Merhum, Ali Dayı’nın( Ali Yılmaz) Hazreti Üstazımızın ebediyyete intikalleri üzerine, Ziyâret’hâne’yi terk’edip, Büyükçamlıca Tepesinde kondurduğu, gecekondu’ya taşınması üzerine,Anamurlu, Mehmed Ali Amca, Ziyâret’hâne’de vazife’ye başladı.
Anamur’lu, Mehmed Ali Amca kimdi? Çok genç yaşlarında, Anamur’dan İstanbul’a gelmiş,Beyazıd,Gedikpaşa’da, Azak Yokuşunda bulunan, Kayserili, Merhum, Hacı Refik Bürüngüz’ün.Pencere Camı Ticrethâne’sinde, çalışmaya başlamıştı. 1936 yılında, Hazreti Üstazımız,(k.s.) Efendi Hazret’leri, ilk müntesip ve talebe’sine, Hacı Refik Bürünfgüz, Konyalı, Hacı Mustafa Doğanbey,Tesbihci Beaba olarak bilinen,Türkistanlı, Murtaza Efendi, Avukat Osman Bey gibilerine, Hacı Refik Bürüngüz’e aid, Azak Yokuşunun başındaki, Azak Apartmanı’nın bodrum katında, ders okutuyordu. Taharrî me’mur’ları ve gece bakcileri, gece’nin herhangi bir saatinde, ışıkları yanan evlere baskın yapıyorlardı. Çok sıkı ta’kip altındaydılar. İşte, bu günlerde, Anamur’lu, Mehmed Ali Amca, sokak’ta gözetleme yapıyor, kararlaştırılan parola ve işaret’le içeriye haber veriyor, içerdekiler de tedbir’lerini alıyorlardı. Böylece, kendisi, Hazreti Üstazımızla, tâ,1936 yılında müşerref olmuş, intisab etmiş, feyzinden, nurundan a’zamî derecede istifade etmişti, Ayrıaca, evi ailesi de yoktu. Ziyâret’hâne’de, Merhum, Ali Dayı’nın( Ali Yılmaz),boşluğunu dolduracak, birisine ihtiyaç vardı, Mehmed Ali Amca, sanki bu iş için biçilmiş kaftandı. Ziyâret’hâne’ye yerleşti, Ziyâret’hâne’de, Terkos(Şehir şebeke su tesisi), Havagazi vardı,Şile’nin köylerinden kardeşlerimiz, meşe odunu taşırlardı, ( o yıllarda, henüz kalorifer yoksa da, gece-gündüz odun sobasıo yakılırdı.) ya’nî, çok rahat bir ortamı vardı. Ziyarethâne’ye ve Köşk’e gelen misafirleri karşılar, tevcih ederdi. Ayrıca, Köşk’ün ve ziyâret’hâne’nin vekil harcıydı. Sabah’ları erkenden,fırından ekmeği, bayi’i’den gazete’yi alırdı, gün içinde köşkün ve ziyâret’hâne’nin ihtiyaçlarını görürdü. Merhum, Beyağabey, yalnızca, Vakıf Taşdelen sulundan içerdi, Mehmed Ali Amca, üç litrelik, Vakıf Taşdelen suyunu Köşk’te ve Ziyâret’hâne’de hiç eksik etmezdi. O yıllarda, Adapazarı’ndaki Güneş Kiremit ve Tuğla Fabrikası tam faal olduğu için, Beyağgabey, Kemal Kacar, haftanın Pazartesi günleri Mototrenle Adapazarı’na gider,Cum’a akşamları aynı vasıta ile İstanbul’a dönerdi. Pazartesi sabahları giderken,vekilharç olan Mehmed Ali Amca’ya muayyen miktarlarda, para verir, Cum’a akşamları, Ziyâret’hâne’yi teşrif’lerinde, “ Anamûrî, getir bakalım,hesapları diye, hem kendisine takılır, hem de hisabı isterdi. Mehmed Ali Amca da,kalem kalem,bir haf talık hisabı kehdisine takdim ederdi.
Ziyâret’hâne’nin Köpeği’ne gelince: Köpek, yalnızca,Ziyâret’hâne’nin değil, Tepedeki, Avcı Kazım Sokak, ile, Kısıklı meydanına cepheli, iki blok’tan müteşekkil, Çamloca Apartmanı arasında,Ziyâret’hâne’nin de bulunduğu, ( bilenler bilirller geniş bir arazî ve bahçe bulunmaktadır. Siyah, küçük bir köpek vardı. Çamlıca Apartmanı’nın iki ana giriş kapısı vardı, ziyaretçiler, hangi blok’un kapısı açık ise, o kapıdan girerlerler, buradan, ziyarethâne’ye veya Köşk’e geçerlerdi. Köpek, Köşkün üst kapısıyla Apartmanın giriş kapıları arasında, Ziyârethâne’den de, geçerek, devamlı tur atardı. Biz’ler,bu köpeğe, herhangi bir köpek olarak bakmıyorduk. İyi niyetli, münhasıran, köşke ve ziyâret’hâne’ye ziyaret için gelen ihvan ve ehât’a, çok yakın durur, ayaklarına yüzünü sürer, Ziyâret’hâne’nin kapısına kadar eşlik eder, yerine dönerdi. Zaman zaman,tarassud için gelen taharri Me’murlarına ve kötü niyetli resimler almak için gelmiş foto muhabirlerine karşı, hırçınlaşır, havlar, saldırırdı. Biz’ler de bu kötü niyetli kişilere karşı tedbirlerimizi alırdık.Mehmed Ali Amca, bu köpeğe gözü gibi bakardı. Hergün kasaplardan,kemik, iç yağı, sakatat ve en sevdiği etleri alır, yedirirdi.Beyağabey de sık sık, Köpeği ihmal etmemesi için, tenbihlerdi. Kedi, köpek gibi hayvanların ömürleri kısadır, nihayet, Bizim köpeğin de muayyen ömrü tamamlanmış, eceliyle ölmüştü. Köpeğin cesedinin Anamurlu,Mehmed Ali Amca’nın çöpe attığı, Beyağabey’in haberder olunca, Mehmed Ali Amca’ya, çok kızdığı, bahçe içindebir çukur kazılarak oraya gömülmesini istediği veseble, Mehmed Ali Amca’yı Bolu’ya sürgün ettiği, hikayesi, tamamen, uydurmadır, doğru değildir. Köpeğin ölmesi üzerine, herksten ziyade,Mehmed Ali Amca üzülmüştü. Onu bir köpek gibi değil,farklı mülahazalar ile,çocuğu gibi severdi,zaman zaman onunla konuşurdu, nazlatırdı. Köpeğin ölümü,Beyağabey’e haber verildiğinde, genişbahcenin Batı kenarına bir çukur kazın, orayagömünbuyurdular.Biz’ler, bu satırların muharriri fakir, Mehmed Ali Amca, Sıtkı Yurt ve Emekli Denizaltı Ast. Subayı,Teknisyen,Merhum, Halil Özcan hep birlikte bu çukura gömdük. Mehmed Ali Amca da Bolu’ya sürgün edilmedi. Tıpkı,Sudanlı, Merhum Mehdi Bey ve Ali Dayı gibi, âhir ömür’lerini kurs’larımızda, hacalarımız ve talebe kardeşlerimizin şefkatli ve merhametli elleriylegüller gibi bakıloılar, huzur içinde ebediyyete intikal ettiler,Rabbim,ruhların şad,mekanlarını cennet, makamlarını âlî eylesin…