☰
✕

PİRİNCİN İÇİNDEKİ SİYAH TAŞTAN DEĞİL, BEYAZ TAŞTAN KORK

Sevdiğim bir alıntı vardır, o alıntıda yer alan kelimeler cümlelere dönüşüyor, cümleler de kısacık bir paragrafa. Ama o kısacık paragrafın içinde kocaman anlamlar ve mesajlar yatıyor.

Kötülük, karşımıza genellikle alışık olduğumuz yüzüyle çıkmaz. Bazen gülümseyen bir yüz, bazen uzanan bir yardım eli, bazen de iyiliğimizi istediğini söyleyen bir tanıdık olarak çıkar. Eskiler buna “Pirincin içindeki siyah taştan değil, beyaz taştan kork.” derler.

Genellikle kendimizce tehdit unsuru olarak gördüğümüz, iyi niyetli bulmadığımız, davranışlarını beğenmediğimiz, samimi görmediğimiz kişilerden kötülük bekleriz. Aslında bu şekilde gördüğümüz kişilerden gelebilecek olan kötülükler bizim için yok edilmesi ya da önlenmesi en kolay kötülüklerdir. Çünkü ister sosyal hayatta olsun, ister bir ilişkimizde olsun, isterse de iş hayatımızda olsun bu tarz kişilerden zaten her an bir kötülük bekleyeceğimiz için, onlara karşı her zaman bir önlemimiz, oyun planımız, farkındalığımız ve savunmamız vardır. İşte bu, buzdağının görünen yüzüdür. Çünkü bu kişilere karşı olan farkındalığımız sayesinde beynimiz bizi her zaman uyarır.

Peki ya buzdağının görünmeyen yüzünde, okyanusun derinliklerinde her an sizin bordanızı çatlatıp batmanız için ya da dümen palanızı kırıp yanlış yöne sapmanız için uğraşanlar? En hazırlıksız olduğunuz anda sizi batırmak, sizi yanlış yöne saptırmak için, içindeki gerçek niyeti her zaman gizleyenler?

Pirincin içindeki siyah taşlar, beyninizi uyaran ve gelecek tehdit ve kötülüklere karşı sizi hazır tutan kişilerdir; beyaz taşlar ise gerçek niyetini gizleyen, size yardım eli uzatıyor gibi görünen, sözde size yardım ediyorken bile kendini ön plana çıkaran, iyiliği vaat eden ancak size karşı içindeki kötülükten vazgeçmeyen insanlardır.

Sosyal ilişkilerinizdeki bu tarz beyaz pirinçler, hayatta sizin hangi konuda olursa olsun başarılı olmanızı istemezler. Onlara karşı söylediğiniz bir fikir ya da projenizde ise, “Sen bunu yapamazsın.”, “Bu sana göre bir şey değil.”, “İyi düşün, sonra pişman olma.” gibi sözleri çok sık kullanırlar.

İş hayatınızda ise, bu tarz insanlar genellikle sizi çekemeyen, sizi kendisine bir tehdit olarak gören, sizden dolayı koltuk korkusu hisseden, aslında sizin her zaman yanınızdaymış gibi duran ama içinde size karşı olan rekabeti en derinden hisseden, biz değil ben düşüncesinde olan, egolu, kompleksli takım arkadaşlarınızdır.

Merhametli ol ama şüpheyi asla unutma! İnsanlara güven ama o güveninin sınırlarını çiz!

İlişkilerinde niyetleri iyi sezebilmek için kendinle ara ara kal, gününü ve haftanı değerlendir, sana gelen yardımların ya da iyi dileklerin bile ne amaçla olabileceğini düşün. Tutarsız davranışlar seziyorsan, o kişinin üzerini çizebilmeyi öğren. “Hayır” deme cesaretini göster. Gerçekten güvendiğin kişilerden görüş ve geri bildirim almayı ihmal etme.

Manipülatörleri teşhis edebilmek hayatında beyaz taşları ayıklamanın en verimli yoludur. Bilgelik ve erdem, davranış ve niyetleri iyi gözlemlemekten geçer; iyi bir gözlemci de kalbinde hissettiklerini ve aklında düşündüklerini kendine saklayabilen ve bunlara göre önlemini alan kişidir.

Bu beyaz taşlar, çoğu zaman hayatımıza birer "akıl hocası" veya "koruyucu melek" maskesiyle sızarlar. Onların en büyük silahı, sizin iyiliğinizi istediklerine dair yarattıkları o sarsılmaz illüzyondur. Ancak dikkatli bir göz, bu desteğin altındaki pasif-agresif tınıları fark edebilir. Sizi bir projeden vazgeçirmeye çalışırken kurdukları “Seni yormak istemem.” cümlesi, aslında sizin parlamanızdan duydukları korkunun diplomatik bir kılıfıdır. Beyaz taş, pirincin içinde saklanır çünkü rengi aynıdır, dokusu benzerdir; ta ki dişinize çarpıp canınızı yakana dek orada olduğunu anlamazsınız.

Psikolojik boyutta bu durum, duygusal manipülasyonun en rafine hali olarak adlandırılabilir. Siyah taş nettir; düşmanlığını gizlemez, cephesi bellidir, fark edilir. Bu netlik size kolay bir savunma hattı kurma şansı tanır ve bu savunma hattı da yeter artar. Oysa beyaz taşla mücadele etmek zordur; çünkü önce onu keşfedebilmek gerekir, sonra da ona karşı bir önlem alabilmek. Ayrıca bir beyaz taş, alacağınız önlemleri sezmeye başlarsa sizi nankörlükle veya evhamlı olmakla suçlayabilecektir.

Günümüzün rekabetçi iş dünyasında ve sosyal medya estetiğiyle sarılmış ilişkilerinde, bu beyaz taşların sayısı hızla artıyor. “Seni düşündüğüm için söylüyorum.” ile başlayan cümlelerin kaçı gerçekten sizin büyümenize hizmet ediyor? Gerçek dost ve samimi iş ortağı, sizin potansiyelinizi aşağı çeken korkuları beslemek yerine, eksiklerinizi yüzünüze bir ayna gibi tutan ama elinizden tutup sizi yukarı kaldıran kişidir. Beyaz taş ise sadece yanınızda durur; hem de yürürken ayağınıza takılmak için en uygun anı bekleyerek.

Kendi hayat şantiyenizde bu taşları ayıklamak, sadece bir temizlik operasyonu değil, aynı zamanda bir karakter inşasıdır.

Bu beyaz taş ayıklama süreci, aslında bir insanın kendi iç dünyasında verdiği en büyük olgunlaşma sınavıdır. Zira siyah bir taşı fark edip kenara koymak sadece bir refleksken, beyaz bir taşı pirinçten ayırmak derin bir sezgi, dikkat ve en önemlisi özsaygı gerektirir. Çoğu zaman bu taşları ayıklayamamamızın sebebi, onları görmememiz değil; gördüğümüz halde “belki yanılıyorumdur” diyerek kendi algımıza ihanet etmemizdir. Oysa ruhsal sağlığın ilk kuralı, dışarıdan gelen o sahte iyilik rüzgârının pusulanızı saptırmasına izin vermemektir.

Bu süreçte yalnız kalmaktan korkmamak gerekir. Sahte kalabalıklardansa, samimi azınlıklar her zaman daha güvenli limanlardır.

Kendi değerinizin farkına vardığınızda, beyaz taşlar artık pirinçlerin arasında saklanamaz hâle gelir. Çünkü gerçek samimiyetin ışığı, sahteliğin gölgesini her zaman ele verir.

Hayat sofrasına oturduğumuzda konu ne olursa olsun, önümüze konan her tabağın içinde bir miktar taş olma ihtimali her zaman vardır. Önemli olan, tabağın görüntüsüne aldanıp aceleyle kaşığı ağza götürmemek. Bilgelik, o pirinci tek tek ayıklayacak sabra, rengi ne olursa olsun o taşı teşhis edecek dikkate sahip olmaktır.

Gözünüzü karartmadan, kalbinizi ise şüpheyle değil ama yüksek bir farkındalıkla mühürleyerek yürümeye devam edin. Hayat sofranız her dalıyla her bölümüyle tertemiz, yolunuz açık ve her daim taşsız olsun.