Türkçenin geçirdiği aşamalar ve ortak Türk Alfabesine geçiş sürecinde Türk Dünyası

Türk dünyası tarafından ortak alfabeye geçiş süreci resmen başlatılmış olup, üye ülkelerin kendi iç süreçlerini tamamlamasıyla önümüzdeki 10 yıl içerisinde kademeli olarak tamamen hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.

Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yürütülen çalışmalarda, 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi projesi Eylül 2024'te Bakü'de kabul edilmiş; Haziran 2026'da ise Astana'da yapılan toplantıyla alfabenin resmi "Uygulama Kılavuzu" onaylanmıştır.

Bakü'de düzenlenen 3. Ortak Alfabe Komisyonu toplantısında 34 harfli yeni sistem üzerinde tam mutabakat sağlanmıştır.

Bu yıl Astana'da yapılan 4. komisyon toplantısıyla, alfabenin koordineli şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak kılavuz ilkeler kabul edilmiştir.

Aynı toplantıda Kazakistan ve Kırgızistan için Ortak Türk Alfabesine dayalı resmi alfabe varyantları onaylanmıştır.

Türk dünyasının eğitim müfredatlarını, dijital altyapılarını, yayınlarını ve resmi yazı dillerini bu alfabeye uyumlu hale getirmesi için yaklaşık 10 yıllık bir entegrasyon süreci öngörülmektedir.

Türk Dil Kurumu tarafından yapılan açıklamalara göre, Türkiye mevcut 29 harfli alfabesini aynen kullanmaya devam edecektir.

Ortak alfabedeki fazladan 5 harf (X, Ə, Q, Ñ, Û), Türkiye Türkçesinde bulunmayan ancak diğer Türk cumhuriyetlerinin dillerinde yer alan sesleri karşılamak için sisteme dahil edilmiştir.

Kabul edilen sonuç bildirgelerine göre ortak alfabe yapıları ilk etapta şu alanlarda pratik olarak uygulanmaya başlayacaktır:

Eğitim müfredatları ve ortak ders kitapları

Bilimsel çalışmalar ve akademik yayınlar

Medya, ortak yayıncılık ve tabelalar

Dijital iletişim araçları ve yazılım altyapıları

Ortak Türk Alfabesi çalışmaları 1991 yılında başlatılmıştır.

Ardından Türk Şurası tarafından 1993’te Antalya’da gerçekleşen toplantıda ortak bir kararla Türkî Cumhuriyetlerinin alfabelerine Q, X, W, N, Ä harflerinin eklenmesi uygun görülmüştür.

2024’te Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu üçüncü toplantısında bu alfabe projesinde geliştirilmesi gereken hususlara ilişkin gerekli tespitler yapılmış ve çalışmanın neticesinde 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi önerisi üzerinde uzlaşma sağlanmıştır.

Özbekistan, Kazakistan ve Azerbaycan gibi ülkeler, bu geçişi tamamlamak veya mevcut alfabelerini iyileştirmek için çalışmalarını sürdürmektedirler.

Latin alfabesine geçiş süreci, Türk dünyasında hem kültürel hem de siyasi bağımsızlığın bir simgesi olarak görülmektedir.

Ortak alfabenin uygulanmasıyla Türk devletleri arasındaki iletişim daha kolay sürdürülecek ve kültürel bağları da kuvvetlendirecektir.

Türkçe coğrafi olarak en yaygın olarak konuşulan diller arasında gösterilmektedir. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan'da resmi dil olmasının yanı sıra, Yunanistan, İran, Irak ve başka birçok ülkede de resmi ya da gayrı resmi statüde azınlık dili olarak konuşulmaktadır.

Türk dilleri arasından en yaygın konuşulan lehçe olan Türkçe; Almanya, Fransa, Hollanda gibi Batı Avrupa ülkelerinde de Türk kökenli göçmenlerin yoğun olarak bulunması nedeniyle, önemli bir nüfus tarafından anadil ya da ikinci dil olarak konuşulmaktadır.

Türkçe çok eski bir dildir. Bazı kaynaklara göre kökenleri 8500 yıl öncesine kadar dayanmaktadır.

Türk dilleriyle ilgili en eski yazılı kaynak 8. Yüzyıla tarihlenen Orhun Yazıtlarıdır.

Taş içine oyulmuş bir şekilde anıtlaştırılan bu yazıtlar bugünkü Moğolistan’da bulunmaktadır.

10. yüzyılda İslam dininin Türkler arasında yaygınlaşmasıyla birlikte Türk dili de Arapça ve Farsça dilleriyle yakın bir etkileşime girmiştir.

Yusuf Has Hacib tarafından 1069 yılında yazılan “Kutadgu Bilig” Müslüman Türkler tarafından yazılan ilk şaheser olarak gösterilebilir.

1072 yılında Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan “Dîvânu Lugâti't-Türk” isimli eser Araplara Türkçe öğretmeyi amaçlamaktaydı.

12. Yüzyılda Ahmet Yesevi tarafından kaleme alınan “Hikmet” isimli kitap ise önemli bir tasavvuf eseridir.

Anadolu Selçukluları döneminde Türkçenin resmi dil olarak kabul edilmesi yönünde çalışmalar olmuştur.

Sultan Veled tarafından 1277 yılından yayınlanan “Divanı Türki” isimli Türkçe sözlük bu çabaların bir neticesidir.

Osmanlı İmparatorluğunun ilk döneminde I. Orhan tarafından neşredilen ilk devlet belgesi olan “Mülkname” de Türkçe dilinde kaleme alınmıştır.

Ayrıca 1530 yılında Kadri Efendi tarafından “Müyessiretül-Ulum” isimli bir Türkçe dilbilgisi kitabı yayınlanmıştır.

Türkçe diliyle ilgili en önemli figür şüphesi 13. Ve 14. Yüzyıl Anadolu'sunda yaşayan şair Yunus Emre’dir.

Dil; İnsanların birbirini anlamasını ve kaynaşmasını sağlayan bir unsundur.

İletişim çağında kültürlerin birbiriyle kaynaşması, farklı kültürlere sahip insanların birbiriyle anlaşması “DİL” ile sağlanmaktadır.

“Alfabe” ya da diğer adıyla “abece”, her biri dildeki bir sese karşılık gelen harfler dizisidir.

"Abece" sözcüğü, Türkçedeki ilk üç harfin okunuşundan oluşmaktadır.

Benzer biçimde Fransızca kökenli Alphabet'den dilimize geçen "Alfabe" sözcüğü, eski Yunancadaki ilk iki harf olan "alpha" ile "beta"nın okunuşundan gelir.

Yüce Türk milleti dünyanın en büyük medeniyetlerini, tarihin en güçlü devletlerini kurmuştur.

Türkler beşinci yüzyıldan bu yana çeşitli devirlerde tarihi, Ekonomik, siyasal ilişkiler sonunda değişik kültürlerle ilişkide bulunmuşlardır.

Ayrıca Şamanizm, Budizm, Musevilik, Hıristiyanlık gibi çeşitleri dinleri bünyesinde yaşatarak en son İslamla müşerref olmuştur.

Günümüze kadar birçok Türk dil alfabesi Türk dillerini yazmak için kullanılmıştır.

Bunları şöyle sıralayabiliriz:

a-Ortaçağa özgü eski Türkçe yazısı Orhun Alfabesi

b-Ortak Türkçe Alfabe (1930'lı yıllarında SSCB'de kullanılmıştı)

Bir de yazımda farklı alfabeleri olan Türk dilleri vardır:

1- Azerbaycan alfabesi

2- Kazak alfabesi

3- Tatar alfabesi

4- Türkçe

5- Türkmen alfabesi

6- Uygur alfabesi

7- Özbek alfabesi

Bir de geçmiş dönemlerde kullanılan Turan alfabesi vardır. Bu alfabe Türk dilinin ilk alfabesidir.

MÖ. 200- MÖ. 150 yıllarında kullanılmaya başlanmış ve 36 harf ile şekillenmiştir.

Bu Türk dilinin ilk alfabesi 10. yüzyıl'a kadar kullanılmıştır.

Yine; Orhun Alfabesi, Türk dilinin ikinci alfabesidir ve 38 harf ile şekillenmiştir.

1926 yılında Bakü'de toplanan Türkologlar Kongresi tüm Türkî dillerin Latin alfabesi ile yazılması kararı almıştı.

1929'lu yıllarda geliştirilen Ortak Türk Alfabesi, ufak farklılıklarla 1930'lu yıllarda Sovyetler Birliği'ndeki Türkî halklar tarafından kullanılmaya başlanmıştı..

Ancak, Türkî Cumhuriyetlerinin kullandıkları bu Latin alfabeleri, 1938–40 yılları arasında yerlerini, Sovyet idaresinin baskısı ile Kiril alfabesinden geliştirilmiş olan farklı alfabelere bırakmak zorunda kalmıştı.

Bundan önce Türk halkları ortak alfabeleri ile birbirlerine yaklaşabilmişken, her Türk halkına diğerlerinden farklı bir Kiril alfabesi geliştirilmesi ile aslında birbirlerine yakın olan bu dillerin zamanla farklılaşmaları sağlanmışlardı.

Türkiye'de Yeni Türk alfabesi, Latin harfleri temel alınarak, 1 Kasım 1928 gün ve 1353 sayılı yasayla tespit ve kabul edilmiştir.

Türkler; beş ve altıncı yüzyıllar ile dokuzuncu, onuncu yüzyıllar arasında Göktürk alfabesini kullanmışlardır.

Otuz sekiz harften oluşan ve sağdan sola doğru yazılan bu alfabenin en güzel örnekleri Orhun yazıtlarıdır.

Bu alfabe Göktürk boylan tarafından kullanılmıştır.

Sekizinci yüzyıl ile on beşinci yüzyıllar arasında Uygur Türkleri tarafından kullanılan alfabenin adı ise Uygur Alfabesidir.

Yirmi üç harften oluşan bu alfabe de sağdan sola doğru yazılmıştır.

Yedinci ve onuncu yüzyıllar arasında kullanılan Tibet Alfabesi dini metinlerde kullanılmıştır.

Yirmi iki harften meydana gelen ve sekizinci – on birinci yüzyıllar arasında kullanılan Masturi - Süryani alfabesi de sağdan sola doğru yazılmaktaydı.

Uygur Türkleri tarafından sekizinci ve on birinci yüzyıllar arasında Mani alfabesi kullanılmıştır.

Sağdan sola yazılan alfabe otuz altı harften oluşmaktaydı.

Brahma Alfabesi; sekizinci ve on birinci yüzyıllar arasında Brahmanizm dininin metinlerini yazmak için kullanılmıştı.

Moğol Türkleri tarafından on üçüncü yüzyılda Passepa alfabesi kullanılmıştır.

On ikinci yüzyılda Kıpçak Türkleri tarafından Ermeni Alfabesi kullanılmıştır.

Karamanlılar on beşinci ve yirminci yüzyıllar arasında Yunan alfabesi kullanmışlardı.

Arap Alfabesi; on birinci yüzyıldan yirminci yüzyıla kadar pek çok Türk boyu tarafından kullanılmıştı.

Eski Yazı diye adlandırılan alfabe ile çok kıymetli Osmanlıca eserler yazmıştır.

Otuz bir harften oluşmaktadır.

En son yeni Türk Alfabesi ise 1928 yılından bu yana kullanılmaktadır. Latin Alfabesi kökenlidir. Yirmi dokuz harften oluşmaktadır.

Ortak Türk alfabesinin uygulanmasıyla Türk devletleri arasındaki iletişim daha kolay sürdürülecek ve kültürel bağları da kuvvetlendirecektir.

Hoşça kalınız.