Tüm İslam Aleminin Ramazan Bayramını Kutluyorum

SEVGİLİ YENİ ÇAĞRI GAZETEMİZİN DEĞERLİ OKUYUCULARI MERHABALAR;

TÜM İSLAM ALEMİNİN MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM....

EKOLOJİ TEMALI ''FİLOS'' BELGESELİ 1001 BELGESEL FİLM FESTİVALİ'NDE...

Gazeteci ve belgesel yönetmeni Orhan Tekeoğlu ile akademisyen ve yönetmen Nurdan Tümbek Tekeoğlu imzasını taşıyan “FİLOS” belgeseli, bu yıl düzenlenen 1001 Belgesel Film Festivali kapsamında Ekoloji Filmleri bölümünde izleyiciyle buluşuyor. Belgeselin İstanbul gösterimi 1 Nisan 2026 tarihinde saat 17.00’de, AKM Yeşilçam Sineması’nda gerçekleştirilecek. Doğa, kültür ve insan ilişkisini odağına alan FİLOS, Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın doğa sevgisi, düşünsel mirası ve Bodrum’a uzanan yolculuğuna odaklanıyor. Film, Meltem Ulu’nun Halikarnas Balıkçısı’nın Yolculuğu kitabından esinlenilerek hazırlandı. Belgeselde ayrıca Selahattin Paşalı’nın canlandırmalarla sunduğu katkı, anlatının duygusal ve sinemasal gücünü derinleştiriyor. Belgesel, 62. Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali kapsamında Türkiye prömiyerini gerçekleştirmiştir. Film ayrıca 4. İzmir Edebiyat Sinema Buluşması kapsamında 23 Mart 2026 tarihinde saat 19.00’da Seferihisar Belediyesi Çağan Irmak Salonu’nda izleyiciyle buluşacaktır. Ekoloji, kültürel miras ve sürdürülebilir yaşam konularına dikkat çeken FİLOS, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye davet eden güçlü bir belgesel anlatısı sunuyor. Belgesel, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle gerçekleştirilmiştir.

EMRE AVŞAR POST-TRUTH ÇAĞINDA YENİ TİYATRO VE TOPLU OYUNLARI KİTAPLARI İLE İDDİALI…

Emre Avşar’ın Bastırılmış, Borges Masalı, Damgalı ve Okyanusun Tadını Çıkaran Vahşi Atlar oyunları, çağdaş tiyatronun sınırlarını zorlayan, hem biçim hem de içerik açısından cesur metinler olarak öne çıkıyor. Bu oyunlar, klasik dramatik yapıların ötesine geçerek postmodern ve postdramatik tiyatronun olanaklarını sahneye taşırken, anlatının yalnızca olay örgüsü üzerinden değil; etkilerin, yankıların ve sahnede olmayanın izleri üzerinden de kurulabileceğini gösteriyor. Bastırılmış ve Damgalı, kimliğin parçalı doğasını ve ötekilikle kurulan ilişkilerdeki gerilimi odağına alıyor. Karakterler, içsel çatışmalarla kuşatılmış bir varoluş mücadelesi verirken sahne, izleyiciye yalnızca gözle görülür olayları değil, bilinç akışı ve duygusal yankıları da sunuyor. Burada, Avşar’ın sahnelemelerinde öne çıkan, duyguların göstermeci bir aktarımı yerine bilinçli icra ve estetik mesafe kurma yaklaşımıdır. Yoshi Oida’nın vurguladığı gibi, oyuncular hem "içeriden" hisseder hem de "dışarıdan" bir gözlemci olarak performansı yönetir; böylece Sahnedeki kopya gerçeklik anlayışını reddederek, gerçeği referans alan bir anlayışla d bir yapı oluşturur. Borges Masalı, postmodern anlatının labirentlerinde dolaşarak zaman, yazar ve okur arasındaki sınırları belirsizleştirir. Anlatı, kendi üzerine kıvrılan bir düşünce oyunu hâline gelirken, izleyici hem metnin içinde hem de metnin dışında kendini sorgulamaya davet edilir. Bu oyun, tiyatroda okur-yazar-izleyici üçgeninde yaratılan esnek sınırları ve bilinç akışı deneyimini sahneye taşımada önemli bir örnek oluşturur. Okyanusun Tadını Çıkaran Vahşi Atlar ise gerçekliğin çözündüğü bir performans alanı sunar. Görsel, işitsel ve metinsel katmanların iç içe geçtiği bu oyunda, sahnede görünenin ötesinde duyumsanan gerçeklik ve bilinç kırıntıları ön plana çıkar. Burada da sahne artık sadece bir gösteri mekânı değil, bir deneyim alanına dönüşür; izleyici, metnin atmosferi ve ritmiyle adeta bir duyusal yolculuğa çıkarılır. Boşluklu temsil ve seyirci bağlamı ilkesiyle, metne yaklaşan oyunculuk biçimi her şeyi açıklamaz; bilinçli boşluklar bırakarak seyircinin hayal gücünü harekete geçirir ve onu performansın eksik parçalarını tamamlayan aktif bir katılımcıya dönüştürür. Genel olarak bu dört oyun, tiyatronun sadece neyi gösterdiğini değil, neyi gizlediğini ve hangi deneyimleri ortaya çıkarabileceğini sorguluyor. Nedensellik yerine kırılmalar, bütünlük yerine fragmanlar ve süreklilik yerine devamsızlıklar tercih edilerek, çağımızın parçalanmış ve bireyselleşmiş gerçekliğine uygun dramatik bir yapı oluşturulmuş. Jean-Luc Nancy’nin vurguladığı gibi sahne, temsilin yanı sıra temsil edilemeyenin de alanı hâline geliyor; Avşar bunu bir "olay yeri" değil, bir "düşünce alanı" olarak konumlandırıyor. Sonuç olarak, Bastırılmış, Borges Masalı, Damgalı ve Okyanusun Tadını Çıkaran Vahşi Atlar, çağımızın hakikatsizliğine karşı sahneden yükselen bir çığlık, bir yankı ve bir kırılma noktası olarak değerlendirilebilir. Bu oyunlar, hem oyuncular hem de izleyiciler için bir deneyim alanı sunarken, tiyatronun yalnızca anlatmakla kalmayıp, bilinçli icra ve boşluklu temsil yoluyla duyumsatarak var olabileceğini gösteriyor.

Post-Truth Çağında Yeni Tiyatro, çağdaş tiyatronun hem kuramsal hem de pratik boyutlarını sorgulayan, varoluşsal ve deneyimsel bir çalışma. Kitap, tiyatroyu yalnızca bir temsil aracı olarak değil; inançların, algıların ve sahnede görünmeyenin sorgulandığı bir “eylem alanı” olarak konumlandırıyor. Geleneksel dramatik yapıların çözülüşü, doğrusal zamanın parçalanması, mekânın sabitlenmemesi ve anlamın tekil bir sonuca bağlanmaması gibi bilinçli tercihlerle sahnede yeni deneyimler mümkün kılınıyor. Bu yaklaşım, Jean-Luc Nancy’nin temsil edilemeyenin sahneye açılması perspektifiyle anlamlı bir kesişim taşıyor. Kitap, post-truth çağında gerçeklik ve hakikat arasındaki farkı derinlemesine inceliyor. “Gerçeğe son veren şey, gerçekten daha da gerçek gibi görünendir” cümlesinden hareketle, gerçeğin katı sınırlarının aslında ne kadar esnek olduğunu; sahnede, insan deneyiminde ve günlük yaşamda sürekli yeniden inşa edildiğini gösteriyor. Hakikat, mutlak bir varlık olarak değil; bireylerin deneyimlerinden ve toplumsal algıdan beslenen öznel bir kavram olarak ele alınıyor. Post-truth dönemi, özellikle “sahte haberler” ve “alternatif gerçekler” üzerinden bilgiye olan güveni sarsarken, tiyatro sahneleri bu tür yönlendirme ve etki stratejilerine karşı direnç üreten alanlar hâline geliyor. Performans perspektifi, kitabın özgün katkılarından biri. Bilinçli icra, bedensel farkındalık ve boşluklu temsil gibi teknikler, sahneyi deneyim ve bağlam üretim alanı olarak yeniden tanımlıyor. Sahnedeki kopya gerçeklik, performans olarak icra edilirken, her zaman gerçeğin referans alınmasıyla anlam kazanır; oyuncunun bedensel ve bilinçli farkındalığı, performans ile gerçek arasındaki hassas dengeyi kurar. Seyirci, pasif bir gözlemci olmaktan çıkarak, parasosyal etkileşimler aracılığıyla sahneyle bireysel ve duygusal bir bağ kuruyor, anlamı inşa eden aktif bir katılımcıya dönüşüyor. Görsellik ve sesin metnin önüne geçtiği postdramatik eğilimler, tiyatronun mimesis’ten performativiteye evrilmesini destekliyor. Okuyucu, tiyatronun sadece gerçeği yansıtmakla kalmayıp, onu yaratıp yeniden tanımlayabileceğini kavrıyor. Post-truth çağında tiyatronun görevi, gerçek ve hakikatin kırık parçalarını ortaya çıkarırken, sahne aracılığıyla bu gerçekliği deneyimletmek ve yeniden inşa etmektir. Post-Truth Çağında Yeni Tiyatro, hakikatin yitimi çağında tiyatronun gizleyen, sorgulatan ve dönüştüren potansiyelini titizlikle ortaya koyan bir başvuru kaynağıdır.

USTA OYUNCU KEMAL BAŞAR'DAN KAKTÜS ÇİÇEĞİ ROMANTİK KOMEDİSİ 13 KENTTE SERGİLENECEK...

Hollywood filmi olan güçlü metni, uluslararası yönetmen Kemal Başar'ın çağdaş rejisi, Korel Cezayirli ve Lale Başar’a eşlik eden iyi oyuncuları, dansları ve müzikleriyle çok eğlenceli zaman geçiren seyircilerin alkışlarıyla kesilen oyun yılın en iyi yapımı, en iyi yönetmeni, en iyi kostüm tasarımı ödüllerinin de sahibi. Dünyaca ünlü koreograflar Nikolay Manolov ve Pavlina Valcheva'nın Kemal Başar'ın sözü ve müziği kendine ait aşk şarkılarından oluşan albüm müziklerine yaptığı koreografiyle de ses getiren oyunda ünlü oyuncular Korel Cezayirli, Lale Başar ve Kemal Başar'ın yanı sıra Yağmur Vural, Köksal Ünal, Kerem Gökçer ve İsak Behar da rol alıyor. Oyun programı: 1 Nisan Çarşamba, 20.30 Sinop Kültür Merkezi, 2 Nisan Perşembe, 20.30 Kastamonu Belediyesi Nikah ve Konferans Merkezi, 3 Nisan Cuma, 20.30 Safranbolu Leyla Dizdar Kültür Merkezi, 4 Nisan Cumartesi, 20.30 Hüseyin Tatoğlu Kültür Merkezi, 5 Nisan Pazar, 20.30 Bartın Kültür Merkezi, 7 Nisan Salı, 20.30 Kale Sahne Sakarya, 10 Nisan Cuma, 20.30 Gümüşhane İl Kültür Merkezi, 11 Nisan Cumartesi, 20.30 Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi, 12 Nisan Pazar, 20.30 Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi, 13 Nisan Pazartesi, 20.30 Erzurum Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi, 14 Nisan Salı, 20.30 Erzincan Binalı Yıldırım Üni Kongre ve Kültür Merkezi, 15 Nisan Çarşamba, 20.30 Trabzon KTÜ AKM, 16 Nisan Perşembe, 20.30 Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi

İBB ŞEHİR TİYATROLARI VE AZERBAYCAN DEVLET AKADEMİK MİLLİ DRAM TİYATROSU ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENİYOR...

İstanbul’da başlatılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ile Azerbaycan Devlet Akademik Milli Dram Tiyatrosu arasındaki sanatsal iş birliğinin yeni adımı Bakü’de atıldı. İBB Şehir Tiyatroları heyeti Azerbaycan’da düzenlenen Milli Tiyatro Günü kutlamalarına katıldı. 10 Mart’ta Azerbaycan’da kutlanan Milli Tiyatro Günü’nde gerçekleştirilen programda, Türk dili konuşan ülkelerin tiyatro temsilcileri bir araya geldi. Türkiye’yi temsilen programa katılan İBB Şehir Tiyatroları heyetinde; Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Çağlar ve sanatçı Melahat Abbasova yer aldı. Program kapsamında Azerbaycan Kültür Bakanı Adil Kerimli; Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dan gelen kültür temsilcileriyle bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi. İstanbul’da imzalanan iş birliği protokolünün ardından gerçekleşen bu buluşmada, Türk dünyası tiyatroları arasındaki kültürel ve sanatsal ilişkilerin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Ziyaret programı kapsamında İBB Şehir Tiyatroları heyeti, Bakü’de bulunan Azerbaycan Devlet Akademik Milli Dram Tiyatrosu ile Azerbaycan Devlet Akademik Müzikal Tiyatrosu’nu ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmelerde kurumların sanatsal faaliyetleri, sahne ve teknik altyapıları hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu. Program çerçevesinde ayrıca Azerbaycan’ın birçok sanatçısının ebedi istirahatgâhı olan Fahri Hiyaban Anıt Mezarlığı da ziyaret edilerek Azerbaycan devletinin kurucusu Haydar Aliyev ile akademisyen Zarife Hanım Aliyeva’nın hatıraları saygıyla anıldı. Milli Tiyatro Günü etkinlikleri kapsamında, tiyatro sanatına sundukları katkılar dolayısıyla Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever ve sanatçı Melahat Abbasova’ya Azerbaycan’ın saygın ödüllerinden biri olan “Sanatkar Madalyonu” takdim edildi. Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever yaptığı teşekkür konuşmasında: “İstanbul Şehir Tiyatrosu olarak çok mutlu olduğumuzu, onur duyduğumuzu söylemek isterim. Böyle güzel bir günde, böyle bir madalyayı İstanbul Şehir Tiyatrosu’ndaki tüm meslektaşlarım adına alıyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Dünya’nın bu kadar ayrıştığı bir dönemde sanatla, dostluklarla bir araya gelmenin bize bir nefes aralığı olduğunu belirtmek isterim. Onun için böyle bir buluşmayı sağladığı için Akademik Tiyatro’ya teşekkür ediyorum. Şehir Tiyatrosu olarak uzun süre devam edecek projeleri hayata geçirmek için özel bir çaba sarf edeceğiz. Bunun için size söz veriyoruz” dedi.

ŞEHRİN TİYATROSU “YATAK ODASI KOMEDİSİ” OYUNUYLA GÜNGÖREN’DEYDİ...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, en beğenilen komedilerinden “Yatak Odası Komedisi” oyunuyla Güngören seyircisiyle buluştu. Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği “Yatak Odası Komedisi”, geçtiğimiz günlerde Güngören Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde sahnelendi. Evlilik, insan ilişkileri ve modern zamanlardaki iletişimsizlik üzerine kurulu bu eğlenceli eser, evlerin mahrem alanlarında yaşanan absürtlükleri ustaca sergiliyor. 1975 yılında yazılan ve o günden bu yana dünyanın dört bir yanında kapalı gişe oynayan oyun, seyirciyi tek bir gece boyunca üç farklı yatak odasında yaşanan kaotik olaylara davet ediyor. Aynı anda sahnede yer alan üç farklı yatak odası dekoruyla oyun, görsel bir şölen vadediyor. İstanbul’un her noktasına oyunlarını götürmeyi hedefleyen İBB Şehir Tiyatroları, klasik ve çağdaş oyunlarını İstanbul’un birçok ilçesinde seyirciyle buluşturmaya devam edecek. YATAK ODASI KOMEDİSİ; Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor. Oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor.

SAYGILARIMLA...

SAĞLICAKLA KALIN AMA SEVGİSİZ KALMAYIN...

U. KIVANÇ TERZİOĞLU