PEYGAMBERİMİZ ZAMANINDA YAPILAN MEKKE ANLAŞMALARINDAN GÜNÜMÜZDE SUUDİ ARABİSTAN, PAKİSTAN VE TÜRKİYE İLE YAPILAN MEKKE A

Peygamber efendimizin gençlik yıllarında ve Peygamber olduktan sonra Mekke'de çok önemli anlaşmalar yapılmıştır.

Tevafuka bakın ki; Günümüzde de: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirecek tarihi "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" imzalanmıştır.

Şöyleki:

*** Mekke'de yapılan ilk önemli anlaşma Hılfü’l-fudul anlaşmasıdır.

Hılfü'l-Fudûl (Erdemliler İttifakı), İslam öncesi cahiliye döneminde Mekke'de yaşanan haksızlıkları, zulmü ve özellikle yabancı tüccarların mallarının gasbedilmesini önlemek amacıyla kurulmuş tarihî bir barış ve adalet ittifakıdır.

Gençliğinde Hz. Muhammed'in de katıldığı ve desteklediği bu anlaşmanın detayları şunlardır:

Antlaşmanın Kurulma Sebebi şudur:

Mekke'de can ve mal güvenliğinin kalmadığı, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir dönem yaşanıyordu. Son olarak Yemenli bir tüccarın malını alıp parasını ödemeyen Mekkeli bir asilzade (As bin Vail) yüzünden şehirde büyük bir huzursuzluk çıktı. Bunun üzerine adaleti sağlamak için bir araya gelindi.

Toplanma Yeri ve Katılımcılar şunlardı:

İttifak; Mekke'nin en zengin ve saygın isimlerinden biri olan Abdullah b. Cüd'ân'ın evinde toplanarak kurulmuştur.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in amcası Zübeyr b. Abdülmuttalib bu oluşuma ön ayak olmuştur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed de henüz 20 yaşlarındayken bu toplantıya katılmış ve yemin etmiştir.

Anlaşmaların Temel Maddeleri şunlardı:

Mekke'de ister yerli ister yabancı olsun, hiç kimseye zulmedilmesine izin verilmeyecektir.

Mazlumlar, haklarını zalimlerden alana kadar hep birlikte hareket edilecektir.

Mekke'de adaleti hâkim kılmak için tek bir vücut gibi çalışılacaktır.

Peygamberimizin ittifak hakkındaki sözleri şöyleydi:

Peygamber Efendimiz, İslamiyet geldikten sonra bile bu antlaşmadan övgüyle bahsetmiş ve şöyle buyurmuştur: "Abdullah b. Cüd'ân'ın evinde yapılan antlaşmada ben de vardım. İslam'da bile böyle bir ittifaka çağrılsam derhal kabul ederim.’’

*** Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) döneminde Mekkeli müşrikler ile Müslümanlar arasında yapılan en önemli anlaşma, İslam tarihinde bir dönüm noktası olan Hudeybiye Antlaşması'dır. Hicretin 6. yılında (Mart 628) Mekke yakınlarındaki Hudeybiye köyünde imzalanmıştır.

Anlaşmanın arka planı, maddeleri ve İslam tarihi açısından doğurduğu büyük sonuçlar şu şekildedir:

İlk bakışta Müslümanların aleyhine gibi görünen ancak uzun vadede büyük bir diplomatik zafere dönüşen Hudeybiye Antlaşması maddeleri şunlardır:

Barış Süresi: Müslümanlar ile Mekkeli müşrikler arasında 10 yıl boyunca savaş yapılmayacaktır.

Hac Durumu: Müslümanlar o yıl Kabe'yi tavaf edemeyecek, bir sonraki yıl silahsız olarak gelip 3 gün boyunca ziyaret edebileceklerdir.

Esirlerin İadesi: Mekkeli bir kimse velisinin izni olmadan Müslüman olup Medineye sığınırsa Mekke'ye iade edilecek; ancak Medine'den Mekke'ye sığınanlar iade edilmeyecektir.

Kabilelerin Özgürlüğü: Çevredeki diğer kabileler diledikleri tarafla (Müslümanlar veya Mekkeliler) ittifak kurmakta özgür olacaktır.

Antlaşmanın Önemi ve Sonuçları şöyleydi:

Hukuki Tanınma: Mekkeli müşrikler, bu anlaşmayı imzalayarak Medine İslam Devletini ilk kez resmen ve hukuken tanımışlardır.

İslam'ın Hızla Yayılması: 10 yıllık barış ortamı sayesinde Peygamberimiz çevre ülkelere İslam'a davet mektupları göndermiş ve İslamiyet Arap Yarımadası'nda hiç olmadığı kadar hızlı yayılmıştır.

Mekke'nin Fethine Zemin: Müşriklerin bu anlaşmayı iki yıl sonra ihlal etmesi, 630 yılında gerçekleşen Mekke'nin Fethi'ne doğrudan yasal gerekçe oluşturmuştur.

*** Bundan birkaç gün önce Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın Suudi

Arabistan'a gerçekleştirdiği günübirlik çalışma ziyareti kapsamında, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirecek tarihi "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" imzalanmıştır. Bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların bir sonucu olan anlaşma, üç ülkenin savunma kapasitelerini birleştirmeyi ve küresel barışa katkı sağlamayı hedefliyor.

Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri: "Birine yapılan saldırı tümüne yapılmış sayılacak" şeklindedir.

Anlaşmanın en kritik maddelerinden birini, kolektif caydırıcılığın güçlendirilmesi oluşturuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını temel alan anlaşmaya göre, imzacı üç devletten herhangi birine yönelik gerçekleştirilecek bir silahlı saldırı, tümüne yönelik bir saldırı olarak kabul edilecek.

Savunma odaklı bir iş birliği niteliği taşıyan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almadığı gibi, mevcut diyalog kanallarını açık tutarak külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışını esas alıyor.

Anlaşma, askeri operasyonel iş birliğinin yanı sıra savunma sanayii alanında da derin bir entegrasyon öngörüyor.

Üç ülkenin askeri birimlerinin birlikte çalışabilirliğini (interoperability) geliştirmeyi amaçlayan düzenleme, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik "Terörsüz Bölge" hedefine de stratejik bir katkı sunacaktır.

Belgede, bu ortaklığın saldırgan bir askeri cephe veya çevreleme girişimi olmadığı, aksine bölgesel huzuru destekleyici bir mekanizma olduğu vurgulanmıştır.

Türkiye açısından stratejik bir dönüm noktası olarak nitelendirilen anlaşmanın, Türkiye'nin NATO üyeliği veya diğer bölgesel ortaklıklarına bir alternatif değil, aksine bu yükümlülükleri tamamlayıcı bir yapı olduğu ifade edildi.

Türkiye açısından pek çok stratejik kazanımı beraberinde getiren anlaşma ile küresel deniz ticaret yollarının güvenliğinin artırılması, böylece ihracat ve enerji tedarik süreçlerine ivme kazandırılması hedefleniyor.

Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu ve tecrübesini bölgenin diğer güçlü aktörleriyle birleştirmesine imkan tanıyan bu işbirliği ile, aynı zamanda ekonomik istikrarın korunması ve enerji güvenliğinin en üst seviyede tahkim edilmesi öngörülüyor.

Anlaşmanın bilgi notunda, anlaşmaya katılımın Türk askerinin her bölgesel krize otomatik olarak gönderileceği anlamına gelmediği önemle belirtildi. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararlarının, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzeni ve ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınmaya devam edileceği kaydedildi.

Anlaşmanın insani ve tarihi boyutuna da dikkat çekilen metinde, "Anadolu’dan Hicaz’a, İslamabad’dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir." ifadesine yer verilmiştir.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin yalnızca devletler arası çıkarlara değil; ortak tarih, inanç ve dayanışma bağlarına dayandığı, imzalanan bu antlaşmanın tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığı olduğu vurgulanmıştır.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendirecek tarihi "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın İslam alamine ve Türklük dünyasına hayırlar getirmesini Cenabı Allahtan niyaz ederim.

Hoşça kalınız.