Gününüzün kaç saatini hareketsiz ya da az hareketli geçiriyorsunuz? Daha da önemlisi, bedensel aktiviteniz azaldıkça zihinsel aktivitenizin de azaldığını hissediyor musunuz? Yoğunlukla masa başında çalışmak, kısa mesafelerde dahi yürümek yerine araç kullanmayı tercih etmek, uzun saatler televizyon, telefon ya da bilgisayar başında kalmak; günümüzün en önemli fiziksel ve zihinsel tehditlerini oluşturuyor ve bu tarz hayata ‘sedanter hayat’ deniyor.
Sedanter hayat, yukarıda saydıklarımızın yanı sıra daha az risk almayı, daha az konum değiştirmeyi, daha az duygusal tepkiler vermeyi de kapsıyor. Günlük hayatta kullanmakla yetindiğiniz ve içinde sıkıştığınız kelime dağarcığınız dahi sizi bu durumun içine çekebiliyor. Çünkü koltuğa bağlanan beden, zihni de beraberinde götürüyor. Böylece kaslarınızın yanında duygularınız da köreliyor.
Asansör bozulduğunda sinirlenirken hayatınız tıkandığında “idare eder” deyip oturmaya devam etmenizin altında da bu yatıyor. Mevcut durumu korumak ve konfor alanından çıkmamak, sizi kendiniz olmaktan çıkararak çürümeye bırakıyor. Bir bedenin çürümesi için canlılığının sona ermesi gerekirken zihin canlıyken de çürüyor ve siz bunu çoğu zaman fark etmiyorsunuz. Yani mevcudu korumak yaşamı sürdürmekten öte yaşarken ölmek gibi bir durum oluyor.
İdare şart mı?
‘İdare eder’ demeden bu durumu değiştirebilmek mümkün. Farklı yerlere gitmek, o gün eve başka bir yoldan ulaşmak, saçınızı sağa değil de sola taramak, yeni kelimeler öğrenmek, farklı ihtimalleri denemek konfor alanını bozarak o görünmez çemberden çıkmanızı destekleyecektir. Oturduğunuz koltuk rahat olabilir ama uzun süreli oturmak, belinizi ağrıtır.
Eğer hayatınızda bir sorun olmasa da bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorsanız, o eksik yüksek ihtimalle harekettir. Hareket edin. Bedeniniz hareket ettiğinde zihninizin ve duygularınızın da hareket ettiğini göreceksiniz. Hayat, oturmak için değil zaman zaman kalkmak ve yön değiştirmek için vardır.