ROMA’NIN MOR ELBİSE CEZASI

Günümüzde Osmanlı Devleti hakkında konuşulduğu zaman; başarısı konuşulduğu gibi, çoğu zaman kulaktan dolma bilgilerle hataları da konuşulur. Öyle ki; bu konularda eleştiri sınırını tanımayanlar çoktur. Binlerce eleştirilerden birisi de; Osmanlı’nın halkın giyim tarzına ve rengine sert şekilde müdahâle ettiği konusudur. Aslında durum böyle değildir. Bu durumu başka yazımda anlatacağım. Ben sizlere Roma ve Bizans hatta yakın tarihine kadar Avrupa devletlerinin renk yasağının; ağır para cezaları ve ölümle cezalandırıldığı konusunda bahsedeceğim.
Bugün, istediğin kıyafeti istediğin renkte giyebilirsin. Tarihin en güçlü ve anlam yüklü renklerinden biri hiç şüphesiz mordur. Ama Antik Roma’da mor giymek yasaktı. Mor renkli elbise giymek sadece i imparator ve ailesine aitti. Çünkü mor ucuz boya değildi. Her 1 gram için yüzlerce salyangoz gerekiyordu. Bu boyaya “Tyros Moru” yani “kralların moru” deniyordu. Bu boya formülünü M.Ö. 1500’lerde beri sadece Fenikeliler sahipti ve sırlarını yüzyıllar boyu korudular.
Roma’da mor giymek imparatorluk sembolüydü. Eğer biri izinsiz mor cübbe giyerse, ölüm cezası alabiliyordu. Bizans’ta imparatorlar “mor odada doğmuş “diye anılırdı. Çünkü mor, sadece statü değil kutsallık göstergesiydi. Morun fiyatı altından bile pahalıydı. Bir gram mor boya 3 gram altına denk geliyordu. Antik Roma’da mor renk, sadece güzel bir tercih değil aynı zamanda bir güç sembolüydü. Yüzyıllar sonra Avrupa’da da aynı tabu sürdü. Krallar, moru sadece kraliyet ailesi kullanabilir diye kanun çıkardı.
Peki, sıradan insanlar mor giydiğinde neden cezalandırılıyordu? Eğer sıradan bir vatandaş mor giymeye kalkarsa, toplumsal normlara meydan okumak anlamına geliyordu. Peki, sıradan bir Roma vatandaşı mor giydiğinde ne olurdu? Öncelikle cezalar çoğunlukla maddi olurdu. Yani mor giymeye cesaret eden birine ağır para cezaları kesilirdi. Ancak mesele sadece parayla bitmezdi. Mor giymek, Roma'daki sınıfsal düzeni bozduğundan, toplum içinde küçük düşürücü cezalar da verilebilirdi. Daha da kötüsü, eğer mor giymek politik bir meydan okuma olarak algılanırsa, sonuçlar çok daha ciddi olabilirdi. Özellikle imparatora karşı bir başkaldırı olarak görülürse, mal varlığına el konulabilir, unvanları elinden alınabilir ve hatta ölüm cezası verilebilirdi. Yani bu renk, bir statü değil; bir savaş ilanıydı (Kaynak: onedio).
Roma’daki bu renk Roma ikiye bölündüğünde Doğu Roma yani Bizans dediğimiz devlet de değerini ve zenginlik statüsü olarak devam ettirdi. Kilise mensupları ve devletin üst yöneticileri mor rengi kullanarak sosyal ve siyasi üstünlüklerini şekilsel olarak da devam ettirdiler. Hatta halk evlerini Bizans Devleti ise caddeleri ve İstanbul Boğazı’nın iki yakasını erguvan ağacı ile donatmışlardır.
Bu mor renk, güneş ışığı altında solmuyor, canlılığını koruyordu. Roma’nın elitleri, bu göz alıcı renge sahip olmak için ciddi paralar harcıyordu. Ancak morun fiyatı, onu yalnızca zenginlerin ve gücü elinde tutanların kullanabileceği bir lüks haline getiriyordu. Mor giyen birinin, sıradan bir vatandaş değil, Roma’nın en güçlü isimlerinden biri olduğu hemen anlaşılıyordu. İmparatorlar ve senatörler, moru statülerinin bir göstergesi olarak kullanıyordu. Senatörler, mor şeritli “Toga Praetexta” giyebiliyordu. Generaller ise zaferlerini kutlarken baştan aşağı mor ve altın süslemeli “Toga Picta” ile görünüyordu.
İmparatorlar için ise morun önemi bir başka boyuttaydı. Julius Caesar, tamamen “Mor Toga Purpurea” giyen ilk imparator olmuştu. Ancak mor giymek sadece elitlere has bir ayrıcalık değildi, aynı zamanda toplumdaki sosyal sınıfları da belirginleştiren bir kuraldı. “Sumptuary” adı verilen yasalar, mor gibi pahalı renklerin sadece elitler tarafından giyilmesini zorunlu kılıyordu. Bu yasalar, sınıflar arası farkı korumak ve toplumdaki dengeyi sağlamak amacıyla getirilmişti.
Bu renk öyle bir ayrıcalık sembolüydü ki, İngiltere’de insanların hangi kumaşları, hangi kesimleri, hangi renkleri giyebileceğini belirleyen “Sumptuary Laws” yani “Gösterişi Düzenleme Yasaları” kapsamında da yer aldı. 1558–1603 yılları arasında hüküm süren 1. Elizabeth’in döneminde çıkarılan bu yasalar, morun sadece kraliyet ailesi mensupları ve onların yakın akrabaları tarafından giyilebileceğini emrediyordu. Halktan birinin mor giymesi, ciddi yaptırımlar doğurabilecek bir saygısızlıktı. Bu da mor giyen birinin sadece zenginliğini değil, aynı zamanda kraliyet soyuna olan yakınlığını da gözler önüne seriyordu.
Morun bu erişilmez ve soylu statüsü, 19. yüzyıla kadar sürdü. Ta ki 1856 yılında, genç İngiliz kimyager William Henry Perkin’in yaptığı bir deney sırasında, kazara “Mauve'ine (açık leylak-mor)” adlı ilk sentetik boyayı keşfetmesine kadar…
Bu buluş morun kaderini tamamen değiştirdi. Artık mor yalnızca kraliyet ailesinin değil, halkın da ulaşabileceği bir renkti. 1862 Uluslararası Sergisi'nde Kraliçe Victoria'nın “Mauve” tonlarındaki elbisesi, “Mauve çılgınlığını” başlattı ve mor hem modanın hem de toplumun yeni gözdesi oldu. Bundan sonra mor sadece asaletin değil, aynı zamanda bireyselliğin, özgürlüğün ve modernliğin rengi olarak da anılmaya başladı. Mor sadece tarihsel değil, ruhsal anlamda da güçlü bir renktir. Astrolojide yay burcunu ve özgürlüğü temsil eder. Aynı zamanda sakinleştirici etkisiyle terapi merkezlerinde sıkça tercih edilen bir renktir. Mor rengi seven insanlar genellikle derin bir ruhsal dünyaya sahiptir. Ağırbaşlı, asil ve duyarlı olmaları onları sanatla doğal bir şekilde buluşturur. Sanat dallarında başarılı olma potansiyelleri yüksektir çünkü yaratıcılıkları ve sezgileri güçlüdür.
Morun tonları da farklı duygular uyandırabilir. Lavanta, leylak gibi açık mor tonları, ilham verici etkileriyle çalışma odaları için harika seçeneklerdir. Beyinsel faaliyetleri ve sanatsal düşünceyi artırması sebebiyle, özellikle sanatçıların stüdyolarında bu tonlara rastlanabilir. Bir de mor için “Paranın rengi” derler (Kaynak: stilveimai)
Sonuç olarak; sizlere mor rengin sırrı hakkında günümüzde bile hayret edeceğiniz bir gerçeği belirtmek istiyorum. Dünya üzerindeki resmi devlet bayraklarında mor rengin neredeyse hiç kullanılmaması da düşündürücü değil mi. Belki de hâlâ o eski ayrıcalıklı havasını koruduğundandır. Yani mor renk hakkında bu makaleyi hazırlamam doğru seçim değil mi? Yorumu ve takdiri sizlere bırakıyorum…