This is samiyen, welcome to hell

Bu hafta sıcağı sıcağına bir yazı kaleme alıyorum. Uzun zamandır Galatasaray’ın şampiyonlar ligi maçlarından birini Ali Sami Yen stadında canlı canlı izlemek istiyordum fakat hayat meşgaleleri bir türlü imkan vermiyordu. Şeytanın bacağını bu hafta kırdım ve ekip arkadaşlarımla statta yerimizi aldık.
Yağmura ve lodosa teslim olmuş İstanbul’da oldukça soğuk bir kış akşamı bizi karşıladı. Rakip ''kırmızı şeytanlar'' lakaplı İngiliz devi Manchester United olunca olumsuz hava şartları taraftarı durduramamıştı.
Vadi İstanbul’dan stada doğru kalabalık bir taraftar grubuyla tezahüratlar eşliğinde yürürken bu kadar soğuk havada bile maçın heyecanına kapılmıştık. Daha maç başlamadan içimiz ısınmıştı bile.
Stat girişi de oldukça kalabalıktı fakat zaman çok hızlı akıyordu; stadın büyülü atmosferi ve  Galatasaray taraftarının tüyleri diken diken eden şampiyonlar ligi müziği eşliğinde tüm statta aynı anda gerçekleştirdiği inanılmaz  “welcome to hell” koreografisi ortalığı alevlendiriyordu adeta.
Galatasaray taraftarının tezahüratları koreografinin hakkını verir nitelikteydi. Kulakları sağır eden bir ses cümbüşü vardı.
Hayatta her şey bu kadar eğlenceli ve güzel gidemiyor maalesef, biraz da drama ihtiyaç vardı.
Maçın başında yenen golün şoku daha geçmeden 18. dakikada kırmızı şeytanların Portekizli yıldızı Bruno Fernandez oldukça uzak bir mesafeden neredeyse jeneriklik bir gol attı.
Maçın daha 18. dakikasından skor bir anda 0-2 olmuştu. Statta tam anlamıyla matem havası “hakim”di. Birbirini hiç tanımayan insanlar birbirlerine bakıp dillerinden kelimelere dökülemeyen soruları soruyorlardı sanki.
“Ne oluyor böyle?”
Fakat taraftarların gözünde sahada şapkadan tavşan çıkarabilecek bir takım olduğu izlenimini alabiliyordum.
Galatasaray’ın tepki vermesini bekliyordu tüm taraftarlar. Statta aklımızdan tam bunlar geçerken Galatasaray’ın Faslı yıldızı Hakim Ziyech'in frikik golü geldi ve tüm stat büyük bir umutla birbirlerine sarılan insanlarla dolup taştı.
İlk yarıda beraberlikle soyunma odasına gitmek herkesin hayaliydi fakat olmadı. İkinci yarı işler daha da kötüye gitti ve maç 1-3 oldu. Yeni bir dramanın baş kahramanı gibiydi tüm stat.
Herkesin beraberlik golünü ve ardından galibiyet golünü beklediği dakikalarda yenen 3. gol sonrası stat adete “ölüm sessizliğine” büründü.
Bir film senaryosunda olsaydık eğer muhteşem geri dönüşün kahramanı olarak Hakim Ziyech’i seçerdik sanırım, yine bir frikik pozisyonunda topun başında Hakim Ziyech vardı ve yine şapkadan o tavşanı çıkardı. Tüm stat bu sefer işlerin yolunda gittiğine inanmıştı.
Bu gol sonrası yeniden hem skora hem de oyuna ortak olan bir Galatasaray vardı sahada. Stattaki 52 bin taraftarla bütünleşerek birlikte hücum ediyordu adeta Galatasaray.
Gecenin yıldızı Hakim Ziyech yeniden sihrini yaptı ve çok güzel bir asistle Kerem'i topla buluşturdu. Kerem’in usta işi golünün ardından stat inanılmaz bir gürültü ile inliyordu.
Sahadaki oyuncularına inanan bir tribünün zaferi vardı.
Maçın kalan dakikalarında daha büyük bir sürpriz beklense de karşılıklı ataklardan gol sesi çıkmadı.
Stada gelen taraftarlara inanılmaz bir 90 dakika yaşatmıştı Galatasaray, herkes verilen mücadeleden ve hırstan mutlu ayrılıyor Rams Parktan.
İngiliz devine karşı 1-3 gibi bir skordan geri gelen Galatasaray takımı yeniden kanıtladı ki; Burası Rams Park buradan öyle galibiyet alıp gitmek hiç kolay değil.
Uzun zamandır böyle bir atmosferde maç izlememiştim. Maç sonunda hala kalbimin sesini duyabiliyordum.