Mustafa Çırpanlı Hoca’mız, Şıh’ın Hacı Ahmed Efendi’nin işareti ve oğlu, Merhum, Biletçi Mehmed Bey, (Mehmed Akçelioğlu)’ nun delâletiyle yıllardır, aradığı mürşidini bulmuş, kendisine intisab etmiş, dünya’lar kendisinin olmuş gibi, Alanya’ya dönmüştü.
Alanya’ya dönmüş, manifatura dükkanında ticârî faaliyyetlerde bulunuyor, akraba ve dostlarını ziyaret ediyor, fakat, ne ticarethane’ye, ne mes’ud yuvasına ve ne de Alanya’ya dost ve akrabalarının yanına sığamaz hale geliyor. Başta Refika-i Muhtereme’leri, Müzeyyen Hanım olmak üzere,-ki, Zevcesi Müzeyyen Hanım, dayısı, Hüseyin Sağlam’ın kızıydı.- yakın akrabasını topladı. İzin verirseniz, ticareti- manifatura işini bırakacağım, Alanya’yı da terk’edip, İstanbul’a gidip, Mürşidim, Süleyman Hilmi Tunahan Efendi Hazret’lerinden dînî- İslâmî ilim’leri tahsil edeceğim,” dedi. Başta Refika-i Muhtereme’leri, Müzeyyen Hanım, dayısı, aynı zamanda, Kâim-i Pederi, Hüseyin Sağlam ve diğer bütün akraba, “Mustafa! Sen şimdiye kadar her ne yaptıysan hep doğruları yaptın. Takdir, yine senindir, bizler yakınınız, eşiniz, dostunuz olarak, maddî-ma’nevî, her zaman arkanda, yanında olacağız,” dediler. Akraba ve yârân’dan bu güzel muvafatı alan, Mustafa Çırpanı Hoca’mız, Alanya’daki bütün ticârî faaliyyetlerini tasfiye etti, borç’larını ödedi, alacaklarını tahsil etti, herkesle ve en önemlisi, Eşi Müzeyyen Hanım, dayısı, Hüseyin Sağlam ve bütün yakın akraba ile helalleşerek, İstanbul’a gitti. Muhtemelen, yıl, 1939 İstanbul’da, Beyazıd, Gedikpaşa- Azak Yokuşunda, Merhum, Kayseri’li, Hacı Refik Bürüngüz’e aid, Azak Apartmanı’nın bodrum katında kalıyor, Efendi Hazret’leri, Çarşamba geceleri, Hatm-i Hacegân-i Nakşibendiyye için, imkan ve fırsat buldukça da başka gecelerde burasını teşrif ediyor, bil’hassa, yatsı namazından sonra, sabah namazına kadar, Çırpanlı Hoca’ya ders okutuyordu.
Burada ehemmiyyetle işaret etmek isterim ki, Efendi Hazret’lerinin Çırpanlı Hoca’ya tedrisi, bildiğimiz, “Satır’dan Satır’a, Satır’dan Sadr’a,” formel ve normal bir tedris değildi. Nitekim, Süleyman Efendi Hazret’leri, bir gece, gece’nin ilerleyen saatlerinde, Hane-i Saâdet’i, yorgun, bitkin ve bîtâb bir vazi’yyete teşrif ettiğinde, Valide Sultanımız, “Hayrola! Efendi, ne oldu, rahatsızlandınız mı?” dediğinde, “Hayır, hayır! Hatun, kötü bir bir durum yok. Yalnız, bu gece, Çırpanlı Mustafa Efendi’ye, Osmanlı Medrese’lerinde beş buçuk yılda ancak tedris edilen, ulumu tedris ettik, biraz yorulduk, o kadar,” buyurmuş…
“Tayy-i zaman ve tayy-i Mekân Tedris Sistemi. Zaman oldu, bir Selâtîn Cami’i’nin imam odasında buz gibi mermer zemin üzerinde, yatsı namazından sonra sabah ezanına kadar, zaman oldu, Haydarpaşa’dan Arifiye’ye, Arifiye’den- Haydarpaşa’ya tren yolculuğunda, normal dışı formel olmayan tedris devam etti.
Mustafa Çırpanlı, zaman zaman, tedrisata ara veriyor, ara vermek mecburiyyetinde kalınıyor, Alanya’ya dönüyor. Burada, kendisine aid, Şekerhane Mahallesinde, portakal bahçalerinin içindeki iki katlı evinin birinci katını tahsis etmiş, burada, Mehmed Oral( Kalaycı Hoca), Mustafa Özdemir ( Gazioğlu),( Demirci Hoca, Mustafa Arıkan( Kıvrasıllı Mustafa Efendi), Hüseyin Özgen (Zühtü’nün Hüseyin Efendi).. Mustafa Çırpanlı Hoca’mız, okuttuğu talebe’nin iaşe ve ibatesini, zarûrî bütün ihtiyaçlarını da bizzat kendisi karşılardı. Antalya ve Alanya’da yaz ayları çok sıcak geçtiği için, yaylalara çıkılır, Çırpanlı Hoca’mız da, sıcakların iyice bastırdığı yaz aylarında okuttuğu talebe’yi, yaylaya, Türktaş köyü’ne çıkarır, burada, Merhum, Biletçi Mehmed Bey, Mehmed Akçelioğlu’nun babası, Şıh’ın Hacı Ahmed Efendi’nin evinde tedrisata devam ederlerdi. Türktaş Yaylası’nda, talebe’nin bütün ihtiyaçları, yayladaki göçerler tarafından karşılanıyordu. Hatta, sadece zarûrî ihtiyaçları değil, cömert yörükler, göçerler, talebe’yi, çörekle, tereyağı, bal, kaymak, keçi yoğurdu, karsambaç ve buz gibi ayranla besliyorlardı.
Çırpanlı Hoca’mız, şartlar müsaid oldukça zaman zaman İstanbul’a gidiyor, tekâmülü’ne devam ediyordu. Sistem öylesine tıkır tıkır, işliyordur ki, Çırpanlı Hoca’mız’dan tedris eden hoca’larımız, başka talebeyi, onlar onlardan bir mertebe aşağıdakileri tedris ediyorlar. Bu sistem’de neredeyse, her hoca aynı zamanda talebe, her talebe aynı zamanda hoca idiler…