalar, kitabınıza geçmeden önce, kısa da olsa sizleri tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, 1977 Antalya doğumluyum. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Lisansı, Ahmet Yesevi Üniversitesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Yüksek Lisansı ve Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi formasyon eğitimlerini aldım. Bu eğitimler üzerine, gerekli sınav ve staj süreçlerini tamamlayarak mali müşavir ve adalet öğretmeni oldum. Şu an halihazırda, bir kamu kurumunda mali işler uzmanı olarak çalışmaktayım. Evliyim, aynı zamanda anneyim ve 17 ile 20 yaşlarında iki evladım var.

Kitabı yazmaktaki amacınız ve bu kitapla okurlarınıza vermek istediğiniz mesajınız neydi? Kitap bizlere neyi anlatıyor?

Bu kitabı yazmaktaki amacım; günümüz dünyasında yaşanan savaşlar, adaletsizlikler, tüm insanlığı etkileyen ahlak ve etik dışı muameleler, aile içi ve toplumsal psikolojiden gelen olumsuz etkiler, ön yargılar ve öğrenilmiş davranışlar karşısında; bireyden başlayarak yapılabilecekler için bir içsel sorgulamaya pencereler aralatmaktı. Ve sorunların kökenine ulaşılarak; aklın, bilimin ve ilmin desteğiyle, bu sorunlara çözüm yolları aranması gerektiğinin kabulü için farkındalıklar oluşturmaktı.  

Vermek istediğim mesajlar ise; dünyada daha insanca bir yaşamın mümkün olduğu, bütün olumsuzluklara rağmen, insanlığın bugün ulaştığı bu gelişim düzeyinin de yardımıyla, bireysel olarak yapılabilecek çok önemli adımların olduğu, bu büyük ve ortak bir amaç için atılan her bir küçücük adımın, insanın hayatına kattığı anlamın önemini, sadece dünyamız olarak değil, bugün evrene dair ulaştığımız bütün bilgilerin sınırları içinde, ben değil, biz olmak için amaçlar ve hedefler belirlemenin gerekliliğini göstermekti.

Kitabın yazımı ne kadar sürdü? Bu süreçte yaşadığınız zorluklar varsa, bunlardan bahsedebilir misiniz?

Kitabın yazımı aslında 40 yıllık ömrümde oluşan deneyim ve birikimlerin, son 6 yılda sözcüklere dönüşmesi ile oluştu. Yaşadığım en büyük zorluk, vermek istediğim onca mesajı, bir kitapta toplamak ve bunun için ihtiyaç duyduğum en uygun kurguyu oluşturmaktı.

Diğer yaşadığım bir zorluk ise, bunun için gerekli zamanı ve kendi başıma kalabileceğim bir zaman dilimini bulmaktı. Fiziki ve beyin olarak uzun süreli mesailerde aktif olmak, insana zihnen de bir yorgunluk ve durgunluk getiriyor. Bütün bunların arasında kitabımı; yürüyüş yaparken, temizlik yaparken, gece yatınca, kısa süreli günlük yolculuklarda üzerine düşünüp notlar alarak ve sabah 5 gibi uyanıp kaleme alarak oluşturmaya çalıştım.

Sanki çok fazla konuyu kitapta bir çatı altında toplamışsınız, içi o kadar dolu bir kitap ki “Öz Gürlük”ten en az üç kitap çıkarmış. Bununla ilgili bir düşünceniz var mı?

Evet, çok fazla konuyu bir kitap içinde toplama fikri üzerinde, uzun bir süre ben de düşündüm. Hatta daha sonradan notlar alıp biriktirdiğim halde, kitaba ekleyemediğim farklı başlıklar da oldu. Ama sonunda bu kitabın içerdiği bireysel ve toplumsal mesajların; sosyoloji, psikoloji, teoloji ve yaşam felsefesi açısından birbirinden ayrılamayacağına ve bir bütün olarak vermenin daha doyurucu olacağına kanaat getirdim. Hatta kitabın tür olarak Türk edebiyatında tam karşılığını da bulamadım, yabancı literatürlerde bu tarz bir kitabın “Çağdaş Kurgu” olarak geçtiği bilgisine ulaştım.

Kitapta bahsettiğiniz projelerin, insanca yaşayabilmek ve daha güzel bir dünya yaratmak adına bir gün gerçekleşebileceğini düşünüyor musunuz? Bu konu da bir şeyler yapılabilir mi? Yoksa “Öz Gürlük” bir ütopya mı? Düşünceleriniz nedir?

Tabii ki düşünüyorum. Hatta buna inanıyorum, ki bence bu çok daha önemli. Kitabımın içeriğinde de bu inancımı hem sorguluyor hem sorgulatıyor hem de savunuyorum. Bu kitapla asıl yıkılmasını istediğim tabu, bunun çok ütopik görülmesi ve imkânsız bulunmasına olan inanç.

Akıl ve bilimle düşünüp değerlendirilerek, ortak bir amaç ve yol belirlenip, bu yolda adımlar atılması sağlanabilir. Bugün dünyadaki iletişim araçlarının ulaştığı gelişim düzeyinin de desteğiyle, her kültürün dinamiklerine entegresi sağlanacak eğitim modelleri planlanarak, bu yolda ciddi mesafeler kat edilebilir. Ve bence en önemlisi de bu konu denenmeye değerdir.

Yakın zamanda yeni bir kitap projeniz var mı? Varsa, yine bu tarz mı yazmayı düşünüyorsunuz, yoksa başka alanlardan da kitaplar okuyabilecek miyiz sizlerden?

Şu an önümde iki ayrı kitap projem var: Bunlardan biri, kendi Türk tarihimizde yaşanmış gerçek olaylardan oluşan kurguyla anlatacağım tarihi bir roman, diğeri ise Türk mitolojisinden beslenmiş fantastik bir kurgu olacak.

Nazlı Hanım bu değerli paylaşımlar için ve sorularıma verdiğiniz içten, dolu dolu cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Lütfen daha çok yazın ve bizler daha çok kitabınızı okuyalım.

Ben teşekkür ederim. Umarım güzel bir çalışma olmuştur ve okuyucuların keyif alacağı bir röportaj olmuştur.

“Öz Gürlük” çivisi çıkmış dünyayı özetleyen ve buna karşı da alınması gereken önlemleri sunan harika bir başucu kitabıdır sevgili dostlar, evet belki ütopya gibi görünse de Nazlı Hanım’ın da dile getirdiği gibi ufak adımlarla başlanırsa; neden gerçekleşmesin? En önemlisi de evet denemeye değer. Gerçekten muhteşem bir roman, kesinlikle okuyunuz ve sonra da lütfen çocuklarınıza okutunuz.

Amin Maalouf’un çok sevdiğim bir sözüyle kapanışı yapmak istiyorum:

“Bölünmelerin temel olarak ideolojik olduğu ve tartışmanın hiç eksik olmadığı bir dünyadan; bölünmelerin temel olarak kimliğe ilişkin olduğu ve tartışmaya pek yer olmayan bir dünyaya geçtiğimizin altını çizmek istiyorum.”

Çok okuyun, kitapla ve sevgiyle kalın…