TÜRKLER’İN SÜREMEDİĞİ SEFAYI BİZ SÜRÜYORDUK (Karapit Nedeniyan)

24 Nisan 1915 yılında Osmanlı Devleti, yedi düvele karşı yedi cephede mücadele ederken, bilhassa Çanakkale Cephesi’nde akıl almaz saldırılara karşılık verirken; kendi vatandaşı olan Ermeni asıllı Hınçak ve Taşnaksutyun militanları isyanlar çıkardılar. Bu isyanlar başta Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul olmak üzere, imparatorluğun her tarafında çıkarıldı. Devlet İstanbul’da isyana liderlik eden 235 kişiyi sonrasında çeşitli aralıklarla 2345 kişi tutuklandı. Ve 27 Mayıs 1915 yılında Tehcir (Göç) Kanunu’nu çıkardı. Ermeni militanları, örgütleri, Diasporası, Ermeni Devleti; her yılı bunu kınamak ve kendilerini bütün dünyaya masum göstermek için bugünü kara gün ilan ettiler. Yani isyancı Ermeni militanlar vatandaşı oldukları Türk Devleti’ne karşı hem isyan edip katliamlar yaptılar. Hem de isyanları bastırmak için kanuni ve insanı tedbirler alan devleti soykırımcı olarak suçladılar. Bunun adına da Büyük Felaket dediler. Aslında Osmanlı vatandaşı olan Ermeni militanları yaptıkları silahlı eylemleri ile kendi devletine ve Türk Milleti’ne Büyük Felaket yaşattılar.

Oysa Türkler’le Ermeniler yüzlerce yıl birlikte yaşadılar; hem de kardeşçe. devlet, onlara bağlılıklarından dolayı; “Millet-i Sadık’a” demişti. Öyleyse XIX. Yüzyıldan sonra ne oldu da Ermeniler devlete karşı isyan eder oldular? Bu durumun sebebini Rusya ve İngiltere'nin Türk toprakları üzerindeki çıkar çatışmasında aramak gerekir. Rusya, Doğu Anadolu üzerinden Güneye inmenin derdine düşmüş ve bu iş için Ermenileri maşa olarak kullanmayı planlamış; İngiltere ise Rusya'nın Güneye -Hint sömürge yollarına inişini önlemek için Doğu Anadolu'daki Ermeniler’i maşa olarak kullanmak istemişti.

İngiltere ve Rusya'nın Ermeniler’e yönelik yoğun propagandası sonuç verdi. Ermeniler, Türk toprakları üzerinde bağımsız devlet kurma hayaline kapıldılar. Bu bir hayaldi, çünkü Ermeniler Türk ülkesinin hiçbir yerinde yeterli çoğunluğa sahip değillerdi. Doğu Anadolu’da çoğunluk olabilmek için Türkler’e yönelik öldürme ve yıldırma faaliyetlerine giriştilerse de başarılı olamadılar. Kendilerini çoğunluk olarak göstermeyi başardıkları farz edilse bile her iki millete ait olan mezar sayıları bölgede kimin nüfusunun çoğunlukta olduğunu gösterecektir.

XX. Yüzyıl başlarında emellerine ulaşamayan Ermeniler, daha sonraki yıllarda Türkler’e iftira atmaya başladılar. İftiranın adı “Ermeni Soykırımı” idi. Ermeniler’de aslında ileri sürdükleri iddialara inanmıyorlardı. Hatta kendilerini haklı gösterebilmek için olmadık hilelere başvurmuşlardır. I.Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında da Türkler’e karşı faaliyet gösterenler bütün Ermeniler değildir. Çoğu, Rusya tarafından eğitilip Anadolu’ya gönderilen bu Ermeni silahlı militanlar ve onlar tarafından kandırılanlardır.

Bakınız Türk devletleri Ermeni veya gayrimüslim ayrımı yapmazken; Bizans ve diğer Hristiyan inancında olan devletler onları aşağılıyordu, Mesela:

***Bizans İmparatoru II. Justinyen, Müslüman Araplar’ın idaresinde yaşayan Ermenileri Bizans hâkimiyetine girmeye çağırınca Ermeniler bu cevabı vermişti: “Biz kaç̧ defa Greklerin (Bizans) hâkimiyetine girdiysek, kötü anlarımızda, onlardan hiçbir yardım görmedik. Aksine, itaatimiz hakaretle karşılandı. Sadakatle bağlılığımız, yıkımımıza ve ölümümüze mal oldu. O halde, bizi, himayeleriyle kuşatan Türk-Müslüman hâkimiyeti altına bırakın.” Selçuklular Anadolu’ya geldikten sonra Ermeni halkı, Bizans İmparatorluğu’nun başlarından gitmesini ve Türkler’in kendilerine hâkim olmasını istemişti.

***Bizans’ýn Kayseri Metropoliti Markos, yanından ayırmadığı köpeğine “Armen” (Ermeni) adını vermişti. Ermeniler için “Köpek” sıfatını kullanmıştır. Ermeni Kralı́ Gagik, bu olayı haber almış ve çok öfkelenmişti. Gagik, Metropolit ’ten intikam almak için onun evine misafir olmuş. Ziyafeti müteakiben Metropolit’e: “İşittiğime göre güzel bir köpeği varmış, onu görmeyi arzu ediyoruz,” demiş. Markos, duymazlıktan gelmiş. Israr üzerine köpeği çağırmışlarsa da gelmemiştir. Köpek, “Arman, Arman!” diye çağrılınca gelmişti. Bunun üzerine Gagik, Kayseri Metropoliti ile köpeği aynı́ çuvalın içine koydurdu. Köpeğe vurulmasını emretti. Köpek, canı acıdıkça Metropolit' saldırdı ve onu parçalayarak öldürdü. (XI. yüzyıl). Daha sonra Rumlar ise, metropoliti öldüren Ermeni Kralı Gagik’i ve çocuklarını öldürmüşlerdi.

***İkinci Meşrutiyet’ten sonra Van’da yapılan belediye seçimlerinde çoğunluğu Müslüman olan Vanlılar, Ermeni Bedros Kapamacıyan’ı belediye başkanı seçmişti. Ermeni asıllı belediye başkanı tarafsız birisiydi. Gerektiğinde Ermeni esnaflara bile ceza kesmekten çekinmezdi. Ermeniler’i korumaması Taşnak Cemiyeti, (Rusya’nın çabaları sonucu kurulmuştur) tarafından düşman ilan edilmesine sebep oldu. Belediye başkanının oğlu meyhanede sarhoş edilerek bizzat kendi babasını vurması sağlandı.

***Osmanlı Devleti tarihi incelendiğinde Ermenilerden 22 bakan, 33 milletvekili, 29 paşa, 7 büyükelçi, 11 başkonsolos, 11 üniversite öğretim üyesi ve 41 üst kademe yönetici memur çıktığı kaydedilmektedir.

*** I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti yetimhaneler kurarak din, mezhep ve millet farkı gözetmeksizin buralara sahipsiz kalan çocukları alarak onlara sahip çıkmıştı. Bu çocukların çoğu barış ortamı oluştuktan sonra yakınlarına teslim edilmeye çalışılmıştır. Osmanlı, dünyaya hükmettiği dönemde “Ermeni soykırımı” yapma düşüncesinde olsaydı bütün Ermenileri yeryüzü haritasından silebilirdi ve buna hiçbir devlet de itiraz edemezdi. 1915’te haklı olarak Tehcir Kanunu’nu çıkarıp, Ermenileri daha güvenli yerlere göçe tabi tutmanın adı günümüz de bazı kesimlerce haksızca “soykırım” olarak adlandırılmaktadır.

Türk Devleti’nin derdi soykırım olsaydı, Ermenileri daha güvenli yerlere yerleştirme derdinde olmaz, gittikleri Suriye’de rahat edebilmeleri için tedbir almaya çalışmaz, bulundukları bölgede ortadan kaldırırdı. Bu konudaki bütün belgeler, Türk devlet arşivlerinde mevcuttur. Soykırımla suçlanan ise tarihinin hiçbir döneminde, böyle bir hadise görülmeyen Müslüman Türk insanıdır.

*** Bir zamanlar Van’da esnaflık yapan Ermeni asıllı Karapit Nedeniyan Rus asıllı Ermeniler’in, Anadolu'daki Ermeniler’i kışkırtması üzerine üzüntüsünü şu şekli de dile getirmiştir: “Ah sebep olanlar ah, eviniz yıkılsın. Güzel güzel yaşıyorduk. Türkler’in süremediği sefayı biz sürüyorduk. Bizim gençlerimizi kandırarak kendi emelleri uğruna çalıştırdılar. Şimdi her birimiz dünyanın bir yerindeyiz.”

Yukarıdaki temiz, iyi niyetli ve vicdanlı Ermeni asıllı kişilerin söylediklerinde ve itiraflarında şu sonucu çıkarmak çok gerçekçi olacaktır:

TÜRKLER ERMENİ S O Y K A Y R I M I YAPMIŞTIR. (Necati Aydın Parola Yayınları 2013)”