TESPİTLER ( 12 / 02 )

EHL-İ SÜNNETE GİYDİRİLEN DELİ GÖMLEĞİ; KERBELA!.. ( 2)

Evet, Haz. Hüseyn’in babası, Haz. Ali’den sonra İslâm’da ilk saltanat iddiasına grişip, hilafet istemesi ve Şam Vali’i Haz. Muaviye’nin, Haz. Hüseyin’in babsı Hazret-i Ali’ye dahî bi’at etmemesiyle, Haz. Hüseyn’in daha sonra hilafetten vazgeçmesi sonrası Haz. Muaviye’nin 20 yıllık iktidarından sonra vefatiyle Haz. Hüseyin’in tekrar hilafet iddiasında bulunması sizce çok mu doğru? Ya yine Haz. Hüseyin’in önce Kûfe’li şî’î’lerin kışkırtamsıyle Medine’de ve Mekke’de ordu toplamaya çalışması ama başarısız olması üzerine, yine Haz. Hüseyn’in 1.500 km’lik yol sonunda geldiğ Kûfe’li şî’î’lerin Haz Hüseyin’e sırt dönmeleri sonrası geri dönecek yerde iktidarı ele geçirmek için bu def’a Şam’a yürüyen Haz. Hüseyn’in Kerbela’da durdurulması ve yine bir şî’Î’ olan Şimr bin Zilcevşen tarafından öldürülmesinin vebâli nasıl oluyor da biz ehl-i Sünnet mensuplarına kalıyor?

Kışkırtan şî’a, kovan şî’a, öldüren şî’a ama katil ehl-i Sünnet mensupları ve Haz. Yezîd öyle mi? Kerbela adı üstünde büyük bela ve aslında tüm ehl-i Sünnet mensuplarına atılan büyük bir bühtan ve iftira… Ve biz ehl-i Sünnet dünya Hz. Yezîd ismine ve aslında kendi tarihimize ve şahıslarımıza yapılan tüm bu karamalara ne kadar daha sessiz kalacağız?

O Haz. Yezid bin Muaviye ki, tam yedi yıl boyunca İstanbul’u( Kostantinopolis’i) kuşatan ilk İslâm ordusu’na kumandanlık yapmıştı. O Haz. Yezîd tüm sahabî’lere beş vakit namazı ve Cum’a namazını kıldırdı.

O Haz. Yezîd İstanbul kuşatmasında şehid olan Haz. Ebû Eyyûb el- Ensârî şehid olduğunda Haz Yezîd onu defnetti, İslâm Ordusu Kostantinopolis’ten çekildiğinde, Haz. Yezîd Ebû Eyyûb’un mezarı üzerine bir türbe inşa etmek için, Bizanslı’larla anlaşma yaptı. Bu türbe dördüncü haçlı seferine kadar ayakta kaldı.

Haz. Yezîd Kur’ân hafızı, cesur ve güçlü bir liderdi. Tüm Sahâbî onu yakından tanıyor, müslümanların emiri olarak ona bi’at etmişlerdi. Ve onu çok seviyorlardı. Hepsi de mi yanılmıştı? O Haz. Yezîd üç buçuk yıl hüküm sürmesine rağmen, Konya, Kayseri, Cezayir, Fas ve Özbekistan’ı fethetmiş cesur bir İslâm komutanıydı.

Bir ehl-i Sünnet mensubu olarak şunu söylemeliyim ki; İslâm tarihini ehl-i Sünnetin düşmanı şî’a kalemi üzerinden okursak, dostu düşman, düşman’ı dost olarak tanırız.

Hazreti Ömer ve Hazret-i Osman’ın şehâdet’leri ile çalkantılı bir döneme giren Medine İslâm Devleti’ni 5 yıllık Hazret-i Ali hilafekti sonrası gerçek bir Şam İslâm İmparatorluğu’na çeviren ve devleti kurumsal yapıya kavuşturup 5 kat büyüten ve Türk Milletinin İslâm ile şereflenmesine sebeb olan Emevî Ehl-i Sünnet İslâm Devletine olan kinleri sebebi ile şî’a’nın inşa ettiği, yalan ve iftiraların en büyüğü olan, Kerbela’yı doğru okuyamazsak, asıl suçluyu göremez ve haksız bir şekilde, ehl-i Sünnet’e ya’nî, kendi tarihimize kusur atfeder, küfrederiz.

Gerçek bir kahraman olan Haz. Yezîd’i bir cani olarak tanır, bir merhamet ve İslâm devleti olan Emevî İslâm devletini zalim bir devlet olarak biliriz.

Hak, haklı’ya yakışır! Ve Kerbela, ehl-i Sünnek mensuplarının değil, 1400 yıldır, ehl-i Sünnet mensuplarına kin ve nefret besleyen Farisî Şî’a’ nın ve yahûdî Abdullâh İsn-i Sebe’nin faili olduğu bir cinayettir.

Katiller Şî’a’dır, sebeb olanlar Şî’a’dır, kışkırtanlar Şî’a’dır; ve ehl-i Sünnet ma’sûm’dur. Haz. Yezîd ma’sûm’dur. Hele ki,Kerbela Vak’a’sından yıllar önce vefat etmiş, Hazret-i Muaviye radiya’llâhu anh ma’sumun ma’sûmudur…