Savaşın En Sessiz Mağdurları: Özel Gereksinimli Çocuklar

Savaş denildiğinde akla silahlar, yıkılan binalar, kaybedilen canlar geliyor. Ancak çoğu zaman gözden kaçan, sesi duyulmayan bir gerçek var:

Savaşın en derin yarasını alanlar, ne olup bittiğini bile anlayamayan özel gereksinimli çocuklardır.

Bu çocuklar savaşın nedenini bilmez.

Siyasi hesapları, güç mücadelelerini, haritalar üzerindeki planları anlamaz.

Onlar için yalnızca yüksek sesler vardır, patlamalar vardır, karanlık vardır ve korku vardır.

Fiziksel ya da zihinsel özel gereksinimi olan bir çocuk için savaş, tarif edilemez bir travmadır.

Sığınak nedir bilmez.

Kaçması gerektiğini anlayamaz.

Bir anda annesinden koparıldığında tek söylediği şudur:

“Anne… annem nerede?”

Kimi konuşamaz, kimi yürüyemez, kimi olan biteni algılayamaz.

Ama korkuyu hepsi hisseder.

Çünkü korku anlatılmaz, yaşanır.

Bombalar sadece binaları yıkmaz;

bu çocukların zaten hassas olan dünyasını paramparça eder.

Onlar kaçamaz, saklanamaz, kendini savunamaz.

Savaş en çok onları vurur.

Hiçbir çocuk savaş istemez.

Ama özel gereksinimli çocukların bu savaşta seçme şansı hiç yoktur.

Onlar için savaş, bir gecede hayatlarının tamamen altüst olmasıdır.

Dünyanın neresinde olursa olsun,

hangi ülke, hangi bayrak, hangi çıkar olursa olsun;

savaşın bedelini masum çocuklar ödüyorsa, orada insanlık kaybetmiştir.

Bu yüzden savaş hiçbir ülkede, hiçbir gerekçeyle kabul edilemez.

Özellikle de sesi duyulmayan, kendini ifade edemeyen, korkusunu bile anlatamayan çocuklar için.

Onların tek ihtiyacı güvenli bir dünya,

tek hakkı ise korkmadan büyüyebilmektir.

Ve bu hak, hiçbir savaşla ellerinden alınmamalıdır.

Eleştirisiz