☰
✕

Türk Dünyası İftar Otağı

İBB KÜLTÜR AŞ, Ramazan günlerinin manevi coşkusu ortamında, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin İstanbul başkonsolos ve konsoloslarıyla Türk Dünyası sivil toplum kuruluşları temsilcilerini Yörük Türkmen Otağı’nda birarya getirdi.

Bugün yeryüzündeki çeşitli coğrafyalarda meydana gelen çatışmaların arka planındaki dinamikleri irdelediğimizde karşımıza, ABD ile Çin arasında Kuşak ve Yol projesi ve enerji koridorları bağlamında yaşanmakta olan amansız rekabet çıkmaktadır.

İki küresel aktör arasında yaşanmakta olan ve bazı ülkeler açısından felaket, bazı ülkeler için de fırsat penceresi olan bu mücadeleyi Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri açısından ele aldığımızda bu rekabetin bir fırsatlar dizisi olarak değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Günümüzde Ortadoğu merkezli yaşanan gelişmeler, birlik olmanın ve dayanışmanın ne kadar değerli olduğunu ortaya koymaktadır.

BİRLİK GÜÇ KAZANDIRIR

Jeostratejik konumu yanı sıra, savunma teknolojileri konusunda gerçekleştirdiği başarılar dikkate alındığında Türkiye’nin, Türk Dünyası’ndaki kardeş Türk Cumhuriyetleriyle stratejik işbirlikleri kurmasının önemi daha net ortaya çıkmaktadır.

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde şekillenen savunma ve teknoloji konularındaki işbirlikleri, yalnızca bölgesel bir ittifak değil; Avrasya'nın kalbinde "stratejik bir omurga" oluşturulmasıdır. Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya uzanan tarihsel ve kültürel derinlik, bugün yüksek teknoloji ve ortak savunma doktriniyle dijital bir gerçekliğe dönüşüyor.

Türkiye’nin Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi kardeş ülkelerle savunma sanayii konusunda kurduğu ilişkiler, klasik bir "satıcı-alıcı" ilişkisinin çok ötesindedir.

Savunma sadece fiziksel mühimmatla değil, siber uzayda da gerçekleşiyor. TDT içinde siber güvenlik standartlarının birleştirilmesi ve “Siber Turan” konusunda ciddi çalışmalar yürütülüyor.

KÜRESEL BARIŞ

Enerji koridorları ile Çin’in hayata geçirmeye çalıştığı Kuşak ve Yol projesinin en önemli coğrafyası olan Türkistan coğrafyasında sağlanacak istikrar, Kazakistan’dan Anadolu’ya kadar uzanan geniş coğrafyadaki terör ve istikrarsızlık risklerini minimize eder. Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri arasındaki bu askeri uyum ve işbirliği, küresel güçlerin bu coğrafyadaki "vekalet savaşlarını" engelleyen bir bariyer görevi görür.

ABD-Çin rekabetinin tam kalbinde yer alan Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) oluşturacağı güvenli bölge, küresel denge ve küresel barışın korunması açısından çok önemlidir.

KUŞAK ve YOL’A TÜRK TAMGASI

Çin açısından "Kuşak ve Yol"un en kritik ve güvenli ayağı olan Orta Koridor, Çin’i ve Türkistan coğrafyasını en kısa yolculukla Avrupa’ya bağlamaktadır.

Çin açısından TDT, Çin'in Avrupa'ya ulaşması için Rusya'ya ya da Malakka Boğazı gibi istikrarsız deniz rotalarına bağımlılığını azaltan bir "güvenlik garantörü"dür.

ABD açısından TDT, Çin'in bu bölgede tek taraflı bir hegemonya kurmasını engelleyen, bölge ülkelerinin "borç diplomasisi" ile yutulmasını önleyen bir "direniş odağı"dır.

Denge: Türkiye ve kardeş cumhuriyetler, savunma sanayii iş birliği ile kendi güvenliklerini sağladıkça, ne ABD'nin askeri vesayetine ne de Çin'in ekonomik tahakkümüne bağımlı olmayacaklardır.

KÜRESEL BARIŞIN YENİ GARANTÖRÜ: TDT

ABD ve Çin arasındaki rekabetin bir dünya savaşına dönüşmesini engelleyecek en güçlü unsurlardan biri, Avrasya'nın kalbinde kendi ayakları üzerinde durabilen, teknolojik olarak yetkin ve askeri olarak caydırıcı bir Türk birliğinin varlığıdır. Bu birlik, hiçbir blok için bir "tehdit" değil, küresel sistemin aşırı ısınmasını önleyen bir "soğutma sistemi" görevi görecektir. Küresel barışın en yeni, fakat güvenilir garantörü TDT olacaktır.

TÜRK DÜNYASI İFTAR OTAĞI

İçinde bulunduğumuz küresel konjonktürde, Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üyesi kardeş ülke halklarının düzenlenen çeşitli kültürel etkinliklerde biraraya gelmeleri, Türk Dünyası’nın küresel barışı koruyan bir küresel aktör olması açısından çok önemlidir.

İBB KÜLTÜR AŞ, Ramazan günlerinin manevi coşkusu ortamında, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin İstanbul başkonsolos ve konsoloslarıyla Türk Dünyası sivil toplum kuruluşları temsilcilerini Yörük Türkmen Otağı’nda birarya getirdi.

İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın öncülüğünde hazırlanan TÜRK DÜNYASI İFTAR BULUŞMASI”na, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ttaristan başkonsolosları ve temsilcilerinin yanı sıra, İBB DIŞ İlişkiler Daire Başkanı Barbaros Büyüksağnak, Kültür AŞ Müzeler Müdürü Reha Öztunalı, Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı İsmail Cengiz, TÜRK Dünyası Kültür Sanat ve Sinema Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Osman Duyar, Türk Halkları Konseyi Başkanı ve Telenews TV Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Oral, Kardeşlik Kültür ve Dayanışma Yörük Türkmen Derneği Başkanı Mithat Köse, Yeniçağrı Yayın Danışmanı M. Kemal Sallı ve özel davetliler katıldı.

“BUGÜN TÜRK DÜNYASI’NIN KARDEŞLERİYLE

BİRARADA OLMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ”

Kültür AŞ Genel Müdürü Osman Cenk Akın, davette yaptığı konuşmada, Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nin Türk Dünyası’nın en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Bugün Türk Dünyası’nın kardeşleriyle birarda olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Dünyanın dört bir yanına dağılmış Türk kardeşlerimizin geleneklerini burada yaşatıyor ve İstanbullularla buluşturuyoruz. Mahallemizde sekiz farklı kardeş ülkenin evi bulunuyor. Bu evlerin herbiri, Türk kültürünün farklı coğrafyalarındaki yansımalarını deneyimleme ve gözlemleme imkanı sunuyor. Pazartesi hariç, hergün saat sekizbuçukla dörtbuçuk arasında ücretsiz olarak gezilebiliyor. Mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken, Türk tarih ve kültürünün enginliklerinde yaşamak isteyenler için çok deneyimsel bir alan. Ayrıca burada Orhun Yazıtları’ndan Kazak ve Kırgız çadırlarına , Ahmet Yesevi ocağından, türbesinin maketinden, Farabi “medresesine” kadar mutlaka görülmesi gereken çok farklı, gezenleri farklı boyutlara taşıyan bir takım mekanlar da var. Onun için bütün İstanbulluları bu deneyimi yaşamaya davet ediyoruz.”

İftar yemeğinin ardından Ozan Yusuf Alper, bağlama ve sazıyla, davetlileri Türk Dünyası’nın çeşitli coğrafyalarını dolaştıran coşkulu, duygusal bir konser verdi.