Öncelikle Canım Kardeşim Güvenç ve Canım Babam'ın doğum günlerini en içten dileklerimle kutluyorum. Yeni yaşlarının Sağlık Mutluluk ve Başarı getirmesini canı gönülden diliyorum.
DİLAN ÇİÇEK DENİZ VE SERKAN ÇAYOĞLU RED SEA FİLM FESTİVALİ ÖZEL GALA YEMEĞİNDE DÜNYA YILDIZLARIYLA BULUŞTU....
Türkiye’nin uluslararası arenada öne çıkan oyuncuları Dilan Çiçek Deniz ve Serkan Çayoğlu, Suudi Arabistan’ın ev sahipliği yaptığı Red Sea Uluslararası Film Festivali kapsamında Jeddah Yacht Club’da düzenlenen 100 kişilik özel gala yemeğine katıldı. Uma Thurman, Jessica Alba, Ana de Armas, Dakota Johnson, Rita Ora, Kirsten Dunst, Juliette Binoche, Michael Caine, Adrien Brody, Daniel Kaluuya, Riz Ahmed, Queen Latifah ve Sean Baker gibi dünya çapında tanınan isimlerin bulunduğu bu buluşma, önceki günün konuklarını yeniden bir araya getiren son derece ayrıcalıklı bir geceye dönüştü. Gecenin en dikkat çekici anlarından biri ise, Dilan Çiçek Deniz ve Serkan Çayoğlu’nun Juliette Binoche ile aynı masada oturması oldu. Türkiye’yi temsil eden ikili, zarafetleri ve modern stilleriyle gecenin öne çıkan isimleri arasında yer aldı. Siyah, asimetrik omuz tasarımı ve heykelsi drapeleriyle dikkat çeken Loewe elbisesiyle geceye modern ve sade bir zarafet taşıyan Dilan Çiçek Deniz, görünümünü Balenciaga ayakkabılar ve global marka yüzü olduğu Boucheron’un yüksek mücevher koleksiyonundan seçtiği parçalarla tamamladı. Başarılı oyuncu, güçlü stil yorumu ile gecenin en etkileyici stil ikonları arasında yer aldı. Awave Studio tasarımı ekru geniş kesim takımıyla kusursuz bir siluet çizen Serkan Çayoğlu, koyu tarçın tonlu gömleğiyle güçlü bir kontrast yarattı. Prada ayakkabılarla tamamlanan görünümü, modern maskülenliği zamansız bir şıklıkla buluşturdu. 81 ülkeden katılımcının yer aldığı Red Sea Uluslararası Film Festivali, Oscar ödüllü yönetmen Sean Baker başkanlığında 13 Aralık’a kadar devam edecek. Dilan Çiçek Deniz ve Serkan Çayoğlu, festival boyunca çeşitli panellerde ve özel gösterimlerde yer almayı sürdürecek.
''ANNEM HAKKINDA'' 24.DHAKA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİNDE....
"Annem Hakkında", Asya'nın en prestijli sinema etkinliklerinden 24. Dhaka Uluslararası Film Festivali'nde Dünya Sineması Bölümü'nde Türkiye'yi temsil edecek. Yapımcılığını Ayem Media'nın üstlendiği, senaryosunu ve yönetmenliğini Soner Sert'in yaptığı "Annem Hakkında", Asya kıtasının en köklü ve en saygın film etkinliklerinden biri olan 24. Dhaka Uluslararası Film Festivali'ne (DIFF) resmi olarak seçildi. Film, festivalin en dikkat çeken bölümlerinden biri olan "Dünya Sineması" kategorisinde yarışacak. 10–18 Ocak 2026 tarihleri arasında Bangladeş'in başkenti Dakka'da düzenlenecek DIFF, 1977'den bu yana Asya'da sinema kültürünü geliştirmeyi hedefleyen ve uluslararası alanda güçlü bir itibara sahip olan bir festival olarak öne çıkıyor. Tüm dünyanın ilgiyle takip ettiği festivalde bu yıl 75 ülkenin en iddialı yapımları yarışacak. Annem Hakkında'nın, farklı kültürlerin hikâyelerini bir araya getiren "Dünya Sineması Bölümü"ne seçilmesi, filmin uluslararası yolculuğunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Festivalin teması bu yıl "Daha İyi Film, Daha İyi Seyirci ve Daha İyi Toplum." Burak Dakak (Caner) ve Kadir Çermik'in (Muharrem), başrolü paylaştığı Annem Hakkında filminde Yurdaer Okur (Halil), Başak Daşman (Nermin), Name Önal (Halime), Sahra Şaş (Ebru), Işıknaz Özedgü (Aylin), Gürsu Gür (Sermet) ve Şerif Erol (konuk oyuncu) gibi birbirinden başarılı oyuncular rol alıyor.
13.ULUSLARARASI İPEKYOLU FİLM FESTİVALİ AFİŞİ BELLİ OLDU...
İpekyolu Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteği ve SETEM 'in iştiraki ile düzenlenen Uluslararası İpekyolu Film Festivali'nde kadim İpekyolu coğrafyasının kültürel zenginlikleri afişlerde yer alıyor. Bugüne kadar Taklamakan Çölü, Saymalı Taş, Umay Ana, Geyik Boynuzları gibi Türk Mitolojisi ve İpekyolu coğrafyasının kültürel mirasına ait görselleri günümüze taşımayı gelenekselleştiren Festival, bu yıl Dünyanın bilinen en eski halısı "Pazırık Halısını" afişinde kullanıyor. M.Ö. 5. yüzyıla tarihlenen ve orijinali St. Petersburg'daki Hermitage müzesinde sergilenen halının üzerinde atlı adam tasviri yer alıyor.. Halı Altay bölgesinde bulunan Pazırık Kurganları olarak adlandırılan mezarlardan birinden çıkarılmış. Yapılan çalışmalar neticesinde bu kurganların tarihi ve kültürel olarak Büyük Hun İmparatorluğu devrine ait olduğu bilim adamları tarafından kabul ediliyor. Bölge UNESCO tarafından Kültürel Miras alanı olarak ilan edildi.
''KARANLIKTA ISLIK ÇALANLAR'' HİNDİSTAN'DA PRÖMİYERİNİ YAPTI...
Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk uzun filmi “Karanlıkta Islık Çalanlar”, dünya prömiyerini Asya kıtasının en eski film festivali olan ve bu yıl 56.sı düzenlenen Hindistan Uluslararası Film Festivali’nde (IFFI Goa) yaptı. Hayatlarının anlamını bulmaya çalışan, şehirli ve orta sınıf bir ailenin absürt hikâyesini konu alan filmde, Müfit Kayacan, Hülya Gülşen, İnci Sefa Cingöz, Emrah Özdemir, Berkan Şal, İlda Özgürel, Nilgün Türksever, Altuğ Görgü, Kartal Can Ermiş, Ayşenil Şamlıoğlu, Meral Çetinkaya ve Pervin Ünalp oynuyor. “Prayers at Dawn” (2014) ve “Nebile Hanım’ın Solucandeliği” (2016) gibi ödüllü kısa filmleriyle tanıdığımız Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk uzun filmi “Karanlıkta Islık Çalanlar”, dünya prömiyerini 56. Hindistan Uluslararası Film Festivali’nde (IFFI Goa) yaptı. Hindistan’ın Goa eyaletinde düzenlenen ve 28 Kasım’da sona eren festivalde ilk kez izleyicisiyle buluşan filmin gösterimine yönetmen Pınar Yorgancıoğlu, yapımcı Dilde Mahalli ve oyuncuları İnci Sefa Cingöz ile Emrah Özdemir katıldı. Senaryosunu Pınar Yorgancıoğlu ile Emre Gülcan’ın birlikte yazdığı filmin konusu kısaca şöyle: Bilgisayar oyunu bağımlısı işsiz bir yazar olan Toprak, kendisini bekleyen umutsuz gelecekten kaçmak için yurt dışına gitme planları yaparken, annesi Suzan gençlik ideallerini kızı üzerinden gerçekleştirme hırsındadır; yeni emekli babası Melih ise herkesten gizlediği bir buhranın pençesindedir. Melih’e aniden çıkagelen doğaüstü bir ziyaretçi ile, üçüne de terkedilmiş hayâllerin ‘hayaletleri’ dadanır. Çekimlerinin tamamı Ankara’da gerçekleşen filmin ana kadrosunda usta oyuncular Müfit Kayacan (Melih), Hülya Gülşen (Suzan) ve genç yetenek İnci Sefa Cingöz (Toprak) yer alıyor. Yardımcı rollerde ise Emrah Özdemir, Meral Çetinkaya, Berkan Şal, Nilgün Türksever ve Ayşenil Şamlıoğlu gibi deneyimli isimler bulunuyor. Yapımcılığını Bekir Yusuf Açıksöz, Dilde Mahalli, Önder Furkan Besli, Pınar Yorgancıoğlu ve Zeynep Ekmekci’nin üstlendiği “Karanlıkta Islık Çalanlar”ın görüntü yönetmenliğini Jonas Raphael Schneider, kurgusunu Ayris Alptekin, Barış Demirdelen ve Pınar Yorgancıoğlu, yapım tasarımını Ceyda Yüceer, müziklerini de Alican Çamcı yaptı. Türkiye'den İndibindi Film, İkinciyeni Film, Gece Kuşu Film ve Rosa Film’in, Bulgaristan'dan Portokal Films’in ve Almanya'dan Marlene Film GmbH ile Riva Filmproduktion GmbH’nın yapımında gerçekleşen film, geliştirme aşamasından itibaren uluslararası alanda büyük ilgi gördü. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün İlk Uzun Metraj Film Yapım desteğini alan “Karanlıkta Islık Çalanlar”, La Biennale di Venezia’nın film geliştirme atölyesi Biennale College Cinema’da geliştirildi. Ayrıca, Saraybosna Cinélink Co-Production Market, İKSV Köprüde Buluşmalar, Almanya Türkiye Ortak Yapım Geliştirme desteği, TRT 12 Punto “Ortak Yapım Desteği”, Bulgarian National Film Center ve MOIN Hamburg Schleswig-Holstein Ortak Yapım Desteği gibi prestijli platformlardan destek aldı.
“LO-Fİ'' FİLMİNDEN İLK AFİŞ YAYINLANDI...
Alican Durbaş’ın yazıp yönettiği “Lo-Fi”dan ilk afiş yayınlandı. Dünya prömiyerini geçtiğimiz ay 29. Tallinn Black Nights Film Festivali’nde yapan filmin afişinde, grafik tasarımcı ve sanatçı Naci Güneş Güven’in imzası bulunuyor. Furkan Kalabalık ve Ceren Koç’un başrollerini üstlendiği “Lo-Fi”, bir taşınma arifesinde tek bir günde geçiyor ve bitmiş bir ilişkinin hafızada canlanmasını ve bir nevi ‘lo-fi’laşmasını konu alıyor. Yapımcılığını İpek Erden’in üstlendiği filmin görüntü yönetmenliğini Ahmed Hamdi Eren, kurgusunu Selda Taşkın, yapım tasarımını Erim Gayretli, müziklerini de Eylül Çekirge yaptı.
5 ARALIK DÜNYA TÜRK KAHVESİ VE KÜLTÜRÜ GÜNÜ TARİHİ YENİ HAN'DA YAPILDI...
16. yüzyılda İstanbul’da kahvenin ilk kez kavrulduğu tarihî fırına ev sahipliği yapan Yeni Han, 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi ve Kültürü Günü kapsamında “Kahvenin Sıfır Noktasından Kültürlerarası Bir Yolculuk” temalı özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Organizasyon, İstanbul’un kahve tarihindeki merkezi rolünü ve Türk kahvesinin kültürel miras niteliğini görünür kılmayı amaçladı. Her yıl dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli etkinliklerle kutlanan 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi Günü, kahvenin İstanbul’da kavrulduğu ilk yer olarak kabul edilen Yeni Han’da düzenlenen programla taçlandırıldı. Etkinlik, köklü kahve geleneğinin tarihsel ve kültürel boyutlarını hatırlatırken, Türk kahvesinin uluslararası ölçekte taşıdığı değere de dikkat çekti. “Kahvenin Sıfır Noktasından Kültürlerarası Bir Yolculuk” teması, kahvenin yalnızca bir içecek olmanın ötesinde; yüzyıllar boyunca medeniyetler arasında iletişim, paylaşım ve ritüelin bir parçası hâline gelen çok katmanlı serüvenini ele aldı. Etkinlik kapsamında kahvenin tarihsel yolculuğu, üretim süreçleri ve kültürel anlamı ziyaretçilerle paylaşıldı. Program, Türk kahvesinin UNESCO tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras” olarak kabul edilen değerinin altını çizmeyi amaçladı. Tarihî yarımadanın simge yapılarından biri olan Yeni Han, Dünya Türk Kahvesi ve Kültürü Günü vesilesiyle seçkin bir davetli topluluğunu ağırladı. Konuklar arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü Selim Terzi, İstanbul Vali Yardımcısı Elif Canan Tuncer, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Arzum A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Serim ve dernek üyelerinin yanı sıra çok sayıda kahvesever yer aldı.
ÜNLÜ YAZAR ÜLKÜ GÖZEN STEWART'IN ALDIĞI ANLAMLI ÖDÜL SONRASI YAZDIĞI YAZI...
6 Aralık Türk Sanat Müziği Günü'nde, 7. OnurAkayMedya - Yılın Altın Ödülleri sahiplerini buldu. Jüri Başkanlığını Türk Sanat Müziği’nin Divası Bülent Ersoy ve usta gazeteci Bilal Özcan’ın üstlendiği bu gecede, kalemime verilen değerin altınla taçlandırıldığı “Altın Kalem Ödülü” ile onurlandırıldım. Benim için bu ödül; bir başarıdan çok, kalemimin yıllardır açtığı yolların, susmadığı gecelerin, bitmeyen sorguların, düşmeyen hevesin bir yansıması… Ama en çok da bir andanın devamı: Bir yazarın doğduğu an. Bu ödülü, yazma yeteneǧimin ateşini ilk yakan kişiye ithaf ediyorum: Usta edebiyatçı, büyük kalem Aziz Nesin’e; canım Aziz Amcam'a... Ben daha öğrenciyken, beni bir çocuk olarak değil, ışığı keşfedilmeye hazır bir yazar olarak gören o idi. Yaşı büyüktü, lakin bilgeliği daha büyük… Çünkü büyük olmak, yaş almakla değil; küçüğünü görüp değer verebilmekle mümkündür. Bana, “Senin kalemin tam bir Huysuz Virjin; kitaplar yazmalısın.” dediğinde içimde bir yol açıldı. Ve o yoldan hiç sapmadım. Bugün aldığım bu ödülün her zerresinde, onun o gün bana inanarak uzattığı elinin izi var. Bu nedenle; Altın Kalem Ödülümü Aziz Nesin’e ithaf ediyorum. Benim için altın olan ödül değil, onun kalemime kattığı ışıktır. Benim hikâyemde bu ödül: Bir sonuç değil, bir yüksek anın devamıdır. Aziz Nesin’in bana dokunuşu bir “an”dı; benim yazar oluşum ise o andan büyüyen bir “devam". Ve bu ödül, o devamın altına vurulmuṣ bir altın mührüdür! Aziz Nesin ile yaşadığım o "bir an" ve bana ayırdıǧı "her an" — o çocukluǧum, o ilhamım, o ışıǧım — hâlâ sürüyor. Bu ödül de o anın bir uzantısıdır. Ben bu ödülü tek baṣıma almadım. Bir gelenekten geldim. Baṣta merhum Aziz Nesin olmak üzere; bu ödülü layık gören değerli jüri baṣkanları Sn. Bülen Ersoy ve Sn. Bilâl Özcan'a, OnurAkayMedya Ailesi'ne, eṣim James Oǧuz Stewart'a ve yazdığım her satırda beni yalnız bırakmayan okurlarıma, kalbimin derinliklerinden teşekkür ederim. Kalemim yazdığı sürece, bu ışık hep devam edecek.
Saygılarımla....
Sağlıcakla Kalın ama Sevgisiz Kalmayın...
U.KIVANÇ TERZİOĞLU