Merhum, Mustafa Çırpanlı Hoca’mız’la Hazreti Üstazımız arasındaki münasebet çok farklıydı. Mustafa Çırpanı Hoca’mız, Hazreti Üstazımız imkân ve fırsat bulduğunda, huzurunda diz çöküyor büyük bir iştah ile ders alıyr, ilim tahsil ediyordu. Olağanüstü sıkı ta’kibat dolaysiyle, Hazretimizin bizzat ders okutamadığı talebe’yi tedris ediyor, onlara ilik öğretiyordu. Hem talebe’den birisi, hem de müderris… Çırpanlı Hoca’mız için, zaman ve mekân mefhumu da yoktu Şartlar ve imkânlar elverdiğinde, bir bakarsınız, İstanbul’da, talebe’den birisi ve müderris, bir bakarsınız Alanya’da müderris… Günün şartlarında ve ağır ta’kibat altında, tlebe okutabilmek için, Alanya İstanbul’a nazaran daha avantajlı.Bu arada, Şekerhane Mahallesind,iki katlı, müstekîl, geniş odaları ve salonu bulunan bir bina kiralanır, Hoca Efendi en yakınlardaki komşu’ların haberleri olmadığı halde, bu evde gece-gündüz talebe’ye ders okutur. Bu arada, Hoca Efendi’nin talebesi arasında bulunan, Merhum, Mustafa Özdemir( Gazioğlu), “Demirci Hoca’”nın kardeşi Mehmed Özdmir, Alanya Emniyetinde bekçi olarak vazife yapmaktadır. Kendisi bu evin birinci katına yerleştirilir.Merhum, Mehmed Özdemir, şehir’de dolaşan söylentileri ve Emniyette konuşulanları anında Hoca Efendi’ye aktarmakta ve tedbirler alınmaktaydı. Hem sonra bir Emniyet mensubu’nun oturduğu bina’da gizlice tedrisat da yapılamazdı. Hoca Efendi bununla da yetinmedi, Halen, Hacet Talebe Yurdu’nun bulundu kendisine aid geniş bahçe eçerisine bir mescid,( Çırpanlı Mescidini), inşa ettirdi. Ve Hoca Efendi, Alanya Müftülüğü’nün 09.01 1940 tarih ve 29 sayılı mucibi gereği bu mescide resmen imam ta’yin edildi. Mescid’de beş vakit ezan okunuyor, Hoca Efendi beş vakit namazı kıldırıyor, kalan vakitlerde ise gece-gündüz demeden talebe okutmaya devam ediyordu. Esâsen mescid’in inşa’a’ı, kendisinin bu mescide imam olarak ta’yini başkalarının dikkatini çekmeden rahat talebe okutabilmesi içindi.
Hoca Efendi, Daha çok talebe’ye ulaşmak ve daha çok talebe okutmak için, hamlelerine devam ediyordu. Alanya Müftülüğü’nün, 20.12.1947 tarih ve 49 sayılı talebi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 27.01.1948 tarih ve 317 sayılı tasdiki ile Alanya Merkez KUR’ÂN Kursu muallimliği’ne tayin edildi. Alanya Merkez Kur’ân Kursu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı, gündüzlü kurs’tu. Hoca Efendi’yi yakinen tanıyanlar, Hoca Efendi’nin bu kurs’un muallimi olduğunu öğrenince, derhal çocuklarını bu kurs’a kaydettirdiler. Ne varki, bu Kurs’ta az sayıda hafızlığa çalışan, çoğu Kur’ân-ı Kerim’i yüzünden okumak ve ilmihal bilgilerini, Zarûrât-ı diniyye’lerini öğrenmek için geliyorlardı. Hoca Efendi çıktığı her zirve’de çok daha ötelere ufuklara yükselmek isterdi. Elbetteki, Gündüzlü bir Kur’ân Kursu’nun muallimi olmak, hafızları dinlemek, Kur’ân’ı yüzünden okumayı öğretmek, sadece ilmihalhal bilgileri vermek, asla onu tatmin etmiyordu. 1949 yılında, Süleyman Efendi Hazret’lerinin ta’limatlarıyla, Hoca Efendi’nin ilk talebe’sinden, Mürşid-i Kâmil ve Mükemmil, Süleyman Hilmi Silistrevî(K.S.) Efendi Hazret’lerinin ilk müntesihlerinden, Kıvrasıllı, Mustafa Arıkan, Merhume, Refika-i Muhtereme’lerinin ailesine aid, Dim Çayı’nın sularından beslenen, uçsuz, bucaksız, Sarıkadılar Çiftliği’nde ( Oba Köyü’nde) iki katlı, 100-150 talebe’nin barınabileceği, Türkiye’de ilk yatılı Kur’ân Kursu’nu yaptırdı.Bu Kurs’ta yatılı olarak tedrisata devam eden, talebe’nin, tüm iaşe ve ibate ihtiyaçları Yörük’lerin( Konar- göçerlerin) desteğiyle, Merhum, Kıvrasıllı Mustafa Arıkan tarafından tek başına karşılanıyordu.1947 Merhum, Ahmed Hamdi Akseki’nin Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yin edilmesinden i’tibaren, Türkiye’de, din eğitimi konusunda bir yumuşama yaşanmıştı. Oba Kursuna, Konya başta olmak üzere, İçanadolu ve Akdeniz Bölgesi illerinden kesif bir rağbet vardı. Hoca Efendi, Oba Kur’ân Kursunda tedrisat için, Alanya Merkez Kur’ân Kursu muallimliğinden istifa etmişti. Artık, gecesini gündüze katarak Oba Kur’ân Kursu’nda ders okutmaya devam ediyordu. Hoca Efendi, geceleri, Alanya’daki Şekerhane Mahallesindeki evinde ailesiyle kalıyor, Cum’a günleri hariç, hafta’nın her günü, sabah erken saatlerde, takribî 10 km. mesafedeki Oba köyüne gidiyor, gecenin bir hayli geçmiş vakitlerinde Alanya’daki evine dönüyordu. O yıllarda, kimsede motorlu vasıta yoktu. Kısa mesafelere ya at arabasıyla ya da at sırtında gidilir- sgelinirdi. Hoca Efendi, Kıvrasıllı Mustafa Arıkan’ın kendisine tahsis ettiği atın sırtında, Alanya- Oba arasında gidip- gelirdi.