☰
✕

Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini kimse bozamaz

Azerbaycan devlet okullarındaki başörtüsü yasağının ardından Türkiye’den de bazı kesimlerin devreye girmesiyle neredeyse iki devlet arasında krize dönüşecek boyuta taşınan açıklamalar ortamı gerdi. Bir anda Türk Düşmanlarını sevindirdiyse de hevesleri kursaklarında kalır. “Tek millet iki devlet” şiarıyla kardeşliğimizi sonsuza kadar kimsenin bozamayacağını Arap sevdalıları, İran yandaşları ve Ermeni uşakları iyi bilsin. Zamanında omuz omuza görev yaptığım Azerbaycan Türklerinin bağımsızlığının, laik devlet düzeninin ve millî egemenliğinin yanındayız!

Azerbaycan bir Türk devletidir! Bu devletin okullarında hangi kuralların uygulanacağına Tahran'daki mollalar değil, Azerbaycan'ın kendi kurumları karar verir! Din özgürlüğü başka, din üzerinden yabancı bir devletin siyasi hâkimiyet kurmaya çalışması başkadır! Bugün Azerbaycan'da başörtüsü üzerinden yürütülen tartışmalar, yalnızca bir kıyafet meselesi değildir. Asıl mesele, dinî özgürlük ile dinin siyasi nüfuz aracına dönüştürülmesi arasındaki çizgidir. Görünürde başörtüsü tartışmasıyla başlayan tartışma, laiklik anlayışı, egemenlik hassasiyeti ve İsrail politikası üzerindeki farklılıklarla beslenerek bu raddeye geldi.

Azerbaycan ne Tahran'ın eyaletidir ne de mollaların yönetebileceği bir ülkedir! Türkiye'de de Azerbaycan'la Türkiye'nin arasını açmaya çalışanlara baktığımızda Arap sevdalıları ve "milliyetçi görünümlü İrancılar’ın olduğu açıktır.

Ama kim ne derse desin bölgenin önemli iki kardeş milletinin arası provakatör ajanların, bazı densiz yazar, çizer, akademisyen ve siyasetçi saçmalıklarıyla bozulacak kadar iğreti değildir. Bunu bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

90’ların başından itibaren kardeşlerimizin yanına göreve giderken ölmek var, dönmek yok diyerek bu yola baş koymuştuk. Kendini bilmez üç-beş kişinin ufuklarının çok ötesinde derin bir anlam taşıyan kardeşliğimiz, çok daha derin anlama sahip olup, uydurma gündemlere alet olmayacaktır.

Herkes haddini bilsin, Türk düşmanlarını sevindirmesin.

Gerilim nasıl başladı?

Okullardaki kıyafet düzenlemesi: Azerbaycan’da 21 Eylül 2026’da değiştirilen kurallar, okul üniformasının bütünlüğüne ve laik eğitim ilkesine aykırı ek kıyafetleri yasaklıyor.

Azerbaycan Maarif Bakanlığı yaptığı açıklamada; Biz Arap değiliz. Müfredatımızı Türkçe yapıyoruz. Başını kapatan kızları uyardık. Sınıflarda Kızların başı açık olacak Dışarıda zaten karışmıyoruz" dedi.

Azerbaycan basınında, kısıtlamanın gençler ve öğretmenler üzerinde nüfuz kurmaya çalışan İran bağlantılı grupların faaliyetlerini engellemek amacıyla uygulandığı ifade ediliyor.

Türkiye’den tepkiler:

Bu karar Azerbaycan da olumlu karşılanırken Türkiye'de tarikatlar ve cemaatler de büyük rahatsızlıklar başladı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve bazı AKP milletvekilleri, uygulamayı eğitim ve inanç özgürlüğü açısından eleştirdi.

Bakü’nün karşılığı:

Azerbaycan’ın iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi, bu açıklamaları içişlerine müdahale olarak nitelendirerek AKP’li isimlere sert tepki gösterdi. Dolayısıyla tartışma, başörtüsünden egemenlik ve içişlerine karışmama meselesine genişledi.[1]

Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri başörtüsü meselesi nedeniyle yapılan açıklamalarla gergin bir atmosfere büründü. İki ülke arasında son günlerde kamuoyuna yansıyan tartışmalar, Bakü’de iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi’nin (YAP) AKP’yi doğrudan hedef alan açıklamasıyla yeni bir aşamaya taşındı ve gerilim arttı. Başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına Türkiye’den gelen tepkiler, Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerine yönelik eleştiriler ile birleşti ve tartışma eğitim politikasından iki ülkenin egemenlik haklarına genişledi.[2]

İran Konusu

İran'ın Azerbaycan üzerindeki dinî ve siyasi etkisi uzun zamandır tartışılmaktadır. Nüfusunun yüzde 65’i Şii, yüzde 35’i ise Sünni olan Azerbaycan, İran’ın din üzerinden yürüttüğü propaganda faaliyetlerini önemli bir tehdit olarak görüyor. Bugüne kadar Azerbaycan’a karşı sürekli Ermenistan’la işbirliği yapan İran’a düşman olan İsrail’le iyi ilişkiler içinde olmasına şaşırmamak lazım.

İsrail Etkisi

Savunma ve enerji işbirliğine dayanan İsrail-Azerbaycan ilişkileri bizde eleştiri konusu olmuştu. Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattıyla Ceyhan’a ulaşan Azerbaycan petrolünün buradan İsrail’e gönderildiğine ilişkin veriler, ambargonun kapsamı ve uygulanması konusunda soru işaretleri doğurmuştu.[3]

Eylül ayında İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun BM Genel Kurulu konuşması sırasında Azerbaycan temsilcisinin salonda kalması da Türkiye’de tepki gördü.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev,

Biz müstakil bir devletiz. Kendi Muktesabatımız vardır. Herkes kendi işine baksın diyerek dış müdahaleleri kabul etmeyeceklerini söyledi. Diğer orta Asya Türk cumhuriyetleri de Aliyev'e destek verdiler…

Aliyev’in 2 Ekim’de YAP kongresinde yaptığı konuşmada ülkesinin Karabağ'daki sonuçları kendi gücüyle elde ettiğini vurgularken başka ülkelerin himayesine ihtiyaç duymadığını söylemişti. Aliyev ayrıca Türkiye'nin adını anmadan satın alınan silahların bedelinin ödendiğini, dış aktörlerin ülkenin işlerine müdahale etmemesi gerektiğini de vurgulamıştı.

SONUÇ;

1991’de Komünizmin çöküşüyle gelişen ilişkiler askeri, ekonomik ve siyasi her alanda gelişerek büyümüştür.

Bugün, Türkiye’nin Azerbaycan’la ilişkileri çok boyutlu ve stratejik düzeydedir. 15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesiyle, ilişkilerimiz müttefiklik seviyesine yükseltilmiştir. İkili ilişkilerin daha da güçlendirilmesi amacıyla 2010 yılında Cumhurbaşkanları düzeyinde Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) mekanizması tesis edilmiştir. İki ülke arasında KEK mekanizması ve parlamentolarında dostluk grupları da mevcuttur. Türkiye, Karabağ topraklarında altyapı çalışmalarının yapılması, refahın arttırılması, enerji ile ticaret hatlarının işlevsel hale getirilmesi ve bölgesel bağlantısallığın güçlendirilmesi yönündeki çalışmaları desteklemektedir.

Kimse gölge etmesin yeter…

[1] DW Türkçe

[2] https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiye-azerbaycan-geriliminin-nedeni-sadece-ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC-m%C3%BC/a-79660211

[3] Reuters’ın 21 Ocak 2026’da yayımladığı, gemi takip şirketi Kpler’in verilerine dayanan habere göre, İsrail’in Ceyhan’dan aldığı Azerbaycan ham petrolü 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 31 artarak günlük ortalama 94 bin varile ulaştı. Ankara ise BTC hattından taşınan petrolün alım satımında BOTAŞ International’ın söz sahibi olmadığını, İsrail varışlı yükleme yapılmadığını ve İsrail’le ticaretin tamamen durdurulduğunu savunuyor.