Bazı transferler vardır; imza atıldığı anda sadece futbolu değil, kulübün ekonomisini de tartışmaya açar. İşte, Trabzonspor’un Mohamed Salah transferi tam da böyle bir hamle.
Hakkını teslim edelim. Salah, Türk futboluna gelmiş sıradan bir yabancı değil. Liverpool’da sayısız başarıya imza atmış, dünya futbolunun son yıllarına damga vurmuş bir yıldız. 34 yaşında olmasına karşın, çok önemli bir marka değeri taşıdığı da kesin. Dolayısıyla Trabzonspor’un bu transferle yarattığı heyecanı ve kulübün dünya çapında kazandığı görünürlüğü küçümsemek doğru olmaz.
Ancak asıl soru başka: “Bu transfer ne kadar doğru, ne kadar gerçekçi ve Trabzonspor’un ekonomik yapısına ne kadar uygun?”
Ortadaki rakamlar gerçekten düşündürücü. Trabzonspor’un Salah için yıllık 17 milyon Euro seviyesinde bir ödeme yapacağı belirtiliyor. İki yıllık garanti rakam yaklaşık 34 milyon Euro. Buna performans bonusları, Salah adına satılacak ürünlerden oyuncuya verilecek ‘yüzde 20’ pay ve çeşitli reklam anlaşmaları da eklendiğinde ortaya çok daha büyük, devasa bir ekonomik tablo çıkıyor.
İşte burada futbolun romantizmi bitiyor, hesap kitap başlıyor.
Bordo Mavililerin 28 Şubat 2026 itibarıyla açıklanan net borcu ‘5,027 milyar TL’. Böyle bir ekonomik tabloya göre, futbol yolculuğunun son istasyonu Trabzon olacak, 34 yaşındaki bir futbolcu için bu ölçekte bir mali yükün altına girmesi doğal olarak sorgulanmalı.
Elbette Salah forması satacak, eşofmanı, atkısı, beresi satılacak. Reklam gelirleri artacak, sponsorluk fırsatları doğacak, Trabzonspor’un uluslararası marka değeri yükselecek. Bunların tamamı mümkün. Ancak ürün satışından elde edilen toplam ciro ile kulübün kasasına girecek net gelir aynı şey değil. Üstelik oyuncuya verilecek yüzde 20 pay da bu hesabın önemli kriterlerinden biri.
Daha önemlisi, gelecekte elde edilmesi beklenen gelirlerle bugünden garanti edilen dev harcamaları birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Salah büyük oynarsa, goller atar, belki Trabzonspor’u şampiyonluğa taşır ve Avrupa’da başarı getirirse bugün yapılan bütün eleştiriler çöpe gider. O zaman bu transferi “cesur bir yatırım” olarak konuşuruz. Ama ya işler ters giderse?
34 yaşındaki bir futbolcunun fiziksel düşüşü hızlanır, sakatlıklar başlar veya sahadaki katkısı kendisine ödenen rakamın çok altında kalırsa ne olacak? O zaman geriye sadece yüksek maliyetli bir yıldız değil, kulübün ekonomik dengesini yıllarca etkileyebilecek bir fatura kalabilir.
Üstelik mesele sadece Trabzonspor da değil. Türk futbolunun yıllardır değişmeyen hastalığı, kazandığından fazlasını harcamak. Yıldız transferleriyle taraftarın heyecanını yükseltmek kolay; o transferlerin faturasını yıllarca taşımak ise çok daha zor.
Bu nedenle Salah transferi Türk futbolu açısından da önemli bir test.
Eğer sportif ve ticari getirisi maliyetini karşılar, Trabzonspor büyük başarılar kazanırsa tarihe bir transfer başarısı olarak geçecektir. Aksi halde, bugün alkışlanan bu imza yarın ‘Türk futbol tarihinin en büyük ekonomik hatalarından biri’ olarak anılabilir.
Henüz hüküm vermek için erken. Ama soruyu şimdiden sormak gerekiyor:
Bir futbolcunun dünya yıldızı olması, onun için ödenecek bedelin de sınırsız olmasını gerektirir mi?
Bence gerektirmez.
Çünkü futbolcular kulüpleri büyütmek için vardır; hiçbir futbolcu kulübün geleceğinden daha değerli değildir.
Hoşçakalın…