RUHUN ZEKÂSI

Uzun yıllar boyunca zekâ birçok açıdan değerlendirilerek kategorilere ayrıldı. Hızlı düşünen ve iyi analiz eden insanlar zeki kabul edilirken zekânın ölçüsü zamanla değişerek çoklu zekânın yanında duyguları anlama ve yönetmeyi ifade eden duygusal zekâ ön plâna çıktı. Çünkü fark ettik ki hayat sadece sayısal problemleri çözmekten ibaret değildi. Ancak içimizde zekâmız ile ilgili sadece mantıkla ve duygularla açıklanamayan bir alan daha vardı. Bugün spiritüel zekâ olarak tanımlanan bu alan mistik güçleri ifade etmiyor. Mevcut kapasitemizi hayatı anlama üzerinden ele alıyor.

Kimimiz zorlayıcı olaylar yaşadığımızda sadece acıya odaklanırken kimimiz bunlardan bir anlam çıkarmanın peşine düşeriz. Benzer durumları yaşarken birimiz “Neden bu benim başıma geldi?” derken diğerimiz “Buradan almam gereken mesaj ne olabilir?” deriz. İşte bu iki soru arasındaki fark çoğu zaman spiritüel zekâdan kaynaklanır. Spiritüel zekâmız anlam arayışına, iç huzurun peşinden koşmaya, hayata daha geniş bir perspektiften bakmaya ve kendimizi gerçekleştirebildiğimiz bir yaşam sürmeye kapı aralayarak büyük resmi görmemizi sağlar.

“Ne için yaşıyorum?”, “Nelere değer veriyorum?”, “Hayatımın anlamı nedir?” sorularına cevap veremediğimizde başarıya ulaşsak da içimizdeki boşluğu tanımlayamayız. Günümüz insanının yaşadığı temel durumlardan biri de bu değil midir? En uzak bilgiye bile saniyeler içinde ulaşabilirken kendi içimizde bir anlam yoksunluğu yaşıyoruz.

Doğru soru

Bir cevaba ulaşmanın yolu sadece soru sormak değil doğru soruyu sormaktır. “Neden?”in yanına “Nasıl?”ı eklediğimizde alternatif bir yol üretiriz. Krizleri felaket olmaktan çıkararak dönüşüm fırsatı olarak görürüz. Düşünün; çıkmaz bir yola girdiğimizde yolun sonunda oturup “Neden bu yol bir yere çıkmıyor?” diyerek sızlanır mıyız yoksa geri dönüp alternatif bir yol mu ararız?

Hayat, imkânlarla tercihlerin birleşimidir. Ya o çıkmaz sokakta oturup ağlayacağız ya da yeni yollar arayacağız. çünkü zekâmız sadece eksiksiz çözdüğümüz matematik problemlerinde ya da tamir ettiğimiz elektronik eşyada değil hayatı anlamlandırma girişimlerimizde saklı.