Serbest Şiir mi, Yoksa Serbest Söz Yığını mı?

Şiir, insanlık tarihinin en eski ve en değerli sanat dallarından biridir. Şiir; yalnızca kelimelerin yan yana dizilmesideğil, duygu ile estetiğin, anlam ile ahengin birleşmesidir. Bir şiiri şiir yapan sadece anlatılan konu değil. Kullanılan dil, ritim, ses uyumu ve sanat gücüdür.

Günümüzde “serbest şiir” adı altında ortaya konulan bazı metinler, şiirin temel değerlerinden uzaklaşarak yalnızca rastgele sıralanmış cümlelerden oluşan söz yığınlarına dönüşmektedir. Kafiyesi olmayan, hece düzeni bulunmayan, içinde herhangi bir akıcılık ve ahenk taşımayan yazılara şiir demek mümkün değildir. Çünkü şiir, kelimelerin başıboş bırakılması değil. Kelimelerin sanatla işlenmesidir.

Şiirde akıcılık olmalıdır. Şiirin kulağa hitap eden bir musikisi bulunmalıdır. Redif, kafiye ve hece gibi unsurlar şiirin geçmişten bugüne gelen güçlü yapı taşlarıdır.

Kafiyesiz, hecesiz ve hiçbir ritim taşımayan söz yığınlarına şiir demek, edebiyat dünyasına yapılmış büyük bir saygısızlıktır. Hatta bunu şiir adıyla okuyuculara sunmak, edebiyatın değerlerine zarar vermektedir.

Çok teessüf ederiz ki günümüzde kendisini şair olarak tanıtan birçok kişi, Gazel nedir, Kaside nedir, Mesnevi nedir, Rubai nedir, Koşma nedir bilmemektedir. Lirik şiir, Epik şiir, Pastoral şiir, Didaktik şiir, Satirik şiir ve Dramatik şiir nedir bilmemektedir. Düz kafiye, çapraz kafiye, sarmal kafiye ve mani tipi kafiye nedir bilmemektedir. Bu yüzden git gide edebiyatta şiirler cılızlaşmakta, ucuzlaşmakta. Hatta daha da derinine inildiğinde yok olmaktadır.

Şiirin tekniğini oluşturan kafiye biçimleri de unutulmamalıdır. Bu unsurlar bilinmeden yazılan şiirler çoğu zaman derinlikten ve estetikten yoksun kalmaktadır.

Elbette şiir gelişmeli, değişmeli ve yeni anlatım yolları aramalıdır. Ancak yenilik, geçmişi yok saymak değildir. Özgürlük, kuralsızlık anlamına gelmez. Gerçek serbest şiir bile kendi içinde bir ritim, bir denge ve bir sanat anlayışı taşır.

Şiir özgür olabilir; ancak başıboş olamaz. Şiir yenilikçi olabilir, ancak köksüz olamaz. Çünkü gerçek şiir, duygu ile bilginin, özgürlük ile disiplinin birleştiği yerde doğar.