☰
✕
Kültür ve Sanat

Tayfun Kaya'nın "Bir Nefes Atatürk" kitabı çıktı

Tayfun Kaya'nın "Bir Nefes Atatürk" kitabı raflarda yerini aldı Kutlu Yayınevi'den çıkan "Bir Nefes Atatürk" kitabının temel çerçevesi; oluşmuş, oluşabilecek umutsuzlukla mücadele edebilmenin yolları üzerine...

Onu Anlamak…

Yollara kalın kalın betonlar dökersin ama o yaşama sevinci içinde hiç azalmayan ayrık otu, betonun kıyısından köşesinden baş verecek yeri mutlaka bulur. Dünya karbona teslim olmasın, yeşilin sonu gelmesin diye umudunu kaybetmeden, yılmadan yolunda ilerlemeye devam eder.

Yılıp yılmayacağı da elbette onun sınavıdır. Yılıp serilirse, kaçıp uzaklaşırsa sınavdan çakar. Savaşıp direnirse, umudunu bir an olsun bile kırmazsa zaferle çıkar.

Bizler, bu yılmama konusunda gerçekten çok ama çok şanslıyız. Atalarımız doğanın kanunlarını ve süreçlerini çok iyi benimsemiş; karşılarına çıkan sınavların neticelerini değiştirmek için dur durak bilmeden, gönlü, aklı ve bilimi yanlarına alarak mücadele etmişler.

Günümüze en yakın, en çok cesaretlendiren ve "başarabiliriz" duygusunu en üst düzeyde aşılayan ise elbette Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki kurtuluş mücadelesidir.

Ancak "Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki kurtuluş mücadelesi" derken unutulmamalıdır ki, onun liderliği bugün ilan edilmiş değildir. Ondan kıdemli pek çok komutan, onun bilgisine, ilmine ve vizyonuna hayran kalmış; kendi istekleriyle onun emrine girme taleplerini bildirmişlerdir.

Bu saygıyı kazanmak elbette kolay olmamıştı. Mustafa Kemal Paşa, bir Osmanlı subayı olarak cephede gösterdiği olağanüstü başarılarla pek çok madalya almıştı. Çanakkale’deki zaferleri dillerde dolanmış, gazete manşetlerinden inmemiş ve o artık "Anafartalar Kahramanı" olmuştu; padişah bile onunla tanışmak istemişti. Muş’a kadar ilerleyen Ruslara karşı çare üretemeyen Osmanlı devletinde, Rusları geri püskürten ve "Altın Kılıçlı İmtiyaz" madalyasına layık görülen yine oydu. Filistin cephesinin cehenneminde, orduları dağılmadan savaşmayı başaran birkaç komutandan biri de odur.

Hatta Çanakkale Savaşı’nın ardından Enver Paşa’ya, kendisinin suikast iddiasıyla idam edilmesi gerektiğini söyleyenlere Talat Paşa’nın verdiği yanıt tarihe geçmiştir: "Enver Paşa, elde kesin delil ne var? Ülkemiz her yerden saldırıya uğruyor. Daha birçok Çanakkale savaşı göreceğiz ve elimizde başka bir Mustafa Kemal yok!"

Kurtuluş Savaşı’nın ardından karargahta, Mustafa Kemal Paşa’nın olmadığı bir anda, bu zaferin nasıl kazanıldığına inanamayan komutanlara Fevzi Çakmak Paşa’nın vereceği cevap ise her şeyi özetleyecektir: "Mustafa Kemal Paşa farkı."

Onun; teslim olmayan, başarmak için yorulmak bilmeyen, sabırlı, doğru zamanda doğru hamleyi yapabilecek kadar okumuş, kendini geliştirmiş, stratejik vizyon kazanmış, çalışkan, mücadeleyi asla bırakmayan ve vatanı için gözünü budaktan sakınmadığı daha nice yaşanmışlığı vardır.

O, bu büyük vizyonu ile sadece Türk milletine değil, tüm insanlığa örnek olmuştur. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde öğrencilere aktarılan "Atatürk gibi düşün" ifadesi, evrensel bir rehber ve başucu deyimi haline gelmiştir.

Bizlerde işte böyle bir cevherle; okumayı, öğrenmeyi asla bırakmayan, sürekli gelişmek isteyen biri ile ödüllendirilmiş ve sevilen genler oldukları hissettirilmiş bir neslin devamıyız. Bu sebeple asla umutsuzluğa düşmeye hakkımız yok. Günümüzde gençler belli ve kendince haklı sebeplerle bu topraklardan gitmek istiyor; koşulların yaşam için zor olduğunu anlatıyorlar. Evet kolay değil, ama düzelmeyecek kadar da kötü değil…

Çok şükür ki bugün Güneydoğu Anadolu bölgemize Fransız askeri girmedi. Çok şükür ki aynı bölgede Fransız üniforması giydirilmiş Ermeniler Türk kadınlarını soyup, zulüm edip, onlara danslar ettirmiyor. Çok şükür ki İtalyan askerleri Antalya’dan çıkartma yapmadı. Çok şükür ki İngilizler İstanbul’u işgal edip, İngiliz askerleri sokaklarda kimlik kontrolü yapmıyor. Çok şükür ki İstanbul’dan Anadolu’ya geçmek için vizeye ihtiyaç duymuyoruz.

Evet, bugünler zor; ama dedelerimizin yaşadığı o karanlık günler kadar değil...

Elbette o günlerde de yüreği daralan, umutsuzluğa düşenler olmuştu. Ama günün sonunda tazyikli bir iradeyle mücadele etmeyi bir an olsun bırakmadılar. Ve onları boğan dertlerinden, esaretten bir bir kurtuldular.

Vatanlarını bırakıp gitmediler. Başlarında tarih bilen ve o tarihten ders alıp aynı hataları yapmamayı öğrenmiş önderler vardı. Mesela Kartaca, zenginleşip iş gücü ihtiyacını karşılamak üzere dışarıdan getirdiği Galyalıların iç karışıklıklara sebep olmasını engellemeyi bilmemişti; Roma bu fırsatı değerlendirip son darbeyi indirmiş ve Kartacalılar bu hatanın bedelini vatanlarını kaybederek ödemişti. Kaçabilen az sayıda Kartacalı vatansız kalmış ve nereye gittilerse itilip kakılmışlardı.

Bu kural, tarihin hiçbir döneminde değişmedi: 1492 Elhamra Kararnamesi’nin ardından İspanya’da, pogromlarla Rusya’da, gettolarla İtalya’da, 1370 Brüksel Katliamı ile Belçika’da ve daha pek çok yerde vatansız kalanlar hep aynı trajediyi yaşadı. Yakın tarihte Hitler bile soykırım gazabını yöneltirken ilk olarak o gün için vatansız statüsünde olan Yahudileri ve Çingeneleri hedef seçmişti.

Her dönemde olduğu gibi, ancak tarihine sahip çıkanların talihi güzel olabilir. Bu sebeple Mustafa Kemal Paşa’nın fikirlerini anlamak bir seçenek değil, millî bir mecburiyettir. Onun gösterdiği medeniyet, barış ve ilim yolundan yürümeli; vatanın ne demek olduğunu çok iyi bilerek umudumuzu asla kaybetmemeliyiz.

“Bir Nefes Atatürk” kitabının temel çerçevesi, işte bu oluşmuş, oluşabilecek umutsuzlukla mücadele edebilmemizin yolları üzerinedir.

O’nun ortaya koyduğu gayret ve bilinci insanlığın örnek alabilmesi; karanlığa itilmiş, karanlıkta yaşamak zorunda bırakılmış insanların aydınlığa çıkmasını sağlayacak kadar derin ve bilgece olacaktır.