Fenerbahçe’de beklenen Morinho depremi sonunda gerçekleşti. Sarı Lacivertliler, Şampiyonlar Ligi play-off’unda Benfica’ya elenip yoluna Avrupa Ligi’nde devam etmek zorunda kalınca, kabaran başarısızlık faturası beklendiği üzere teknik direktör Jose Mourinho’ya kesti.
Doğrusu, Portekizli çalıştırıcının kulübe imza attığı günden itibaren kafamda hep aynı soru vardı: Gerçekten bu takıma yeni bir şey katabilir mi? Mourinho’nun geçmişine, kupalarla dolu kariyerine, “Special One” yani “Özel Biri” unvanına kimse itiraz edemez. Avrupa’da üç büyük kupayı da kazanmış, zirvenin zirvesini görmüş bir isimden söz ediyoruz. Ancak, doyuma ulaşmış bir teknik adamın, yeni bir başarıya yelken açması öyle pek kolay değil bence.
Oysa, Fenerbahçe’nin ihtiyacı başarıya doymuş bir teknik direktör değil, tam tersine hâlâ aç, kendisini de kulübü de yukarı taşıyacak bir isimdi.
Mourinho ise kariyerinde farklı ülkelerde kazandığı şampiyonlukların yanında, neredeyse her çalıştığı kulüpten kovularak ayrılmasıyla da ünlü. İngiltere, İspanya, İtalya… Nerede görev aldıysa hem kupa, hem de yolun sonunda bol sıfırlı tazminatlar kaldırdı. Chelsea’den iki kez toplamda 30.5, Real Madrid’den 17, Manchester United’dan 17, Tottenham’dan 18, Roma’dan 3 milyon sterlin… Yani yalnızca sözleşme fesihlerinden 85 milyon 500 bin sterlin. Ve bu listenin sonuna şimdi bir de Fenerbahçe eklendi.
Elbette profesyonel futbolda kontratın şartları bağlayıcıdır. Ancak Mourinho’nun bu tabloya bakıldığında “özel biri” olmaktan çok “özel tazminatlarla yaşayan biri” gibi bir görüntü verdiğini söylemek de haksızlık olmayacaktır sanırım.
Fenerbahçe yönetimi, mevcut ekonomik koşullara rağmen ona olabildiğince güçlü bir kadro teslim etti. Buna karşın Mourinho’nun ortaya koyduğu saha sonuçları beklentilerin gerisinde kaldı. Özellikle altı derbide tek bir galibiyet alamaması taraftarın da camianın da sabrını taşırdı.
Bunun dışında Portekizli hoca Sarı Lacivertli takımda kadro istikrarı da sağlayamadı. Geçtiğimiz sezonun parlayan yıldızları İrfan Can Kahveci ve İsmail Yüksek gibi oyuncular adeta futbola küstürüldü.
Ve gelinen son noktada, “Özel biri” olarak anılan bir teknik direktörün serüveni, Fenerbahçe’de pek de özel olmayan bir finalle nihayete erdi. Kimin için gerçekten özel olduğu sorusu ise, kulüp tarihine düşülen bu notta cevabını bulmuş görünüyor.
Hoşçakalın…