TÜRKİYE İLE KAZAKİSTAN ARASINDA ARŞİV KÖPRÜSÜ

Dr. Saniye Mametova
(Kazakistan Cumhuriyeti Ulusal Arşivi)

Kazakistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler, yalnızca iki devlet arasındaki diplomatik ve ekonomik iş birliğinden ibaret değildir. İki ülkeyi birbirine yaklaştıran ortak tarih, dil, kültür ve manevi değerler, bu ilişkilerin çok daha sağlam bir zeminde gelişmesini sağlamaktadır. Bugün iki kardeş ülke arasındaki bağların önemli ve giderek gelişen alanlarından birini de arşivcilik, dijitalleşme ve tarihî mirasın korunması oluşturmaktadır.

Türkiye, 16 Aralık 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kazakistan'ı tanıyan ilk devlet oldu. Bu tarihî adım, Kazak halkının hafızasında özel bir yere sahiptir. 2 Mart 1992'de iki ülke arasında resmî diplomatik ilişkiler kuruldu. Aynı yıl Kazakistan'ın yurt dışındaki ilk büyükelçiliklerinden birini Türkiye'de açması da Ankara ile ilişkilere verilen önemin açık bir göstergesiydi.

Aradan geçen yıllar içinde Kazakistan-Türkiye ilişkileri giderek güçlendi ve bugün Cumhurbaşkanları Kasım-Jomart Tokayev ile Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde genişletilmiş stratejik ortaklık seviyesine ulaştı. İki ülke arasındaki siyasi diyalog, aynı zamanda Türk dünyasındaki iş birliğinin ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın güçlendirilmesine yönelik ortak iradeyi de yansıtmaktadır.

Bu yakınlığın sembolik örneklerinden biri, Mayıs 2026'da Türkistan'da gerçekleştirilen görüşmeler sırasında yaşandı. Liderlerin Hoca Ahmed Yesevi Türbesi'ni ziyaret etmeleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın buraya büyük Osmanlı hat sanatçısı Ahmed Şemseddin Karahisari tarafından yazılan bir Kur'an-ı Kerim hediye etmesi, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin ortak tarih ve kültürle nasıl bütünleştiğini göstermesi bakımından anlamlıydı.

Öte yandan 2 Şubat 2026 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen Kazakistan-Türkiye Ortak Stratejik Planlama Grubu 8. Toplantısı'nda ticaret, yatırım, enerji güvenliği, savunma ve eğitim başta olmak üzere çok sayıda alanda iş birliğinin geliştirilmesi ele alındı. Böylece iki ülke arasındaki ilişkilerin giderek daha geniş ve kurumsal bir zemine oturduğu bir kez daha ortaya konuldu.

Arşivlerde yeni bir iş birliği alanı

Kazakistan ile Türkiye arasındaki dostluğun son yıllarda dikkat çeken alanlarından biri de arşivciliktir. Çünkü arşivler, bir milletin ve devletin tarihî hafızasını muhafaza eden en önemli kurumlardır. Geçmişten günümüze ulaşan belgelerin korunması, yalnızca tarihçilerin ve arşivcilerin meselesi değildir. Aynı zamanda bir ülkenin tarihî ve kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılması anlamına gelir.

Bu bakımdan Türkiye'nin arşivcilik alanındaki tecrübesinin Kazakistanlı uzmanlarla paylaşılması büyük önem taşımaktadır.

TİKA'nın desteğiyle gerçekleştirilen “Kazakistan Arşiv Alanındaki Belgelerin Dijitalleştirilmesi ve Restorasyonu” eğitim programı, bu iş birliğinin somut örneklerinden biridir. Programa Astana ve Almatı'dan yaklaşık 60 arşiv uzmanı katıldı. Türkiye'den gelen uzmanlar Koç Fikret, Balaban Alkan ve Dedeoğlu Hakan tarafından teorik ve uygulamalı eğitimler verildi.

Program kapsamında belge restorasyonundan dijitalleştirmeye, arşiv yönetiminden sınıflandırmaya, tarama ve temizleme işlemlerinden konservasyon yöntemlerine kadar modern arşivciliğin farklı alanlarında bilgi ve tecrübe paylaşımı gerçekleştirildi.

Tarihî belgelerin korunması bugün birbirini tamamlayan birkaç aşamadan oluşmaktadır:

Saklama → Restorasyon → Dijitalleştirme → Sistemleştirme → Erişilebilir Kılma

Dijitalleştirmeden önce belgenin fiziksel durumu, kâğıdın niteliği, mürekkebin özellikleri ve hasar derecesi incelenmektedir. Ardından ihtiyaç duyulan belgeler temizlenmekte, düzeltilmekte ve parçalanmış bölümleri birleştirilmektedir. Restorasyonun ardından belgeler dijital ortama aktarılmaktadır.

Dijitalleşme özellikle tarihî belgelerin korunmasında büyük önem taşımaktadır. Çünkü araştırmacıların sürekli olarak orijinal belgeyi kullanması zaman içinde belgenin daha fazla yıpranmasına yol açabilir. Dijital kopyaların araştırmacıların kullanımına sunulması ise hem orijinal belgelerin korunmasını hem de tarihî kaynaklara daha hızlı ve güvenli erişimi mümkün hâle getirmektedir.

İş birliği kurumsallaşıyor

Arşivcilik alanındaki Kazakistan-Türkiye iş birliğinin yalnızca eğitim programlarıyla sınırlı kalmaması, kurumsal bir yapıya kavuşması da önemlidir.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev'in Türkiye ziyareti sırasında kabul edilen genişletilmiş stratejik ortaklığa ilişkin bildiride arşiv alanındaki iş birliğine özel önem verilmiştir. Kazakistan Kültür ve Bilgi Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı arasında da iş birliği protokolü imzalanmıştır.

Bunun yanında iki ülke arasında askerî arşivler ve askerî tarih alanında iş birliği geliştirilmekte; müzecilik ve yayıncılık alanlarında da ortak çalışmaların yapılmasına yönelik protokoller kabul edilmektedir.

Kazakistan ile Türkiye arasındaki kurumsal iş birliğinin bir başka örneğini de KazAID (Kazakistan Uluslararası Kalkınma Ajansı) ile TİKA arasındaki ilişkiler oluşturmaktadır. 14 Mayıs 2026 tarihinde iki kuruluş arasında kalkınma yardımları, sağlık, bilim ve eğitim gibi alanları kapsayan bir mutabakat zaptının imzalanması, iki ülke arasındaki ortaklığın giderek çeşitlendiğini göstermektedir.

Ortak hafızayı birlikte korumak

Kazakistan ile Türkiye arasında 1991 yılında başlayan yeni dönem, geçen 34 yıl içinde kardeşlik bağlarından kapsamlı bir stratejik ortaklığa doğru gelişmiştir. Bugün siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin yanında bilim, eğitim, kültür ve tarihî miras alanlarında yürütülen çalışmalar da bu ortaklığın önemli unsurları hâline gelmiştir.

Arşiv belgelerinin restorasyonu ve dijitalleştirilmesi bu bakımdan özel bir anlam taşımaktadır. Çünkü burada korunan yalnızca eski belgeler değildir. Aynı zamanda milletlerin tarihî hafızası korunmaktadır.

Kazakistan Cumhuriyeti Ulusal Arşivi'nin 20. kuruluş yıl dönümü de arşivlerin ve tarihî hafızanın korunmasının önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Türkiye ile Kazakistan arasında bu alanda gerçekleştirilen bilgi ve tecrübe paylaşımı, iki ülke arasındaki dostluğun sadece diplomatik açıklamalarda kalmadığını, uzmanlar ve kurumlar düzeyinde de somut karşılık bulduğunu göstermektedir.

Liderler düzeyindeki güçlü siyasi iradenin kurumlar ve uzmanlar arasındaki iş birliğiyle desteklenmesi, Kazakistan-Türkiye ilişkilerinin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Bugün arşivlerde kurulan bu köprü, iki kardeş ülkenin yalnızca geçmişini korumuyor; ortak tarihî ve kültürel bağlarını da geleceğe taşıyor.