Avusturyalı Doğu Bilimci ve Osmanlı Tarihçisi, Joseph von Hammer-Purgstall, Viyana yakınlarındaki bir Hristiyan mezarlığında, mezarının her tarafında Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerle donatılmış ebedi istirahatgâhında yatıyor. Hegel’den Goethe’ye, Goethe’den yarım yüzyıl sonra Marx ve Engels’i etkileyen hatta Engels, Hammer için: “Bütün öbür hariciyeciler Türkleri tanımaz ve tanıtmazken bu -Avusturyalı- Alman bize onların tarihini, edebiyatını tanıttı” demiştir.
Osmanlı Tarihi’ni Batı’ya tanıtan ünlü Avusturyalı tarihçi ve diplomat Hammer, arkasında sadece devasa bir tarih ile ilgili eserler değil, Viyana’daki mezarında görenleri hayrete düşüren bir mezar da bıraktı. Hammer'ın mezar taşı tamamen Osmanlı mezarlık geleneğine uygun olarak, hüsn-i hat (çok güzel ve özel el yazısı)ile işlenmiş ayetler, beyitler ve dualarla kaplı mezar bırakmıştı. İşte mezar taşındaki şu ifadeler ve anlamları:
Baş Tarafı (Ön Yüz):
Hüve’l-Bâkî (Baki olan yalnız O'dur)
"Küllü nefsin zâikatu'l-mevt" (Her canlı ölümü tadacaktır- Ankebût 57)
"İnnâ Lillâhi ve innâ ileyhi râciûn" (Şüphesiz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz- Bakara 156)
“Küllü’n-nâsin seyemût (Bütün insanlar ölecektir)
Küllü mülkin seyefût” (Her saltanat, her devlet geçicidir)
“Leyse hayâtün sermeden illellezî lâ-yemût” (Hayat ebedi değildir; ölümsüz olan Allah hariç)
Baş Tarafı (Arka Yüz):
"Bir hoş bülbül geldi cihane,
Uçtu ahirete çu-pervane..." (Hoş sesli bir bülbül dünyaya geldi ve bir pervane gibi ahirete uçtu...)
Ayak Tarafı (Ön Yüz):
Hüve’l-Hayyu (Sonsuz hayat sahibi O’dur) El-merhum ve'l-mağfur, El-muhtacu ila rahmeti, Rabbihi'l-Afuvvi'l-Gafur.
Mütercimü'l-el-sineti'svselaseti, Yusuf Bin Hammer Li-ruhihi zikri cemil (Sonu olmayan hayat sahibi "O"dur, Allah'tır. Rahmete ve affa kavuşmuş, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol Allah'ın merhametine muhtaç, üç dilde (Türkçe, Arapça, Farsça) tercüman Hammer oğlu Yusuf ruhu için güzel bir söz (söyle)
Ayak Tarafı (Arka Yüz):
"Ziyaretden murad, ancak duadır Bugün bana ise, yarın sanadır"
Mezarın gövde kısmında ise bu ayet ve duaların mealleri; Almanca, İngilizce, İspanyolca, Fransızca, Latince ve Grekçe olarak yer alıyor. Viyana'da adeta bir Müslüman gibi defnedilen ve kendisine "Yusuf bin Hammer" dedirten bu büyük tarihçinin mezarı, Doğu ile Batı’nın köprüsü olmuştur.
Joseph von Hammer-Purgstall (1774–1856), yalnızca bir Osmanlı Tarihçisi değil; diplomat, tercüman, Doğu Bilimci, tarihçi ve edebiyat araştırmacısı kimliklerini bir arada taşıyan çok yönlü bir XIX. yüzyıl entelektüeliydi.
Onu önemli kılan en başta Osmanlı dünyasını Avrupa'ya anlatma çabasıdır. Türkçe, Arapça ve Farsça kaynaklardan yararlanarak hazırladığı 10 ciltlik Geschichte des Osmanischen Reiches (Osmanlı İmparatorluğu Tarihi), Batı'da Osmanlı tarihine dair yazılmış en kapsamlı erken dönem sentezlerinden biri oldu. Hammer'in bir başka önemli yönü ise Doğu ile Batı arasında bir köprü olmasıydı. Türk, Arap ve İran edebiyatından yaptığı çeviriler, Osmanlı ve İslam dünyasının Avrupa'daki entelektüel çevrelerde tanınmasına katkı sağladı. Özellikle Evliya Çelebi konusundaki ilgisi dikkat çekicidir. Seyahatnameyi Batılı okuyuculara tanıtan ilk isimlerden biri olan Hammer, böylece Evliya Çelebi'nin eserinin Avrupa'da fark edilmesinde önemli bir rol oynadı. Katolik mezarlıklarında (örneğin Hammer'ın da gömülü olduğu Weidling Mezarlığı'ndaki diğer mezarlarda) baskın olan unsurlar şunlardır:
“Haç Sembolü: Katolik mezarlarının en temel nişanesidir. İsa Mesih'in çarmıha gerilişini ve insanlığın kurtuluşunu simgeler. Mezar taşları genellikle büyük bir haç şeklinde yontulur ya da taşın üzerine haç motifi işlenir. Dini Heykeller ve Kabartmalar: Meryem Ana (özellikle yas tutan Mater Dolorosa), İsa Mesih, melek figürleri veya ellerini açıp dua eden azizlerin heykelleri sıklıkla mezar taşlarına eşlik eder. Katolik Duaları ve Kısaltmalar: Taşların üzerinde genellikle Latince "R.I.P." (Requiescat in pace - Huzur içinde uyusun) yazısı veya İncil'den alınan dirilişle ilgili pasajlar bulunur.” Oysa Hammer’in mezarının hiçbir yerinde ve hiçbir yanında bu sembollerin olmayışı; onun Türk Milleti’ne olan hayranlığının ve İslam’a olan gerçek inancının-imanının- ispatı değilse ya nedir!
Viyana'da bulunan mezar taşını bizzat İstanbul'daki alim ve devlet adamı olan Osmanlı mezar taşlarından esinlenerek kendisi çizmiştir. İslami geleneklere uygun olarak "Hüvelbaki" (Baki olan sadece Allah’tır) ifadesiyle başlayan bu mezar taşında adı Arap harfleriyle "Yusuf bin Hammer" (Hammer'in oğlu Yusuf) olarak yazmaktadır.
Joseph von Hammer-Purgstall ile Avusturya Başbakanı Metternich arasında geçen tarihî bir diyalog vardır. Hammer İstanbul'a tekrar atanmak istediğinde, Metternich bu talebi onun Türklere ve Doğu kültürüne aşırı hayranlık duyduğu gerekçesiyle reddetmiştir. 19.yüzyılın büyük tarihçisi ve aynı zamanda büyük edebiyat adamıydı. Avusturya Bilimler Akademisi’nin ilk başkanıydı. Osmanlı Encümen-i Dâniş’inin ilk Avusturyalı üyesiydi.
Ayrıca Osmanlı şairleri hakkındaki eserini II. Mahmut’a ithaf ve takdim etmiş, bununla ilgili olarak padişaha hitaben bir rapor göndermiş, II. Mahmut da eserin neşrinin tamamlandığı 1838’de Hammer’i “nişân-ı iftihâr” ile taltif etmiştir. Padişah Abdülmecit’in bir Mecidiye nişan verdiği ender insanlardan birisidir Hammer.
Amma 170 yıldır şu soru hep tartışılıyor: “Tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall Müslüman’mıydı?” Ben de diyorum ki: “rahmetler olsun.”