TESPİTLER ( 12 /04)

BUNLAR, HAZRETİ ÜSTAZIMIZIN TORUN’LARI DEĞİLLERDİR!...

Hazreti Üstazımız, Süleyman Hilmi Silistrevî, ( K.S.) Efendi Hazret’lerinin, Hadîce Bedîa, Feriha Ferhan isimlerinde iki kızı vardı. Birbuçuk yaşlarında vefat eden ve İstanbul Merkezefendi Kabristanlığına defn’edilen ve zamanla tamamen mezarı kaybolan, li’hikmetin bilinmeyen bir yerde medfûn, Faruk isminde bir erkek evladı vardı. Bu bakımdan, Süleyman Efendi Hazret’lerinin Ricâl-i Ma’neviyye arasındaki unvanı, Ebû’l- Fâruk’dur,( Ebû’l-Fâruk, eş-Şeyh, Süleyman Hilmi Silistrevî, EL-Ma’rûf, bi Tunahan’dır.

Süleyman Efendi Hazret’lerinin Büyük Kızı, 1339 (1923) İstanbul, doğum tarihli, Hadîce Bedîa,05.01.1944 tarihinde, MERHUM, kemal Kacar ile evlnmiştir.Li’hikmetin, Kemal Kacar- Hadîce Bedîa çiftinin hiç çocukları olmamıştır. İstanbul,1931 doğum tarihli, Küçük Kızı, Feriha Ferhan, 18.09.1952 tarihinde, Seyyid Hüseyin Kâmil Denizolgun ile evlenmiştir. Bu evlilikten, Mehmed Beyazıd, Ahmed Arif ve Aişe Gülderen isimlerinde iki erkek ve biri kız olmak üzere üç çocuk doğmuştur.

Görüldüğü üzere, bunlar Hazreti Üstadımızın kızı tarafından torunları olup, kan sağıyla bağlı torunları değillerdir. İşin esası bunlar, kan bağıyla,Aslen, Antalya-Akseki, Gazipaşa’lı, Yusuf İzzeddin Efendi’nin Yaveri, Abdi paşa’nın oğlu, Şûrây-i Devlet a’zası,( günümüzdeti karşılığı, Danıştay Üye’liği), Cevded Bey’in torunları olmalarıdır. Abdipaşa Zâde, Cevdet Bey ile Nesibe Hanım çifti’nin birer yaş ara ile, 1927 İstanbul doğumlu, Seyyid Hüzeyin Kâmil, 1928 İstanbul doğumlu, Ertuğrul,1929 İstanbul doğumlu, Abdi isimlerinde üç erkek çocukları olmuştur..Mehmed Beyazıd, Ahmed Arif ve Aişe Gülderen, Seyyid Hüseyin Kâmil Denizolgun’un kanından geldiklerine göre, Bunlar, Süleyman Efendi Hazret’lerinin değil, Danıştay A’zası. Abdipaşa Zâde, Cevdet Bey ile, Nesibe Hanım’ın torunlarıdır. Burada, ayrıca, küçük bir detaya da yer vermek isterim, aslında detay değil, Cevdet Bey’in Refikası,Seyyed Hüseyin kâmil, Ertuğrul ve Abdi Denizolgun kardeşlerin valideleri, Nesibe Hanım 1957 yılında vefat ettiğinde, vefatının kırkıncı günü Mevlidi için, gazete’lere verilen ilân’da, Nesibe Hanım’ın, Türkiye’ye masonluğu getiren, 1839 Tanzimat Fermanı, Paşası, Büyük Mustafa Reşid Paşa’nın torunu olduğu kayda geçirilmiştir.Bu ma’na’da, bunlar ifade etmeye çalıştığım gibi, Süleyman Efendi Hazret’lerinin torunları değil, baba anneleri tarafından, mason, Büyük Mustafa Reşid Paşa’nın Üstazımıza talebe olabilmek için, bizzat Rahle-i Tedrisinde veya bil’vâsıta talebe, talebe’sinin talebesi ve taü’kip eden sisile’de, sarf.nahiv gibi âlât ilim’leri, okumuş olmakla birlikte, fıkıh, ilm-i Kelâm ve Usûl-ü Fıkha dair, metin’leri okutabilecek derecede okumuş olmak şarttır. Mürîd ve müntesibi olmak için, Seyr-i Sülûk ve rabıta şarttır. Ehibbâ’dan olmak için bunların hiçbirisi şart değildir, ama, asla ona ihanet etmemelidirler. Bu ma’na’da Memleketimizde ve gönül Coğrafya’mızda Hazreti Üstazımızı sevmeyen hiçbir müslüman yoktur.Bırakınız, bunlar, talebe, mürîd, müntesip olmak şöyle dursun, “ Ehibbâ”dan bile olamazlar. “Ehibbâ’dan olabilmek için asla ona ihanet etmemek gerekirdi.Ömrüboyu mücadele ettiği, Nezarethane’lerde, Tabutluklarda ve Kütahya Hapishanesinde çile çektiği, küfrün merkezine, İttihad ve terakkî bakiyesi, Tek Parti Mütegallibe’ye açıkça destek vererek, Nezih Camia’yı o istikamete sevk edenler, Hazreti Üstazımızın ma’nevî hatırasına ihanet etmişlerdir ve bu bakımdan da asla “ Ehibbâ’dan bile olamazlar…torunlarıdırlar.

Bunlar, ehl-i Beyt’den değil, hâşâ! Hazreti Üstazımızın ma’nevî mîras’nın vâris’leri heç değiller! Bunların hepsi, seküler eğitim almışlar, unvanları, mühendis, mi’mar. Hiçbirisi İslâmî- dînî, eğitim almamışlardır. Asgarî, Zarûrat-ı diniyye dediğimiz, efâl-i Mükellefîn, İlm-i hâl ma’lûmat’ından bile bîhaber’dirler. Kur’ân-ı Kerim’i, Tecvid kâdeleri ve Mehâric-i Hurûfa göre yüzünden okumasını bile bilmezler.

Hazreti Üstazımızın talebesi, müridi, müntesibi ve Ehibbâsı( seven’leri vardır.