SEVGİLİ YENİ ÇAĞRI GAZETEMİZİN DEĞERLİ OKUYUCULARI MERHABALAR;

SADIK KARAN'DAN "HEYHAT”

2005 yılında “BAK GİDERSEM DÖNMEM” şarkısıyla başladığı profesyonel müzik yaşamında, geçtiğimiz yıl 20. yılı geride bırakan sanatçı SADIK KARAN, çok yönlü üretken kişiliğiyle müzik yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. 20 yıla 4 albüm, onlarca tekli, reklam müzikleri, marşlar sığdıran sanatçı, aynı zamanda söz yazarı ve besteci kimliğiyle başka sanatçıların albümlerinde de yer almaya devam ediyor. Şubat 2026’da yayınlanan son çalışması “HEYHAT”, sanatçının 18. teklisi olma özelliğini de taşıyor. Yazdığı onlarca şarkıda olduğu gibi yeni şarkısı HEYHAT’ın söz ve müziği yine sanatçının kendisine ait. Düzenlemesi ve kayıtları Efe Özgenel tarafından yapılan şarkının, klibi de Şener Çakır yönetmenliğinde çekildi. 90’lar tadındaki sıcak melodik yapısı, anlamlı sözleriyle dikkat çeken ve 25.Saat Müzik yapım dağıtımıyla bütün dijital platformlarda yerini alan sanatçının yeni şarkısı “HEYHAT’’, SADIK KARAN’ın başarılı kariyerinde önemli bir yapıtaşı olacağa benziyor. Önümüzdeki aylarda yepyeni şarkılarını art arda dinleyicisiyle buluşturmaya hazırlanan sanatçı, birbirinden farklı tarzlarda şarkılar üreterek müziğin kalıplaşmış tanımlamalarına da meydan okuyor.

ŞEHİR TİYATROLARI 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ’NDE İKİ ETKİNLİKLE SAHNEDE

Sanatçılarımız Tarafından Okuma Tiyatrosu Olarak Sahnelenecek “Şiddete Karşı Güçlenme Anlatıları”nın Yanı Sıra “Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin” Oyunu da 8 Mart Günü Seyirciyle Buluşacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na bağlı Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi (ÇGSM), bir okuma tiyatrosu gerçekleştiriyor. “Şiddete Karşı Güçlenme Anlatıları” adlı okuma tiyatrosu 8 Mart 2026 Pazar günü saat 20.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de ücretsiz olarak seyirciyle buluşuyor. Etkinlikte, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın “Kadına Yönelik Şiddet Deneyimleri” ile “Şiddete Karşı Anlatılar” kitaplarında yer alan anlatılardan Emre Koyuncuoğlu’nun derlediği metinler okunacak. Aslı İçözü’nün yönettiği, kostüm tasarımını Duygu Ateş’in yaptığı okuma tiyatrosunda dayanışma adına sanatçılarımız Aslı İçözü, Aslı Öngören, Berna Adıgüzel, Hazal Uprak, Şirin Asutay, Yeşim Koçak ve Emre Koyuncuoğlu bir arada yer alıyor.

“SEN İSTANBUL'DAN DAHA GÜZELSİN” 8 MART’TA ÜCRETSİZ SAHNELENİYOR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, “Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin” oyununu 8 Mart Kadınlar Günü’ne özel ücretsiz olarak Üsküdar seyircisiyle buluşturuyor. Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyun 8 Mart Pazar günü 20.00’de Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde sahneleniyor. Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikâyesini anlatıyor.

Kadının değişmeyen hikâyesini… “Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…” Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekânın birliğine hikâyenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikâyeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikâye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikâyesine dönüşüyor… Oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor.

ALTIN AYI ÖDÜLLÜ İLKER ÇATAK FİLMİ ''SARI ZARFLAR'' 27 MART'TA TÜRKİYE'DE SİNEMALARDA...

İlker Çatak’ın 76. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü alarak tarihi bir başarıya imza atan yeni filmi “Sarı Zarflar”, 27 Mart’ta Türkiye’de sinemaseverlerle buluşuyor. Özgü Namal ve Tansu Biçer’in performanslarıyla dünya basınında yankı uyandıran ve yılın en çok beklenen yapımları arasında yer alan film, bir ailenin idealleri ile hayatta kalma arzusu arasındaki etik ve politik yol ayrımlarını merkezine alıyor. if... Productions, Haut et Court ve Liman Film ortaklığında çekilen “Sarı Zarflar”, 5 Mart’ta Almanya’da, 1 Nisan’da da Fransa’da gösterime giriyor. Oscar adayı yönetmen İlker Çatak’ın Altın Ayı ödüllü filmi “Sarı Zarflar” (Yellow Letters), Bir Film dağıtımıyla 27 Mart’ta Türkiye’de gösterime giriyor. Senaryosunu İlker Çatak, Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen’in birlikte kaleme aldığı film, bir ailenin idealleri ile hayatta kalma arzusu arasındaki etik ve politik yol ayrımlarını merkezine alıyor. Başrollerini Özgü Namal ve Tansu Biçer’in paylaştığı “Sarı Zarflar”da, Leyla Smyrna Cabas, İpek Bilgin, Aydın Işık, Aziz Çapkurt, Yusuf Akgün, Uygar Tamer, Jale Arıkan, Seda Türkmen, Emre Bakar, Elit İşcan, Sultan Ulutaş Alopé, Emine Meyrem ve İpek Seyalıoğlu rol alıyor. Filmin cast direktörlüğünü ise Ceren Sena Akdeniz üstleniyor. Dünya prömiyerini yaptığı 76. Berlin Film Festivali’nde en iyi film dalında Altın Ayı Ödülü’nü kazanan “Sarı Zarflar”, bu başarıyla festival tarihinde unutulmaz bir yer edindi. Türkiye, 1964’teki “Susuz Yaz” (Metin Erksan) ve 2010’daki “Bal” (Semih Kaplanoğlu) filmlerinin ardından, 16 yıl sonra yeniden en büyük ödül olan Altın Ayı ile buluştu.

Almanya için de benzer bir tarihi öneme sahip olan bu başarı, 2004 yılında Fatih Akın’ın “Duvara Karşı” ile kazandığı başarıdan 22 yıl sonra gelen en büyük ödül olma niteliğini taşıyor. “Sarı Zarflar”, eleştirmenlerin de gözdesi oldu ve 13 Şubat’taki prömiyerinin ardından sinema dünyasının en prestijli yayınları tarafından övgüyle karşılandı. Variety, filmi “duygusal açıdan etkileyici ve sanatsal olarak ikna edici” bulurken; The Hollywood Reporter , Çatak’ın yükselen otoriterleşmeye dair evrensel bir söz söylemek adına gerçekliği bilinçli bir şekilde büktüğünü belirterek, yapımı “sınırları aşan, sarsıcı bir modern zamanlar anlatısı” olarak tanımladı.Indiewire, “hem sürükleyici bir evlilik dramı hem de sanatçı sansürüne karşı bir başkaldırı” vurgusuyla filmin küresel güncelliğine işaret ederken; Deadline ise yapımı “Donald Trump dünyası ve otoriterleşme üzerine şimdiye kadar yapılmış belki de en önemli film” sözleriyle övdü. Filmin oyuncu kadrosu, uluslararası eleştirmenlerden tam not aldı. Sight of Sound , Özgü Namal’ın performansını bu yılki Berlin Film Festivali’nin en iyilerinden biri olarak göstererek; "Derya karakterinde, her türlü tiranlığı aşan bir gücün ve içsel bir alevin doğuşuna tanıklık ediyoruz" yorumunda bulundu. The Film Verdict, Namal’ın “ateşli ve yetenekli” Derya karakteri ile Tansu Biçer’in içe dönük Aziz rolündeki "teknik ustalığını" (bravura) ön plana çıkarırken; View of the Arts, Namal ve Biçer ikilisinin ekran başında yarattığı sinerjinin "tek başına bile filmi izlemek için yeterli bir sebep” olduğunu belirtti. Görüntü yönetmenliğini Judith Kaufmann’ın, kurgusunu Gesa Jäger’in üstlendiği ve müzikleriyle Marvin Miller’ın eşlik ettiği “Sarı Zarflar”; İstanbul’u Hamburg’da, Ankara’yı ise Berlin’de yeniden kuran prodüksiyon tercihiyle, mekânsal sınırları genişleten özgün bir atmosfer tasarımı sunuyor. Almanya, Fransa ve Türkiye ortak yapımı olan filmin yapımcılığını Ingo Fliess (if... Productions); ortak yapımcılığını Carole Scotta, Caroline Benjo, Eliott Khayat (Haut et Court), Nadir Öperli ve Enis Köstepen (Liman Film) üstlendi. “Sarı Zarflar” ayrıca, 5 Mart'ta Alamode Film’in dağıtımıyla Almanya'da, 1 Nisan'da da Haut et Court’un dağıtımıyla Fransa'da sinemalarda gösterime giriyor. Yeni oyunlarının prömiyer gecesi yaşananlar, Ankara’nın tanınan sanatçı çifti Derya ve Aziz’in hayatında geri dönülemez bir kırılmaya yol açar. Bir gecede hedef gösterilerek işlerini ve evlerini kaybeden çift, 13 yaşındaki kızları Ezgi ile birlikte İstanbul’a, Aziz’in annesinin yanına yerleşmek zorunda kalır. Aziz, bu geçici sığınakta bir yandan gündelik işlerle ayakta kalmaya çalışırken diğer yandan etik değerlerinden ödün vermemeye kararlıdır. Derya ise aileyi içinde bulundukları durumdan çıkaracak bir yol ararken, kendisini zorlu kararların eşiğinde bulur. Bu belirsizliklerle dolu süreçte kızları Ezgi ile aralarındaki mesafe yavaş yavaş açılırken; çift, savundukları değerler ile ortak gelecekleri arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

DELHİ’DE TÜRK İMZASI: KUKLALAR SAHNEDE, TÜRKİYE MERKEZDEYDİ...

Uluslararası kukla festivallerinde Türkiye’yi temsil eden Uçaneller Kuklaevi, 22. Uluslararası Ishara Kukla Festivali kapsamında Hindistan’da sahne aldı. Ekip, “Taş” adlı oyunuyla hem Chandigar’da hem de Yeni Delhi’de izleyiciyle buluştu. Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi merkezli gerçekleşen festivalde ilk gösterimini Chandigarh’da yapan topluluk, sonrasında Delhi’deki India Habitat Centre’da Hintli çocuklar ve sanatseverlerle bir araya geldi. Festival süresince Delhi’de sahnesi bulunan okullarda da gösteriler gerçekleştiren ekip, farklı yaş gruplarından yüzlerce çocuğa ulaştı. Festivalde Türkiye’nin yanı sıra İtalya, Güney Kore, Arnavutluk ve Bhutan’dan ekipler ile Hint kukla toplulukları da sahne aldı. 2004 yılında Lüleburgaz’da kurulan Uçaneller Kuklaevi, bugüne kadar 150’nin üzerinde uluslararası festivalde sahne aldı. Güney Kore’den Küba’ya, Meksika’dan Fransa’ya uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye’yi temsil eden ekip, katıldığı festivaller kapsamında uluslararası ödüller kazandı. Topluluğun Genel Sanat Yönetmeni Mesut Sarıoğlu, 22 yıl önce Bulgaristan’da izledikleri bir kukla gösterisinin hayatlarını değiştirdiğini belirtti. O gösterinin ardından kukla tiyatrosu yapmaya karar verdiklerini ifade eden Sarıoğlu, bir apartmanın alt katındaki 70 kişilik salonda başlayan yolculuğun zamanla dünya sahnelerine taşındığını söyledi. Sadece çocuklar için tasarlanan kendi salonlarında bugüne kadar 18 farklı oyun sahneleyen ekip, repertuvar tiyatrosu kimliğiyle çalışmalarını sürdürdü. Yurtdışı turneleri olmadığı dönemlerde her hafta sonu farklı bir oyunla çocuklarla buluşmaya devam etti. Ekip üyeleri, uluslararası festivallerin oyunculuk ve sahneleme teknikleri açısından kendilerini geliştirmelerine önemli katkı sağladığını ifade etti. Dünyanın farklı coğrafyalarında izledikleri kukla gösterilerinin üretim süreçlerine ilham verdiğini belirten ekip, kukla festivali düzenlenen her ülkeye ve her şehre ulaşma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini açıkladı. Uçaneller Kuklaevi, katıldığı uluslararası festivallerde yalnızca oyun sahnelemedi; tasarımını ve üretimini kendisinin yaptığı kuklalarla çocuklara yönelik atölyeler de düzenledi. Bu atölyelerde çocuklar, ekip tarafından hazırlanan kukla parçalarını boyayıp birleştirerek kendi kuklalarını oluşturdu ve oynatmayı öğrendi. Ekip ayrıca oynatılmaya hazır kuklalar da üretti. Tasarım ve parça üretimi ekip tarafından yapılan kuklalar, ev kadınları tarafından boyanıp birleştirilerek satışa sunuldu. El yapımı kuklalar Türkiye genelinde yoğun ilgi gördü; uluslararası festivallerde de satışa sunulan ürünler olumlu geri dönüşler aldı. Ekip, bu ilgi doğrultusunda yurtdışında satış için girişim başlattığını duyurdu.


Saygılarımla...
Sağlıcakla Kalın ama Sevgisiz Kalmayın...
U.KIVANÇ TERZİOĞLU