Türk medeniyeti bugüne kadar yok olmadan gelebilmiş dünyanın en eski 3 medeniyetinden biri olarak kabul edilir. Geçmişten günümüze boy, devlet ve imparatorluk düzeyinde 16 İmparatorluk, 38 Devlet, 37 Hanlık, 33 Beylik, 10 Cumhuriyet, 4 Atabeylik kuran bir millettir.
Tarihçilerin ifadesine göre Anadolu en az 12.000 yıllık bir geçmişe sahip. Anadolu genlerine sahip burada yaşayan insanlar her zaman buradaydı. Bu köklü mirasın bugünkü temsilcileri ise Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmak üzere 7 bağımsız Türk devletidir. Özerk Türk Cumhuriyetleri ise:
Altay Cumhuriyeti, Tataristan, Yakutistan-Saha, Çuvaşistan, Başkurtistan, Hakasya, Tuva, Karakalpakistan, Doğu Türkistan, Nahçıvan’dır.
Yine tarihçiler: Türkçe dilinin en az 8.500 yıllık olduğunu belirtir. Şu an kullandığımız dilde; terimler, deyimler ve ağızlarla birlikte 616.767 kelime var. İçinde arapça ve farsça kelimeler mevcut. 50 dil konuşabilen Belçikalı dilbilimci Prof. Dr. Johan Vandewalle:
“En çok sevdiğim ve hayran olduğum dil Türkçedir. Çok farklı sistemlere sahip dilleri öğrendiğim halde en çok hayran kaldığım dil, yapısı en mantıklı, matematiksel bulduğum dil Türkçedir...” der. Araştırmalarında Türk dilinin gramerine hayran kalan Vandewalle; Türkçeyi ileri seviyede öğrenir ve diğer Türk lehçeleri üzerine de araştırmalar yapar.
Ukraynalı yahudi asıllı bir tarihçinin Türklere göçebe demesinin amacı; Türkleri çingeneler ile aynı yere koyup “bakın Türkler göçebeydi, dolayısıyla tarihi ve insanlık adına, medeniyet adına bir katkıları yoktur” cümlesini dünyaya yaymaktı.
Nitekim; tarih kitaplarında hala Türkler göçebeydi ifadesinin çocuklara öğretilmesi de bunun başarılı olduğunu gösteriyor. Hâlbuki Türkler bir süre; göçebe değil konar-göçer sisteme sahiptir. Yani yayla ve kışlak sistemi arasında yazları ve kışları yer değiştirirlerdi.
Türklerin Ataları eserinde Tuğrul Kihtir: İskandinavya taş yazıtlarının en eskisi, MS 400-550 yıllarına ait olduğunu yazar. Orta Asya’da Talas Nehri Vadisi’nde Açıktaş mevkiinde bulunan kuru çam yazıtıyla da ilişkili. Bugün biri İsveç’te, diğeri Rusya’daki müzelerde yer alan her iki yazıtta kullanılan tamgaların 13’ü birbiriyle tıpa tıp aynıdır. Açıktaş yazısı daha eskidir. İskandinav yazıtının Türk tamgalarıyla yazılmış olmasına ek olarak Açıktaş yazısında şöyle de diyor: “Deniz aşa halk, liderin On boyları lideridir”.
Orta Çağ İskandinav mitolojisinde ilk lider Odin’in Ural Dağları’nın güneyinden, Tyrkia yurdundan halkı ile birlikte geldiği ve beraberinde yazıyı getirdiği de yazıyor. İskandinav genetiği yüzde 20 R1a ve yüzde 30 R1b geni taşıyor. Bu genler de MÖ 18.000 ve 14.000’lerde Yenisey Nehri havzasında oluşmuş ve sonra batıya yayılmış; burası da MÖ 24.000 yıllarından itibaren genetik ve antropolojik olarak ilk kadim Türk anayurdudur. İskandinav halklarının yarısı da aynı genetik kökenden gelir.